İlklerden biri.

Bir şeyi ikinci kez yaşayınca hiçbir zaman ilki gibi etki vermez. Bu tüm duygular için geçerli. İlk kez o acıyı tatmışsındır ve kendinde dayanma gücü bulamamışsındır. İkinci kez aynı acı o denli dağıtmaz. İlk kez denediğin o gömlek, o yemek, o içecek.. İlk kez birinin canını acıttığında duyduğun o vicdan azabı ikinci kez aynı şeyi yaptığında sessizleşir veya birinin elini ilk kez tuttuğunda o karnında uçuşan kelebekler bir süre sonra başkasının elini tuttuğunda iki el arasında sıkışıp can verir. Çünkü artık alışmışsındır bir şeylere. Sıradan gelir ve zaten yaptığın bir şeydir  ama hangisi gerçek? İlk kez hissettiklerin mi, yoksa artık hissedemediklerin mi? Belki sen aynısın karşındaki aynı ama his değil. Araya belki zaman, belki insan, belki yalan girmiştir. Tadı tuzu kalmamıştır. Her şey eskisi gibi olsun istersin ama eskiyen hiçbir şey, eskisi gibi kalmıyor. Belki sen değiştin belki karşındaki. Hislerin yalanlığını farketmiş de olabilirsin. Aslında öyle değilmiş ben öyle sanmışım dersin. Kendini ve hislerini tanıdıkça aslında insanları tanımış oluyorsun. Bu noktada kendini sevmen çok zor bir iş. Kendini, tüm o maskelerine korkularına yalanlarına rağmen sevmek gerçekten uğraştırır. Bunu yapmak için bile maske takman gerekebilir. Kendini tanıdığın o ilk an “aslında ben o değilmişim.” Dediğin andır. Bununla birlikte gelen büyük yıkıntı. Duygularını ve anlamlarını belki de inançlarını sorguladığın anlarda gelen hayal kırıklığı.. İkincisine fırsat veremeyecek kadar uzun süren karamsarlık dönemi..İlki gibi olmaz hiçbir anı. İlkinden sonra coşmaz hiçbir his. Sessiz ve durgunlaşır.

yazar

Yazar: Zeynep-99

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.