KENDİ FARKINI FARK ET

Kendimi keşfetme yolunda sıkça çamura batıp çıkmışlığım, güneşte kurutulup kızartılmışlığım; beni çok yaşa Benan sloganlarıyla havaya atıp tutmayan insanlarla yüksek hat gönül bağı kurmuşluğum çok. Bu süreçte gülümse çekiyorum diyen çok sevdiklerime sonsuz güvenle gülümserken, karşıdan gelen kamyonu göremediğim hazin kazalarla dolu hafızam ayrıca. Şimdilerde anlıyorum ki bu hayatın kendi Lügat’ında ‘’Yaşa ve anla’’ Benan’cığım deme şekliymiş. Ama bildiğim ve emin olduğum tek gerçek, tüm sıkıntılarımın aslında özünde benimle alaka olduğudur. Şuracıkta uzanıp çocukluğuma dönsem, salya sümük geri gelirim herhalde. Neydi baba Freud’un tekniği? Hani şu dediğim çocukluğa dönme olayının ismi? Psikanaliz… Türkçe meali, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışılması. Yani 0-7 yaş arasında neleri alıp yerleştirdiysek beynimize, işte o ruhumuza sirayet etmiş ve karakterimizi direkt ele geçirmiş oluyor durumu. Tabii ki armut dibine düşer. Ayrıca, epigenetik durumları da es geçmemek lazım. – Epigenetik, biyolojide, DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda irsi olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalıdır. Diğer bir deyişle, irsi (kalıtımsal) olup genetik olmayan fenotipik (Fenotip ya da Dışyapı, genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansıması) varyasyonları incelemektedir-. Yani bu süreçte, beni benden eden; sizi yerden yere çalan en yakınlarımızdaki insanlar olmuş oluyor. Baş kahramanlar anne ve babalar… Ne yarı yolda beni atından aşağıya atan beyaz atlı prensim ne de ruhumu sömürme odaklı sevgi seli insanlar; hiçbiri asıl nedeni değil şu içimdeki kokuşmuş deniz mahsulü hissiyatların. Bu durumda hırsızın hiç mi günahı yok? Var olmaz mı? Hırsızın yedi ceddinin bile günahı var… Ama bu hırsızın problemi. Bugün mutlu olduğum bir an da bile benim bir gözüm toprağa bakıyorsa ve yine mutsuzken nedeni bilinmez vücut ağrıları yaşıyorsam ki bu duruma da – Psikosomatik ağrı, yani kronik ve fiziksel semptomları olan ancak tıbbi bir açıklaması olmayan bir rahatsızlıktır. Bu terim zihinsel durumumuzu anlatan psike ve vücut anlamına gelen soma kelimelerinden türemiştir. Yani psikosomatik ağrı kişinin psikolojik durumu tarafından tetiklenen fiziksel bir ağrı türü – deniyor. İşte tam da bu noktada kişi kendinden bilir işi diyerek karşımızdaki insancıkların nasıl katman katman, nasıl karmakarışık ve kronikleşmiş duygu, düşünce, inanç vb. ve bunların bileşkesi karakterlere sahip olduklarını bir çırpıda olmasa da, yavaştan anlayabiliyoruz. Anlayabiliriz anlamasına ama ey insan, önce kendine bak ve kendinden başla anlamaya! Katmanlarını çöz; derinlerinde gizlediğin duygularını hisset ve kapını sonuna kadar önce kendine aç. Mesela 3 yaşındayken yataktan düşürülmüş olman, yükseklik korkunun temelindeki travman olabilir. Veya komşunun kızı Ayşe ile seni kıyaslayan bir anneye sahipsen, kıskançlık gelip karakterine oturmuş ve seni haset içinde kıvrandırıyor olabilir. Bak, her şey olabilir! Bul onları. Yoksa deli danalar gibi dönüp durduğumuz şu hayatta, kendini en iyi şekilde bilmek kadar neyi bilmek önemli olabilir ki? Kendinden başla fark etmeye. Fark et ve sonrasında canın ne yapmak istiyorsa onu yap. Ama önce bencilliğinin ve doyumsuzluğunun nedenine in, en derinine… Mutsuzluğun kilitlenip kapatıldığı yer işte tam da orada.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.