Newton, Einstein, Bir hakikati açıklama metodu olarak bilim…

Newton, einstein, bir hakikati açıklama metodu olarak bilim…. 

Newton… 

Çoğu insan tarafından dünyanın en zeki insanı olarak kabul edilir. 30 yaşına kadar bilimle uğraştığı kısacık ve çok erken dönemde bilime sayısız katkılar sunan birisi.

Newton’un ne kadar büyük bir adam olduğunu Alexander Pope’un Newton üzerine söylediği şu sözünden anlayabiliz: “Doğa ve doğanın yasası karanlıkta saklıydı. Tanrı Newton’a ‘ol’ dedi ve her şey aydınlandı.”

Newton öyle bir şey yaptı ki bırakın bilimsel buluş ve katkıyı, insanlığın zihniyet yapısından düşünüş tarzına, inançlarından ekonomilerine kadar her şeyi değiştirdi.

İnsanlığa umut verdi. En hakiki yöntemin bilimsel yöntem olduğunun ve bu yöntemle bütün evrenin sırrını çözülebileceği iddiasının anahtarını insanlığa teslim etti. 

Doğa felsefesinin matematiksel ilkeleri kitabını yazdı. Bu kitap çoğu kutsal kitaptan daha değerli bir konuma yükseldi. Artık doğayı çözmenin şifreleri bu kitapta geçiyordu. 

İnsanlığın başından beri merak ettiği tüm soruların cevapları bu kitaptaki şifreler, ilkeler, formüller yoluyla tek tek çözülecekti.

Kendisinden sonra yaklaşık 300 yıl boyunca bilim adamları kainatın sırrını bulduklarını sanacaklardı. 

Bilirsiniz; bilim, hakikati açıklama metotlarından biridir. Hakikati açıklarken kullandığı metot deney-gözlemdir. Bilimin kullandığı dil de matematiktir. 

Newton insanlığa matematiğin doğanın dili olduğunu göstermiştir. Newton’dan sonra artık kesin bir şekilde insanlar bilime tapma düzeyinde inanacaklardı. 

Kurtuluş bilimdeydi. Kilisenin yerine laboratuvarlar geçecekti. Kutsal kitaplar yerini makalelere bırakacaktı. Rahiplerin koltuğuna bilim adamları geçecekti… 

Elbette tüm sebepleri Newton’a bağlamak hatalıdır. Newton’dan önce yaratılan, geliştirilen bir matematik ve fizik bilgisi vardır. Ancak Newton eksik olan bu dile yeni kelimeler (formüller) kazandırarak kekeme olan matematiği konuşturmuştur. 

Kalkülüsü keşfederek sakat matematiği yürütmüştür zira Kalkülüsle beraber hareket ve değişim de matematiksel olarak açıklanabilir hale gelmiştir. 

Artık fiziki olayların neredeyse tamamı matematikle açıklanabilir düzeye erişmiştir. Doğanın sırrı kağıda dökülmüş, kağıda dökülenler doğayı aşmıştır. 

İnsanlık, doğayı aşmıştır. Çünkü onun bilgisine vakıf hale gelmiştir. Bilen taraf her zaman üstündür. Artık egemen olan doğa değil, insanlık olacaktır. 

Newton bilim dünyasının tanrısı ilan edilecek, her yasası ayet kabul edilecektir. Newton’a karşı gelmek şirk işlemek gibi sayılacaktır. Taa ki Einstein’a kadar. 

Einstein newton yasalarına başkaldıracaktır. Doğanın, Newton’un yasalarının söylediği gibi hareket etmediğini daha doğrusu kısmen hareket etmediğini söyleyecektir. 

Newton, zamanı sabit olarak alarak hata yapmıştır. Einstein yüksek hayal gücü, müthiş matematik ve fizik bilgisi ve düşünce deneyleri sayesinde bulduğu izafiyet teorisiyle doğayı hakikate daha yakın şekilde çözümlemiştir. 

Einstein, bilimdeki Newton hükümranlığına son vermiştir. Bilime kazandırdığı görelilik teorileri yüzünden, bilimin ‘hakikati kesin olarak bulacağız’ iddialarının gücü zayıflamış, bilime olan inanç azalmıştır.

Einstein’den sonra kuantum fizikçileri Einstein’i aşacak, bize doğanın bambaşka bir yüzünü daha gösterecektir. Bu dünyada ne Newton ne de Einstein’in yasaları işe yarayacaktır. 

Bilim göklere çıktıkça göklerde farklı yasaların olduğunu, bölüp parçaladıkça atomların dünyalarında farklı yasaların döndüğünü fark etmiştir. 

İnsanlık, bu iddialı bilim ve bilimsel metot çıkışından başlangıçta çok ümitliyken 20. Yy’ dan sonra ümidini günden güne yitirmiştir. 

Artık hakikate bilim yoluyla da ulaşamayacağını anlayan insanlık eski metotlarını gözden geçirme zorunda kalmıştır.

Bilimsel yöntemin benimsendiği dönemde önemini tamamen yitiren mitolojik, felsefik ve dinsel yöntem 20.yy’ın son çeyreğinden sonra tekrardan önem kazanmaya başlamıştır. (post-modern dönem) 

Her dönem kendisini biricik hakikati açıklama metodu olarak gösteren yöntemlerin tümü tek tek boşa çıkınca toplumsal hafızaya sahip çağdaş insan bu metotların zararlı kısımlarından vazgeçip faydalı kısımlarını birleştirip ortaya karışık bir yöntem benimsemiştir. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum