İkna Üzerine

İkna etmek. Yaygın tanımıyla, belirli bir konu hakkında, başkalarını kendi düşüncelerinize inandırmak. 

Hayatın her alanında karşımıza sıkça çıkan bu eylemi bugün farklı bir yönüyle ele alarak sizi konu üzerinde kendi düşüncelerim doğrultusunda “ikna etmeye” çalışacağım. 

İnsanlar; ailesinden iş arkadaşlarına, amirinden çalışanlarına kadar insanları etkilemek, ikna etmek isterler. Çok geniş yelpazesi olan bu konunun sadece yöneticilerin, çalışanlarını/ ekibini ikna etmesi üzerine değineceğim.

Elbette bu kavram üzerinde yüzlerce saat konuşabiliriz. İnternette konuyla ilgili binlerce sayfa ve videoya da ulaşabiliriz. Ancak bunlar bize genellikle ikna için; ihtiyaç oluşturma, anlamlı ve pozitif kelimeler kurma, zeigarnik etkisi, büyükten küçüğe rica gibi teknikler sunacaklardır. Bunlar mutlaka işe yarayan ikna teknikleridir fakat asla gerçek bir ikna uzmanı olmanızı sağlamayacaklardır. Açıkçası bunu ben de dahil kimse gerçek anlamda vaat edemez.

Şöyle düşünün;

İkna teknikleriyle insanların dinini değiştirebilir miyiz?

Ya da fanatik bir taraftarı takım değiştirmeye? Özellikle de majör rakibini tutmaya?

İnsanların politik görüşlerini ikna tekniklerini kullanarak değiştirebilir miyiz?

Hangi tekniği uygularsanız uygulayın bazı konularda fikirleri değiştirmeniz veya etkilemeniz çok zordur.

Bunun altında yatan en önemli faktör “algı ve tutum”dur. 

İnsanların; doğdukları ülkenin kültürü, yetiştirilme biçimleri, gelenekleri, aile yapısı, çevresi, dini inancı, fizyolojik ve genetik faktörleri, deneyimleri, sosyal rolleri ve daha birçok unsur tutumlarında etkilidir.

İkna etmeye çalıştığınız kişinin hayata bakışını, hayatı algılayışını, olaylara karşı tutumunu bilmeden sadece öğrenilen birkaç teknikle fikirlerini değiştirmek oldukça güçtür.

Şimdi asıl konumuz olan yöneticinin ekibiyle olan “ikna ilişkilerine” bu açıdan bakalım.

Her şeyden önce bir yöneticinin, ekibini etkilemek için onlara ilham veren bir lider olması gerektiği konusunda çoğu insan hemfikirdir. Fakat bu sadece iş yaptırma/ hedefe yöneltmede başarı sağlar.

Bir düşünceye inandırma, ikna etmek için çok daha fazlası gereklidir.

Yönetici, her şeyden önce çalıştığı insanları istatistik/ ünvan olarak görmeyi bırakmalıdır.

Başka bir deyişle; bana bağlı dört Bölge Müdürü çalışıyor yerine, bana bağlı Ali, Fatma, Murat ve İrem Bölge Müdürü olarak çalışıyor diyebilmelidir.

Onları; aileleri, öyküleri, istekleri, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler olan ‘insan’lar olarak görebilmelidir. Hayata bakışlarını, yaşam tarzlarını anlayabilmeli, olayları algılama biçimlerine ve tutumlarına saygı duymalıdır.

Ne kendini onlardan üstün görmeli ne de onları  yüceltmelidir.

Bunu hissettirdikten sonra işin en önemli ayağı devreye girer; “Eğitim”.

İstisnalar kaideyi bozmaz diyerek eğitimli insanların sorgulamaya, anlamaya daha fazla eğilimli olduğunu belirtmek isterim.

Eğitimsiz, kaderci, anlamaya ve sorgulamaya çalışmayan geleneksel ailelerde doğmuş fakat eğitimine devam edip ailesinden çok farklı düşünen kişileri düşünün. Belki siz de onlardan birisiniz. Öğrendikçe ne kadar az bildiğimizi, ailemizden birçok konuda farklı düşündüğümüzü anlarız.

Eğitim; insanların hayata, olaylara, insanlara, kültürlere bakış açısını en hızlı ve kalıcı şekilde değiştirme yeteneğine sahip güçtür.

Başka bir deyişle insanların algı ve tutumlarını kalıcı olarak değiştirmenin yolu etkili eğitimden geçer. İkna etmek bir anlamda doğru eğitim vermek demektir. 

İyi bir yönetici, ekibine sürekli eğitim vermelidir.

Zaman içinde ekibini ikna etmeye çalıştığı konularda çok daha hızlı yol aldığını görecektir.

Eğitimin, öğrenmenin, anlamanın hayatımızdan hiç çıkmaması dileği ile… 

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.