Ne Yiyoruz?

Şu anda bir instagram sayfasında paylaşılan istatistikleri gördüm. Hangi meyvede, 1985 yılında ne kadar kalsiyum, amino asit, magnezyum ve vitamin varmış, 2020de hangisinde, oranlar ne kadar değişmiş? Hepsinde bu yararlı değerler o kadar çok azalmış ki? İnsan ister istemez “biz ne yiyoruz o zaman?” diye soruyor.

Mesela 1985de Ispanak’da Magnezyum oranı 100 gramda 62gram iken, 2020 de 15 grama inmiş durumda. Muzda eskiden 27 gram magnezyum varmış. Şimdi 14 gram olarak duyuruluyor.  Brokolide 1985de 103 gram belirtilirken şimdi 28 gram olarak tanımlanmış.  Çilekte 1985 yılında vitamin C değeri 60 olarak bildirilirken şimdi 8 olmuş.

En büyük kayıp  yüzde 95 farkla muzdaki B6 vitaminde.Sonra fasulyedek i B6 vitamini yüzde 76 azalarak ikinci sıraya yerleşmiş. Fasülyedeki kalsiyum oranı %51, amino asitler %23 azalmış.

Sebep? Verimsiz toprak, çevre kirliliği, hızlı gelişme, gıdaların uzun dayanma süreci için kullanılan aromalar, ata tohumu ile üretilemeyen sebze ve meyvelerin her yıl gittikçe yapaylaşması. Vücudun ihtiyacı olan besinleri günümüz gıdalarından karşılamanın mümkün olmadığını söylüyor doktorlar. Bu yüzden de gıda takviyeleri alıp, kullanmak gerekiyor. Tabi ki lif ve posası da olmadığı için takviyeler de bir yere kadar yarar verebiliyor. Normal, sağlıklı ürünlerin yerini tutmuyor.  Ama doğal ürünler de yeterli ihtiyacı karşılamıyor. Ne olacak böyle?

Bir de D ve B12 vitamini almamız söyleniyor. O da nerelerde var? Yumurtada, peynirde. Ama yumurtanın ve peynirin de otla – böcekle beslenen, güneşte gezip, doğal ortamda büyüyebilmiş, güneş görmüş ineğinden, tavuğundan, koyunundan, vb. olanları makbul.  Açık hava, güneş, toprak, ot, böcek… Bunlarla beslenebilen ineği ve tavuğu nerede bulup da sütünden peynir yapacağınız ve yumurtasını toplayıp yiyebileceğiniz size kalmış! A4 kağıdı büyüklüğünde, floresan ışık altında büyütülen tavukların eti de yumurtası da makbul değil. Ona göre!

Bu durumda, A, C, E vitamini ile folik asit alabilmek için yiyeceğimiz brokoli kaç kilo olmalı acaba? Malum, içlerindeki değerler azalmış. Gerektiği kadarını yemek için normalde 250 gram gerekiyorsa, değerlerinden yoksun kalmış brokoli ile gereken vitaminleri alabilmek için bir kilo filan yemek gerekecek galiba?

Bana kalırsa, şöyle bir şey yapalım. Mesela bağışıklığı güçlendirmek için beyaz renkte gıdalar tüketmemiz isteniyor. Süt ürünleri ve yumurta gibi. Kanserden korunmak için turuncu ve kırmızı renkteki gıdalar söyleniyor. Portakal, havuç, kayısı, şeftali, mandalina, domates, kapya biber, karpuz gibi.Yine kemik sağlığı, kanser ve uzun yaşam için mor renkli gıdalar da öneriliyor. Üzüm, patlıcan, erik gibi.  Bunların hepsini ne kadar alıp, ne kadar yiyebiliriz tahmin etmek zor. Bazen de kuruyemişleri öneriyorlar. Fındık, ceviz, kavrulmamış badem ve fıstıktan bahsediliyor.  (şimdi arada ekleme yapanlar oluyordur. D vitamini balık ve peynirde de var. Ya da K vitamini de yeşilliklerden alınmalı, diyenler de olacaklardır. Doğru. Hepsi var ama ben buraya hepsini yazamam. Yazarsam kitap olur. Onu da yazan, fitoterapist, uzman doktorlarımız varken bana düşmez. Sonuçta ben de sizler gibi kanser olduğum ve kanserli bir eşe baktığım için bu konularla ilgilenen, dışardan bilgi edinen normal bir insanım. Kitap yazarıyım. Tıp ya da besinlerle ilgili eğitimim yok.)  En iyisi, televizyondan dinlediğimiz doktorların dediğini söyleyerek, konuyu noktalayayım. “Gökkuşağı gibi rengarenk besinlerle beslenin. Hepsinden kararında yiyin. Abartmayın. Moralli olun. Güneşi gördüğünüz zaman dışarı çıkıp yürüyüş yapın. 

… Ve doktorların söylemediği bir şey daha:  “Çiçekleri ve hayvanları sevin. Ağaçlara sarılın. Kedileri sevin. Mümkünse evinizde bir canlı besleyin.  Kedi- köpek olmasa bile bir kaktüs dahi olsa besleyin. Sizi mutlu edecektir.”

Sağlıcakla kalın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.