İnsan Nedir? (Mark Twain)

İnsan Nedir? (Mark Twain)

Bu senenin başında okuduğum, yeni yıla düşünerek girmemi sağlayan kitap oldu. Kitabı okurken daha önce üzerinde durup düşündüğüm bazı sorulara, farklı açılardan bakmama sebep oldu ve okurken kitapta bahsedilen ana sorunları kitabın arkasına not aldım.

  • İnsanın her hareketi dış kaynaklıdır.

Okurken sürekli gerçekten böylemi falan diye düşündüm. Düşündükten sonra haklı yanının çok olduğunu fark ettim. Her hareketimiz aslında dış etkenler sayesinde mi gerçekleşiyor? Güzel elbise veya farklı saç modeli yapmak sizce kendimize göre şekillenen bir şey mi yoksa insanların bizim üzerimizdeki etkisinden doğan sonuçlar mı? Sadece üzerimizde olan değişiklikler değil, konuştuklarımız, karşımızdakine yaptıklarımızda bunun içine dahildir. Bu konu hakkında, gün içinde yaptıklarınızı ve gerçekten kendiniz için mi yoksa az da olsa, dış unsurunda etkisi var mı görebilirsiniz.

  • İnsan ilk önce her zaman kendini düşünür.

Bence kitabın en can alıcı noktası burası. Daha öncede üzerine düşündüğüm bir konu, birkaç örnek vererek anlatmaya çalışacağım. Örneğin bir dilenci gördünüz ve ona para verip vermeme konusunda düşünüyorsunuz. Yaklaşıyorsunuz, belki birinci maddenin etkisiyle birilerini göz ucuyla süzüyorsunuz. O anda para vermeden yanından geçip gidiyorsunuz. Gece yattığınızda hala aklınızda dilenci var ve sizi rahatsız edip uykunuzu bölüyor. İşte tam burada düşünmemiz gereken nokta, dilenciye para vermediğimizde kendimizi rahatsız hissetmemizdir. Eğer dilenciye para verseydik o geceki uykumuzu satın alırdık. Bir baba veya anne doğru bir evlat yetiştirdiğini düşünüyorsa, başkalarına anlatır ve kabarır, içten içe sevinir. Tabi ki de bizi düşünmüyor değil ama ilk olarak kendini düşünüyor. Bir zengin bir fakire para verdiğinde “ya öylesine verdim” değil de, gerek kültürel baskı gerekse çevre veya din gibi faktörlerden dolayı kendi içindeki o sıkıntıyı gidermek için o parayı verir. Belki de İrvin D. Yalom’un dediği gibi “Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz.; ama daha derinlere inin… Sonunda, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.” Ve Mark Twain..

  • Ardından şu cümleyi söyler:

“İyiliklerin en önce birinci sıradaki yerine, ikincisi uğruna yapılıyor aldatmacası kalktığında, insanın iyilik yapma dürtüsü kaybolmaz.” Yani Mark Twain, insanın yukarıdaki ayrımı yapıp, iyiliği her zaman ilk olarak kendin için yaptığının farkında olduğunda iyilik denen şeyin kaybolmayacağından bahseder. İnsanoğlu mizacı itibariyle açgözlü olduğundan dolayı, her şeyi kendi iyiliği için yaptığının farkında olduğunda bunu hep yapmak isteyecek ve iyilik denen şey hiç kaybolmayacaktır.

  • Özgür irade yoktur.

Bu konu bilimsel olarak tartışılmaktadır. Elektrokimyasal beyin süreçleri deterministik veya rastlantısal olabileceği yani bir nöron ateşlendiğinde bu dışarıdan gelen etki sonucu deterministik bir tepkiden kaynaklanabilir. Bu konu hakkında Homo Deus kitabını okuyabilirsiniz. Mark Twain ise okurlarını yine düşündürmeye iter ve insanın özgür iradesi yoktur der. Yapısı, eğitimi ve onu biçimlendirerek olduğu kişi yapan günlük etkiler insanın karar verme mekanizmasını etkiler der. Bu konu hakkında aklıma gelen şey ise yaratılışta, ne yememiz, ne kadar düşünebilmemiz, hangi noktaya kadar hareket edebilmemiz veya duyguları hangi noktalara kadar taşıyabilmemiz gibi konuların sınırları çizilmiş olması ve biz bu konuların sınırları içinden çıkamamamızdır. Bu hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir. Nasıl yaşam döngüsünde tohum sadece ağaç, ağaçta sadece tomurcuk, tomurcuk ise çiçek ve son olarak meyve oluyorsa, insanda öyledir. İnek et yemez çünkü otla sınırlandırılmıştır, aslan da etle sınırlandırılmıştır ve ot yiyemez.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. İyiliği karşımızdaki için yapıyoruz evet ama bunu ilk olarak kendimizi düşünerek yapıyoruz. Sen dilenciye para vermediğinde rahat uyuyabiliyosundur bu sadece bir örnek, hayatımıza baktığımızda karşımızdaki insanların yaşam biçimlerini gördükçe bizi rahatsız eden bir dürtü ortaya çıkar ve yardım ettiğimizde ilk olaraktan bunu ortadan kaldırırız. Bir fakir gördüğümüzde, içimizde bir duygu belirir. Yani biz onun için yardım ederiz yine ama farkında olmadan o dürtü bizi yardım etmemizi tetikler. İnsanın hayatını şekillendiren 3 şey vardır; aile, çevre ve astronomi olayları. Bence bunun başına yaratılışta konmalı. Çok sakin, asosyal birinin belli yaştan sonra hareketli olmasını bekleyemezsin. Bu 3 maddenin etkisi içinde gelişir ancak yaratılışta bunu tetikler. Örneğin hepimizin içinde bir inanç duygusu olması. Hayatımızı seninde dediğin gibi eğitim, bebeklik, gençlik belirliyorsa başımızı alıp inzivaya çekilmemiz de aslında özgür irade tarafından belirlenmez. Burada sadece neden-sonuç ilişkisi vardır.

  2. İyiliği karşımdaki için yaparım.Verilen örneklerde benden gidecek bişey yok zaten halim vaktim yerinde,karşımdaki kişide iyi olsun bir ihtiyacını görsün diye yaparım.Örneklerdeki gibi düşünecek olursak para vermiş olsamda olmasamda akşam yatağa kafamı koyduğum gibi yatar uyurum.
    İyilik bir düşünce biçimi olmalıdır hepimiz için toplumun doğru bir şekilde ilerlemesi ve huzurun bulunması için her insan yaklaşımlarını kendini ve karşısındakini mutlu etmek üzere iyilikler yapmayı düşünerek geçirmelidir.
    İnsanın sınırları yoktur.Etde yer suda yer.Kalbinde bir kişiyide sever iki kişiyide,bir anne iki evladını bir birinden ayırabilirmi?Kendi sınnırlarımızı çiziyoruz aslında,bebeklikten,çocukluktan,gençlikten ne öğrendiysek dışavuruyoruz.Bunu yapmayan insanlarda var.Çevre etmenleri ile farklı yönlere kayanlarda ama hepsi kendi yolunu çiziyor.Bu yüzden bir gün kurulu düzenimi bozup başımı alıp inzivaya çekilebilmem benim özgür irademin olduğunun işaretir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.