Kendimizi Değiştirmek Mümkün mü?

Kendimizi Değiştirmek Mümkün mü?

Kendimizi Değiştirmek Mümkün mü?

Jiddu Krishnamurti şöyle der: ” Dünyayı değiştiremezsiniz,sadece kendinizi değiştirebilirsiniz.Böylelikle zaman içinde dünyayı da değiştirirsiniz.”

Krishnamurti’nin sözünün orjinalliğini bozma gibi bir amacım yok ama küçük bir oynama yapmak istiyorum.”Dünyayı değiştiremezsin,sadece kendini değiştirirsin.Böylelikle dünyan değişir.” İç dünyasını değiştirmeyen biri dünyayı değiştirme hayalleri kurmamalı bence.İlk hedefiniz kendi dünyanız olmalı ki bu sizi bir Atlas’a( Yunan mitolojisinde Iapetos ile Klymene’nin 13 çocuğundan en güçlü olanıdır. Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır.) dönüştürsün.Odanızın düzenini değiştirmek kadar kolay olmasa da kendimizi değiştirmek mümkündür.”Bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur” hurafelerine kulak asmamalısın.Değişimin önündeki en büyük engellerden biri de ” böyle gelmiş böyle gidecek” duvarıdır.İçimizdeki kasvet duvarının oluşumu tamamen inanmakla alakalıdır.Bu durumu hemen yapılan bir deney ile örneklendireyim.

Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven kurarlar.Kafesin tepesine de iple muz asarlar.Herhangi bir maymun bu merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde,dışarıdan basarlar tazyikli suyu. Tabi sadece merdiveni tırmanan maymun değil diğerleri de bu basınçlı sudan nasibini alırlar.

Sonra maymunlardan biri dışarı alınıp,yerine yeni bir maymun(adı “A” olsun)konulur .A’nın ilk yaptığı iş muzlara erişmek olur tabi ama diğer dört maymun buna izin vermez ve güzel bir dayak atarlar.Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla (adı “B” olsun) değiştirilir.B de merdivenlere yaptığı ilk harekette dayağı yer.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun(adı “C” olsun) ilk atağında o da diğer maymunlar tarafından cezalandırılır.”A” ve “B” maymunu yeni gelen “C” maymununu neden dövdükleri konusunda hiçbir fikri yoktur.Yine de şiddetle döverler.En başta ıslanan maymunlardan kalan 2’si de yerini yenilerine bıraktığında(“D” ve “E”) tepelerinde bir salkım muz olduğu halde hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadırlar.

Neden mi ? Çünkü burada işler böyle gelmiştir ve böyle gitmektedir.Maymunlar onları ıslatan bir su olmamasına rağmen tepelerindeki bir salkım muza yeltenmediler.Birbirlerini sebebini bilmedikleri bir nedenden ötürü dövüp cezalandırdılar.Değişim için değişimin gerekliliğine inanmak gerekir.Hayatımızın %90’ı bizim elimizdedir.%10’luk kısım ise kontrol dışı gelişen olaylardır.Hastalık olur,ölüm olur,otobüsün geç gelmesi vb.Kontrol dışı gelişen olaylar bizi yıkıma uğratmamalı.Gülüp geçin demiyorum bu tabi can sıkıcı olacak. Fakat siz bunun yıkımın enkazını toparlamadan bir başta deprem daha olacak.Sonra pesimist tavırlardan kaçamayacak her şeyin birden üzerinize geldiğini düşüneceksiniz. Fransız atasözünün dediği gibi:

 “Her şeyin üzerimize üzerimize geldiğini düşünüyorsak,belki de biz ters yönde gidiyoruzdur.”

Bunun farkına vardığımızda değişim başlar işte. Sonrasında yapmamız gereken tek şey harekete geçmek olur. Eylemsizlik bir eylem değildir. Eylemsizlik sizi çürütür.Sadece düşünmek hiç bir halta yaramaz arkadaşlar.Bu yazıyı sabah 10:00’da yazmaya karar verdim.Gün içinde kendime bir sürü lüzumsuz iş buldum ve bu yazı için harekete geçmedim.Ama 10’da karar verdiğim şey neden gerçekleşmedi halbuki zihnimde konuyu bile canlandırmıştım 🙂 .Eylemin peşi sıra plan gelmelidir.İşler planlı ilerlerse kontrol yüzdeniz artar.Çoğu olay sizin haberiniz dahilinde gelişir ve kontrol dışı durumlarla daha az karşılaşırsınız. Planınıza uygun hareket ediyorsanız ve bu süreklilik sağladıysa kendinizi ödüllendirerek başarınızı kutlayın.

Değişim döngüsünün büyük kısmını inanmak oluşturur.

Arı Bee’nin hikayesinden:”Bilinen tüm havacılık kurallarına göre bir arının uçabilmesi mümkün değildir.Kanatları,şişko karnını yerden kaldırmak için çok küçüktür.Ama arılar her şeye rağmen uçar.Çünkü arılar,insanların “imkansız” dedikleri şeyleri takmaz.

İşin bir de kader boyutu vardır.Hepimizin içinde bir kader inancı olmalıdır diye düşünüyorum.Fakat bu rast gitmeyen her işimizde araya kalkan olarak kaderi sokacağımız anlamına gelmiyor.Oldu canım sen olması için kılını kıpırdatma sonra kader de ! Bu konuyu da İsra suresinin 13.ayetinin tefsiri ile özetlemek istiyorum ; ” Biz sizin kaderinizi kendi çabanıza bağladık”.

Her zaman bir önceki zamandan farklı olabileceğinizin farkında olun.Bugünün bundan sonraki yaşamının ilk günü ve yıllardır sanki bu günü bekliyormuş gibi heyecanla yaşamaya başlayın.Bu dahil tüm genellemelerin yanlış olduğunu unutmayın.Hayalleriniz,hedefleriniz olsun.Düşünün,harekete geçin,planlayın,süreklilik sağlayın.Tebrikler değiştiniz 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.