mehmet enes geçici

Paylaş |

Türkiye Futbol Federasyonu’nun Futbol Geliştirme Merkezi eliyle yürüttüğü HERKESiçinFUTBOL projesinin hakem eğitimi, ilk ürünlerini verdi. 15-55 yaş arasında herkesin başvurabileceği HiF hakemliği için 100 kişinin eğitildiği ilk kurs tamamlandı. Biz de bu kursu başarıyla tamamlayıp HiF Turnuvalarında müsabaka yönetmeye başlayan Hakan Dinçkol, Can Cengiz ve Sibel Bahar’la HiF Hakemliği’ni masaya yatırdık.

mehmet enes geçici

“HERKESiçinFUTBOL” programı, TFF’nin en önemli projelerinden birisi. Futbolu tabana yaymayı ve futbol oynayan insanların sayısını artırmayı amaçlayan Türkiye Futbol Federasyonu, Futbol geliştirme Merkezi bünyesinde oluşturduğu “HERKESiçinFUTBOL” birimiyle bir yandan futbolu her yaşta ve her yerde oynayacak, tarafsız bir şekilde izleyip yorumlayacak nesiller yetiştirme görevini üstlenirken, bir yandan da düzenlenecek HERKESiçinFUTBOL turnuvalarında görev yapacak hakemlerin eğitimini sağlıyor.

HİF Hakemliği yapabilmek için “Sağlık kurumundan hakemlik yapabileceğine ilişkin sağlık raporu almak, en az 15, en çok 55 yaşında, adli sicili temiz ve 18 yaşından küçükse kaza-i rüşt veya anne-baba muvafakatini almış olmak” yeterli.

2008 yılının Aralık ayından itibaren HİF hakemliği için başvuruları toplamaya başlayan Futbol Geliştirme Merkezi, hakem adaylarına yönelik eğitimlerine de 6 Mart 2009’dan itibaren başladı ve ilk kursun ardından 100 gönüllü HİF hakemi olmaya hak kazandı.

Biz de bu öncü hakemler arasından seçtiğimiz üçüyle HİF hakemliğini neden tercih ettikleri ve neler bekledikleri hakkında konuşalım istedik. 28 yaşında bir Türkçe öğretmeni olan ancak meslek olarak “mağaza yöneticiliğini” seçen Hakan Dinçkol, 17 yaşındaki öğrenci Can Cengiz ve aynı yaştaki bir başka öğrenci Sibel Bahar, konuyla ilgili sorularımızı cevaplandırdı.

“Neden futbolcu değil de hakem olmayı tercih ettiniz?” sorumuza Hakan Dinçkol, “Bu bir tercih değil aslında. Futbolcu olmayı istemiştim ama ailem bu duruma birkaç önemli müdahalede bulununca olmadı. Ama hakem olmamı sadece ben istemedim. Bu konuda bana destek olan birçok insan olduğunu gördüğümde bu istediğim daha da arttı. Aslında geç alınmış ve ertelenmiş bir karardı benim için. Bu kararı almamda değer verdiğim birkaç kişinin önemli teşviklerinin büyük payı var. Sadece bu zamana kadar fitili ateşlemek gerekiyordu ve bunu başardım” cevabını verirken, Can Cengiz, “6 yıldır futbol oynuyorum. 4 yıl İdealtepe’de, 2 yıldır da Kartal B Genç Takımında oynuyorum. Bu yıl grubumuzda şampiyon olduk. Şimdi Türkiye Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Şimdilik hakemlik ve futbolcu olmak konusu yol ayrımına kadar birlikte sürecek. TFF internet sitesinde HFF hakemliğine müracaat edildiğini öğrendim. Babam da eski bir hakem. Uluslararası hakem seminerlerine ailece katılarak hakemler ve aileleri ile iç içe büyüdüm. Hakemliğe ilgim nedeniyle bu kursa müracaat ettim” diyor.

Sibel Bahar’ın aynı soruya cevabı ise şöyle: “Zaten futbola ilgim ve futbolcu bir geçmişim vardı. Çeşitli kadın takımlarında oynadım. Ancak Türkiye’de kadın futbolunun diğer Avrupa ülkelerine göre geriden geldiği apaçık ortada. Ancak hakem olunca durum biraz farklı. Hakemlere saygı var, daha elit bir topluluk, aynı zamanda derslerimde de aynı başarıyı sağlamak istiyorum. Dolayısıyla hem akademik hem de futbol kariyerim açısından hakemlik daha cazip geldi. Futbolculuğu bırakmama rağmen futbol tutkum hiç bitmedi. Buna daha çok çevremdeki insanlar sebep oldu. Başta çok yakın arkadaşlarımdan hakem arkadaşım Hasan Tekin bana teklif getirdi, ben de sıcak baktım. Hakem olduğunuzda sosyal yaşam açısından çok renkli bir hayata giriveriyorsunuz. Değişik bir ortam, futbol, arkadaş çevresi her şey çok renkli. Okulumla beraber çok rahat yürütebiliyorum. Kendime de vaktim kalıyor. Ayrıca bu işi para için yapıyor olmak çok mantıksızca. Sonuçta yaparken zevk aldığın bir işse bu; neden sizi cezbetmesin ki?”

Üç genç hakeme ikinci sorumuz, “Hakemliğin artı ve eksileri nelerdir?” oluyor. Hakan Dinçkol bu soruya şöyle cevap veriyor: “Einstein’a göre ‘en küçük bir önyargıyı yıkmak, atom çekirdeğini parçalamaktan zordur.’ Ülkemizde de hakemlere karşı hep bir önyargı olduğunu görürsünüz. Hakemlerin çok fazla eleştirilmesi ve olumsuz ifadelendirilmesi bu işin eksi değil ama onarıma ihtiyaç duyulan bir noktası benim için. Artısına gelince; her kültürden ve her kesimden insanı bir araya getiren bu oyunun en önemli parçalarından biri olmanın verdiği mutluluk tartışmasız.”

Can Cengiz ise aynı soruyu “Kamuoyunda tanınmak, seyahat etmek, üst düzey sporcu, antrenör ve yöneticilerle tanışmak, FIFA hakemi olarak ülkemi yurt dışında temsil edebilmek artıları. Diğer yandan da yöneticiler ve antrenörler her türlü başarısızlığı hakem kararlarında arıyor. Çok başarılı olabildiğiniz bir maçta yapacağınız bir hata sanki maçın tamamını kötü yönetmişsiniz gibi gündemden düşmüyor. Sanki sahada tek kötü hakemmiş gibi yazılıyor gösteriliyor. Bu da eksileri” şeklinde cevaplandırıyor.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.