KOCA BİR ACI: AŞK

Herkese merhabaaa!

Uzun bir aradan sonra ve yanlışlıkla son sildiğim yazılarımdan sonra [(nasıl olduğunu sormayın :)] geri sizlerle birlikteyim. Aslında uzun bir zamandır yazacak bir konu ya da içimde ilham yoktu. Hal böyle olunca klavyenin başına geçtiğiniz de parmaklarınız geri geri gidiyor ve minimum 1250 karakteri nasıl geçeyim diye düşünüyorsunuz. 

Normal de de hep böyle değil midir?

İstemediğimiz bir işin başına geçtik mi ne sayfa biter ne de saat geçer..

Ama ya sevdiğiniz bir şeyi yaparken yada sevdiğiniz bir kişinin yanındayken zaman su gibi akıp geçmez mi?

Hele ki deli gibi aşıksak, kendimizden daha çok seviyorsak ( belki de öyle zannediyoruzdur! ) akrep, yelkovan hareket etmesin isteriz. Sonsuza kadar aşığız ya zamanda sonsuza kadar dursun. Çok sevdiğimiz zamanın akreple yelkovan arasındaki uyum gibidir belki de aşk.. Gelelim tüm kalbimizi yerinden oynatan o küçücük ama etkisi büyük olan aşka… 

Aşk;

3 harften 1 heceden oluşan yazılışı küçük ama yaşattıkları dünyada hem cehennemi hem de cenneti yaşamak.

Çocukluk, ilk, ortaokul, ergenlik, üniversite çağı…

Her anın aşkı vardır. Derler ki;
“Sadece birine aşık olursun geri kalanlar birer arayıştır.”

Eğer gerçekten aşık olduysanız ve öyle olduğunuzu varsayıyorsanız bunu düşününce biraz mantıklı gelir.

Hmm! ‘Azcık doğru söylüyor olabilir’ deyip o kısa anlık bir hak vermeden sonra o an ne yapıyorsanız ona devam edersiniz. Çünkü biz herkese aşık olduğumuzu zannederiz. Ne de kolay sevgiyle karıştırılır kendisi..

Aşkla sevgi farklı şeylerdir. Aşkın temel taşı sevgidir. Sevgi artık içimizde o kadar büyük bir hal alır ki o bir üst kademeye geçmek ister. Aşka.. Ondan kopmak istemeyiz, onunla tüm iyi kötü anlarımızı paylaşmak isteriz, o artık bizim için bir organ gibi olup onun eksikliği sanki tüm organizmayı bozacakmış gibi gelir. Onun gülüşüyle güneşimiz doğarken o ağladığında hayatımız kabus olur. En uyduruk şeylerden kavga ederken bile onu ne kadar sevdiğimizi düşünürüz. Onu o kadar çok kalbimiz de taşırız ki artık ikimiz bir ben olmuşuzdur. Çok sevmek harikadır ama acısı da bir o kadar ağırdır. Ama o acılar..

Sanki kemikleriniz parçalanıyor gibi canınız çok yanıyor olabilir, gözlerinizdeki yaşlar hiç dinmeyecek gibi kalbiniz yerinden çıksın da artık bu dertlerinizden kurtulmak istiyor olabilirsiniz. Ama bırakın o acıyı doya doya yaşayın yaşayın ki siz siz olun. 

Zamanla tüm acılarınız dinecektir ama onun size yaşattığı o duyguları hatırladığınız da yüzünüz de oluşan tebessüm her şeye bedeldir. 

Aşkla kalın..

 

okur

Yazar: Nurtiş

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın
  1. Öncelikle yorumlarınız için teşekkür ederim. Ben bu yazıyı yazarken hiç bir açıdan ne felsefi ne de edebi bir yandan yazdım. O an içimden ne geçiyorsa hangi duygular içimden taşıyorsa onları aktarmak istedim. Eğer edebi yönden bir metin yazsaydım daha çok araştırır daha çok alıntı yapıp daha kurallarına uygun yazardım. Şu an bu yazı kafamdakilerin aynısı diyebiliriz. :))))))

  2. Aşkın; sevgi üzerine değil, saplantı üzerine temeli olan duygu olduğunu düşünüyorum. Kendi özsaygını yitirip, karşıdaki insanı tanrısallaştırma çabasına girmekten başka bir şey değil, benim gözümde. Sonucunda nefret duygusunu ömür boyunca iliklerine kadar hissettiren bir duygu aşk. İnsanlar bunu sevgi olarak nitelendiriyor fakat aşkın temelinde, nefretin büyüklüğü yatıyor. Fikirlerinizin edebi tarzda güzel ve duygusal fakat felsefik tarzda yetersiz olduğunu düşünüyorum. Yine de edebi tarza göre değerlendirirsek(ki öyle değerlendirilecek bir metin sanırım) çok hoş bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.