Gece yarısı, şehrin sessizliği ve hafif bastıran yağmur, o an ona o kadar huzur vermişti ki, gözlerini kapar kapamaz derin düşüncelere daldı. Sabah saatlerinde dolaşırken ağaçtaki ilanda gördüğü kayıp kız çocuğunu düşünmeye başladı. Acaba kaybolmak nasıl bir histi, ona ne hissettiriyordu? Kafasında bu sorular dönerken uyuyakaldı. Rüyasında gecenin karanlığında tek başına sahilde kalmış bir kz çocuğu gördü. Kız çocuğa çaresizce gökyüzüne bakıp yardım istiyordu . ‘‘ Lütfen bana yardım et, lütfen bana yardım et. ‘’ diye Birdenbire çocuğun olduğu yere Ay’dan upuzun bir ışıktan ip sarktı. Tam bu sırada kulaklarında da şu ses yankılanıyordu: ‘‘Ay’ın ışığını yakala , Ay’ın ışığını yakala.’’ Çocuk hemen yukarı doğru bir hamle yaparak ışıktan olan ipi tuttu. Işığı tutar tutmaz, kız çocuğunun yüzü belirginleşti; bu oydu, ağaçtaki ilanda kaybolan kız… Yüzünü gördükten sonra rüyaymış diyerek aniden uyandı. Telefonunu eline alıp son dakika haberlere göz gezdirdi ama o kaybolan kayıp kız çocuğuyla ilgili hiçbir gelişme yoktu. Saate baktı, okul saati yaklaşmıştı, elini yüzünü yıkadıktan sonra giyindi ve yola koyuldu. İlk dersi felsefeydi ve pek ilgisini çekmezdi. Okula vardıktan sonra kahvesini alarak sınıfa geçti. Hocası her zamankinden farklı bir giriş yaptı o gün derse . Elinde bir kitap vardı; tüm sınıfa ‘‘Aranızda bu kitabı okuyan var mı?’’ diye sordu. Sınıfta tek bir kişi bile parmak kaldırmayınca okumaya başladı: ‘’SORULARIMIN CEVABI’’ Yaşamımızın her anında birsürü soru kalıpları kullanırız. Kimi zaman hayat kargaşası içinde bu soruların farkında bile olmayız.Ama aslında bazen karşımıza çıkan şeyler, sorularımızın cevaplarıdır. Hayatımızdaki insanlar, seçimlerimiz,olaylar, izleyip dinlediklerimiz, rüyalar,konuşmalar,tesadüfler vb. Hocası kitaptan birkaç örnek daha okuduktan sonra aklına dün gece gördüğü rüya geldi; acaba o rüyada onun sorularına bir cevap olabilir miydi? Ama ne soru sormuştu ki bu rüyayı görmüştü? Bir türlü anlam veremiyordu, kafası karışmıştı. Bu durumu parmak kaldırarak hocasıyla paylaştığında, hocası ondan gözünü kapatıp uyumadan öne ne yaptığını, ne düşündüğünü hatırlamasını istedi. Kaybolan kızı düşündüğünü , kayıp olmanın nasıl bir his olduğunu ve ona nasıl hissettirdiğini düşündüğünü söyledi. Hocası, ‘’İşte bu!’’ dedi sen bir soru sormuşsun, cevaaplarını almışsın dedi . Kayıp olmanın nasıl bir his olduğunu somuşsun ve gecenin karanlığında tek başına kalmış kızı görmüşsün, onun çaresizliğini. Ona nasıl hissettirdiğini sorduğunda ise o durumda Ay’dan yardım isteyip mucizevi bir şekilde Ay’ın ona ip sarkıtıp onu kurtardığını görmüşsün. Bu kadar çaresiz bir durumda kayıp küçük kız çocuğunun umudunu görmüşsün, dediğinde tüyleri diken diken olmuştu Gerçekten de bazen sorularımızın farkında bile olmuyoruz düşüncelerimiz bile soruya dönebiliyor diye düşündü . Demek ki, soru sorarken bir şeyleri düşünürken olumlu ve poztif şekilde düşünürsek, aldığımız cevaplar da hayat bu şekilde olabiir, dedi ve hocasına teşekkür etti.
KAYIP KIZ ÇOCUĞUNUN UMUDU
