İçgüdüsel Sanrıların Hizalanması

Kaynak belirtilmedi

Biliyorum ki içgüdü kusursuz değil, tesirlere açık varlıklar olmamız nefret ettiğimiz mahluklarda ki bazı şeylerin bizde de olduğunu gösteriyor, geçmişinden kopamayan ve geleceğine dair karanlık düşünceleri olan herkes. Sen kim oluyorsunda kendi hakkını ararken yada adaletin sağlanmasını beklerken veya bekleyemezken intikam düşüncelerine bürünüyorsun ? Burası yüce kralımız Arthur Pendragon’un ve şövalyelerinin hüküm sürdüğü topraklar, diyarlar yada parelel evren değil ki güzel insan. Kendini boşu boşuna ümitlendirme ey aşık.. Şeytanların eğlencesinin ortasında kurbanı oynamak istemiyorsak eğer onların dikte ettiği köle rolünden bir an önce kendi rızamızla, dönmemek üzere çıkmak gerekir. Belki de şuan da yanında canından çok sevdiğin kimlerin kimlerin ruhları vardır ve sen – ben böyle olanlar durumun farkında değilizdir tam anlamıyla. İçinde herşeyi büyütmek demek, esasında olan biten huzuruda küçültüp ekmek kırıntıları kadar azaltmaktır ama bereket buysa çıkmamış candan ümit kesilmez. Sanrılarım o kadar çok ki ; ya biri büyü yaptı, ya bu hayatın kendisi başlı başına bir kara büyü veya ben bir büyücüyüm herhalde Tanrım. Kılıcımı çekip insafsızlara doğru atılmak için beni alıkoyan nedir kutsal şövalyeler ? Sizlerinde beklediğiniz birşeyler var aynı benim gibi aziz kardeşlik. İşte böyle eşzamanlılık halinde buluşuyorum tek bir kişi olduğum halde bütün şövalyelerim ile. Ardından aziz büyücünün sözleri uzaktan duyulmaya başlıyor bir rüya gibi ; “ Madem ki hakkını arıyorsun, sadece senin hakkın için değil zor durumda olanların tamamının hakkı için vereceğim sana bu kılıcı ” Gitgide daha yakından geliyor sesler ve bende yaklaşıyorum o bilinmeze doğru, çünkü kardeşlerimi çok özledim.. Hiç görmemiş olduğum hakiki şövalyeleri. Bu aziz büyücü gerçekte tanrısallığa çalışıyor ama bütün bu hizmetini büyüye dair olan herşeyi kullanarak yapıyor. Çünkü başka türlü hakkından gelmek pek mümkün değildir bu vicdanları para ile ölçülen insafsızların ! Gözlerim karardığında ve kulaklarım çınladığında, yüzüme sanki dikenler batıyormuş gibi bir haldeyken öldüğümü zannediyorum. Bu dünyada böyle hissetmek mümkün değil gibi göründü kendimi hatırladığımdan şuana kadar. Ve kavalcılar sustu ormanın kokusu içinde dimdik ayakta ilerlerken..Kuşların ötüşü bile “ yalnız değilsin ” diyordu ama bu yüce bilinmezliğe yani Tanrıya ettiğimiz duaların bir karşılığıydı pahabiçilmezcesine. En sonunda karşılaştık aziz kutsal rahmani büyücü ile, o ki ne kadar şeytan işi icat varsa tamamen hepsini Tanrı yolunda iyi işler için kullanırdı ve bunu kalbi mühürlü hiç kimse anlayamazdı. İlk hissettiğim duygu hayranlık ümit ve öfkenin karışımı oldu fakat her nedense sanki bu yakından bildiğim bir duyguydu ilk defa  hissettiğim halde yüce Tanrımız. Tüm ruhumla ve ıstıraplarımla sordum bu nurani büyücüye ; “ Şimdi ne olacak ve nerede kardeşlerim bütün o aziz şövalyeler ? ” Sanki umrunda değilmiş gibi davranarak bana doğru baktı ama bu bakış beni çok iyi tanıdığını gösteren bir bakıştı ancak o anda sanrılardan da şüphelerden de geriye eser kalmadı ve dedi ki biraz da hüzünlenerek ; “ İstediğin olsun tek bir kişi ! İşte sana kılıç taşıma ve adalet dağıtma hakkını veriyorum ki şu dünya üzerinde hiç insafsız kalmayana kadar ve bütün şeytaniler hak ettiğini bulana dek sen ve şövalyelerin tek bir ruh olun ” . O gün o sözleri duyduğumda Tanrıdan çok utandım Ona kutsal bilinmezlik dediğim için. Ardıma baktığımda kardeşliğin tamamı oradaydı işte o aziz şövalyeler .. Tekrar önüme döndüğümde gördüm ki aziz nurani büyücü çoktan ortalardan kaybolmuştu. Kudret için değil, şöhret için değil, şahsi çıkar için değil, arzular ve tutku için değil ! Sadece adalet, özgürlük, intikam ve Tanrının aşkı için bir araya gelmiştik en ümitsiz zamanda. Bu saatten sonrası önceki düzenin toptan yıkılmasıdır. Şu dünyanın, kadim olan tek varlığın bilgisi ve ışığı ile kökünden gökyüzüne kadar dolup taşmasıdır ki o varlık sadece ben günahkara ve şövalyelerime değil aziz nurani büyücüye de bahşeden lutfeden yardım eden tek Tanrıdır. Öncesizlikten sonsuzluğa kadar, boyutlar zamanlar mekanlar ötesinde ve hepsini yaratmış olan Mutlak Varlığın gölgesi altında son defa mı bilmiyorum ama bilinenlerin hepsinden öte bir destan yazılacak şu dünya kurulduğundan beri …

Baybars Işık Manifestosu
Yalnızlık zehir gibi büyülüdür ama aşk karanlığın içinden süzülür. Kavalcının sesini duyana kadar gecenin gözyaşlarını koklamaya devam edin. Yolun sonunda sizi acı içinde ki sarayın harabelerinin dibinde ki ışığa götürecektir !
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
Gündeme Dair: Erken Seçim ve Süreç
Sonraki
Tehlikelerin Boyutları Ve Düzeyleri Üzerine…

Tehlikelerin Boyutları Ve Düzeyleri Üzerine…

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.