Gerçekten Empati yapabiliyor muyuz?

Empati diğer kişinin o an ne hissettiğini veya düşündüğünü kendi duygularından ve düşüncelerinden bağımsız olarak anlama durumudur. Kendisiyle karıştırılan sempati ise karşıdaki kişinin hissettiği duyguyu hissetmektir. Örnek vermek gerekirse bir arkadaşınız üzüldüğünde buna üzülmeniz sempati, ancak onun o andaki hislerini anlama çabanız empatidir.

Sempati durumlara biraz daha yanlı bakmamıza neden olur. Sempati duyduğumuz kişilere karşı onaylama, koruma, iyiliğini isteme gibi duygular besleriz. Empati anlama çabasıdır, sempati de ise anlamaktan ziyade hak vermek önemlidir. Onu anlamaya çalışmaktan ziyade duygularını yaşarız. Sonuç olarak Empati yardım etmeye, çözüm bulmaya yönelikken, sempati ise herhangi bir çözüm içermez.

Sokakta annesi olmayan yavru bir kedi gördüğünüzde bu duruma üzülmeniz sempati yaptığınızı gösterir, annesi yanında olmadığı için üzülmüş olabileceğini düşünüp annesini bulmaya çabalanız ise empatidir. 

Peki, gerçekten empati yapabiliyor muyuz?

Empati birçok kaynakta kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyması tabiri caizse onun ayakkabılarını giymesi olarak tanımlanmaktadır. Hayatta hiçbirimiz şuan olduğu yere aynı yollardan geçerek gelmedik. Yani hepimizin ayakkabıları farklı yollar gördü. Hal böyleyken gerçekten birbirimizi anlamamız mümkün mü? 

Hiçbir yakınını kaybetmemiş biri bir yakınını kaybetmiş birini anlayıp onunla empati yapabilir mi? Yukarıdaki tanıma göre hayır çünkü böyle bir tecrübesi yok ancak onu anlamaya çalışabilir ki bu da empati kurmaya çalıştığını gösterir. Ancak tam anlamda empati yapması mümkün değildir. Kişinin duyguları tahmin edebilir olsa da onun duygularını tam anlamı ile anlamak mümkün olmayacaktır. 

Yolda giderken 3-4 yaşlarında yalnız bir çocuk gördünüz ne düşünürsünüz? Öncelikle çocuk için endişelenir belki de üzülürsünüz. Bu sempatidir. Sonra çocuğun yalnız ve korkmuş olabileceğini düşünür annesini aramaya başlarsınız. Bu da empati çabasıdır. Çaba olduğunu söylemek istiyorum çünkü çocuğun gerçekten yalnız ve korkmuş olduğuna emin olamayız. Çocuk belki de yokluğunda yalnız ve korkmuş hissettiğini düşündüğümüz annesinden kaçıyor olabilir, annesinin yakında geleceğini bildiği için bekliyor olabilir, belki de çocuğun annesi olmayabilir ve bu duruma alışık olabilir. Sonuç olarak sizin anneyi bulma çabanız çocuk için çok daha büyük problem olabilir. Yani bizler empati yaparken karşı tarafın yerine kendimiz tam olarak koyamayız çünkü empati yapmak için yeterli bilgiye sahip değiliz. 

Aslında empati yaptığımızı düşündüğümüz anların çoğunda sempati yapıyoruz ve bu sempati ile birlikte ‘ben olsam buna üzülürdüm’, ‘ben olsam buna sevinirdim’ içgüdüsü ile hareket ediyoruz. Empati yapabilmek adına ‘karşımdaki kişi buna sevinir’, ‘karşımdaki kişi buna üzülür’ diyebilmek gerekir ancak bu noktada sahip olmadığımız bilgiler tam anlamı ile empati yapabilmemize engeldir.

Ne kadar bilirsen bil anlatabildiklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır. 

-Mevlânâ

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.