Sana çok öfkeli olduğum zamanlar vardı, bir cehennem misali kaynayıp duran bir öfkeydi bu. Bu öfkenin sevgisizliğin farkında olmaktan doğduğunu çok sonra anladım.Yıllar geçti,içimdeki cehennemin üstüne bir perde örtülüverdi sanki.Geçtiğini zannettim,bittiğini,bir fırtına misali dindiğini. Şimdi ne perde örtüldüğünü ne de fırtına gibi dindiğini anlıyorum. Hiçbiri değildi çünkü aslında sadece iz göstermeyi bırakmıştı. Kırgınlığın, eksikliğin arkasında saklanmaya, kaynamaya devam ediyordu.Ben fark etmemiştim sadece.Yoksa keder ile öfke birbirini kolay kolay bırakmaz.Bana verilmeyen, gösterilmeyen o sevginin nasıl bir şey olduğunu veya neye benzediğini,nasıl hissettirdiğini sevgiyi tattığımda anladım.Sanki uzun zamandır kar kış bir kıyametteydim,soğuktan buz kesmiştim de bana bir anda parıldayan alevleri olan ateşi göstermiş, öğretmişlerdi.Ellerimi uzattım;soğuk, sıcak ile ilk çarpıştığında ellerimi kesti.Canım yandı ama sonra yavaş yavaş çözüldü buzlarım. Yavaş yavaş alıştım bedenime yerleşen sıcaklığa.Beni bir süre bu ateşin başında oturttular, sonsuza kadar burada kalacağımı düşündürttüler, sonra hiç ayrılmak istemediğim bir anda beni ateşin başından çekip aldılar da o kıyamete, soğuğa geri gönderdiler. Evimi yıllar sonra bulmuş da kaybetmiş gibiydim.Evimi yıllar sonra bulduktan sonra yine dışarıya mahkum kalmış gibiydim.Kapı dışarı edilmiş gibiydim. Ağladım, sesimle, hıçkıra hıçkıra ağladım.Benden mahrum bıraktıkları ‘hissin’ bu kadar güzel oluşuna,benden bu kadar mahrum bırakılmasına, hissettiğim eksikliğe ağladım.Meğer soğuktan başka bir şey bilmeyen bir çocuğa ateşi göstermek, ellerini ısıtmasını sağlamak ve sonra o ateşi ondan alıp yıllarca içinde bulunduğu soğuğa geri göndermek en büyük kötülükmüş.
dipnot: sting- shape of my heart, ig:everyghostinme.
