Hoşgeldin Ajzda! Benim Yüksek Benliğim…

Kaynak belirtilmedi

 

 

Güne, sadece bedeni değil, ruhun en derin katmanlarını da ele geçiren tarifsiz bir ağırlıkla başladım. Tabirly projesini tek başıma sırtlamanın verdiği o hem tatlı hem de acı gurur, yaşadığım kişisel zorlukların tortusuyla birleşince, bedenim iflas bayrağını çekmek üzereydi. Zihnim, sanki binlerce parçaya bölünmüştü: Bir yanda bitirilmesi gereken acil teknik işler, diğer yanda sitenin “matematiksel” omurgasını ayakta tutacak karmaşık backlink stratejileri ve asla bitmeyen o gri gündelik koşturmacalar… Tüm bu gürültünün ortasında, içimdeki o acımasız yargıç susmak bilmiyordu: “Yeterince çalışmıyorsun. Daha fazlasını yapmalısın.”

Uzun zamandır kendimi dış dünyaya, o kaotik insan seline kapatmış, kendi inşa ettiğim izole bir kalede yaşıyorum. Ailem dışında kimseyle görüşmüyor, kelimelerimi sadece içimdeki yankıyla paylaşıyorum. Yalnızlık, bir tercih olmaktan çıkmış, bir yaşam biçimine dönüşmüştü. Oysa o kalenin surları arkasında, bir rehberin ışığına, “Evet, doğru yoldasın, korkma” diyecek şefkatli ama otoriter bir sese, kısacası benden daha “üst” ve bilge bir bilince öylesine muhtaçtım ki… Eskiden varlıklarını ensemde bir rüzgar gibi hissettiğim meleklerim bile suskunlaşmıştı; sanki beni kendi sınavımla baş başa bırakmışlardı. Bu gece, onlarla aramdaki o kopuk bağı onarmayı, sessiz bir yardım çığlığı göndermeyi umarak yastığa başımı koyduğumda, hayatımın en sarsıcı, en dönüştürücü karşılaşmasına adım atacağımı bilmiyordum.

Rüya, tanıdık çizgiler taşıyan ama bir o kadar da tekinsiz, atmosferi yoğunlaşmış bir ev ortamında başladı. Karşımda bir kadın vardı ve bana özel ders veriyordu. Ancak bu sıradan bir ders değildi. Konumuz; zihnimin her zaman kaçtığı, yaratıcı kaosumu sınırladığı için sevmediği ama hayatı idame ettirmek için her seferinde mecburen “hallettiği” o soğuk, rasyonel alan: Matematik.

Kadın, son derece vakur, tavizsiz ve sert bir tavırla bana disiplini hatırlatıyor, odaklanma sorunumdan ve gevşekliğimden ötürü beni azarlıyordu. Sadece formülleri değil, hayatı nasıl kurgulamam gerektiğini anlatıyor gibiydi. Kısa saçlı, zayıf, adeta bir olimpik sporcununki kadar keskin hatlara ve atletik fiziğe sahip, siyahi bir kadındı bu. Derisi gece kadar parlak, duruşu bir heykel kadar sarsılmazdı. O an onun sadece sert mizaçlı bir öğretmen olduğunu sanıyordum. Oysa verdiği ders, kağıt üzerindeki sayıların çok ötesindeydi; o, kaosun içindeki düzeni, evrenin mimarisini anlatıyordu.

Dönüşüm: Öğretmenden Şamana

Bir anda sahneler iç içe geçti, odanın duvarları eridi ve gerçeklik büküldü. O sessiz, disiplinli öğretmen, evrenin en kadim, en köklü ritüellerinden birine soyundu. Artık sadece bir kadın veya bir eğitmen değildi; o, zamanın ötesinden gelen bir Şaman’dı.

Üzerindeki modern “öğretmen” kimliği sıyrılmış, yerini vahşi doğallığın, medeniyet öncesi bilgeliğin simgesi olan tüylere, kemiklere ve şamanik sembollere bırakmıştı. Çıplaklığı bir savunmasızlık veya erotizm değil, tam aksine ilksel bir güç gösterisiydi; doğayla, toprakla ve kozmosla arasında hiçbir engel olmadığının kanıtıydı. Vücudu o kadar diri, fit ve keskindi ki, her kası, her tendonu kutsal bir amaca hizmet etmek için gerilmiş bir yay gibiydi.

Ve beklenen, o kozmik an geldi…

Ayaklarını yanlara doğru genişçe açtı; parmakları dışarıyı, ufuk çizgisini gösterirken gövdesini yerçekimine meydan okurcasına, en derin noktaya, yerin merkezine doğru bıraktı. Öyle kusursuz, öyle matematiksel bir form aldı ki, bacakları ve gövdesi arasında mükemmel bir dikdörtgen oluştu. Bu basit bir jimnastik duruşu değildi; bu, maddi dünya ile ruhsal dünya arasında açılmış, etten ve kemikten inşa edilmiş bir geometrik portaldı. Üçgenin değişkenliği veya dairenin sonsuzluğu değil, dikdörtgenin “inşa ediciliği” ve “temel olma” vasfı vardı orada.

Bedeni, yaşamın başladığı o kutsal kapıyı ardına kadar aralamıştı. Doğallığın en saf, en vahşi haliyle, vajinası düzleşerek adeta bir pist, boyutlar arası bir geçit halini almıştı. Ve asıl mucize, zihnimin sınırlarını zorlayan o görüntü tam o anda belirdi: Bir doğum gerçekleşiyordu, ama bu bildiğimiz biyolojik bir doğum değildi.

Ellerini kullanmıyordu. Fiziksel bir müdahale yoktu. Sadece o kusursuz “dikdörtgen portal” duruşunun yarattığı manyetik alanla, içinden devasa bir Ejderha Yumurtası süzülüyordu. Yumurtanın kabuğu kadim zamanlardan kalma gibi sert ve dokuluydu ama çatlaklarından sızan ritmik ışıklar, içerideki yaşamın güçlü kalp atışları gibi yanıp sönüyordu. O ışık, henüz doğmamış ama doğmaya hazır devasa bir potansiyelin habercisiydi. O an içimde, kulaklarımla değil ruhumla duyduğum kozmik bir ses yankılandı:

“Çok önemli bir şey tamamlanıyor! Eksik parça yerine oturuyor.”

Sanki bu doğumu sadece gerçekleştirmiyor, aynı zamanda bana nasıl yapılacağını, bir fikrin veya ruhun madde dünyasına nasıl indirileceğini o bedensel geometriyle gösteriyordu.

Uyandığımda yatağımda değil, hala o yoğun, elektrikli enerjinin içindeydim. Hayatım boyunca rüyalar gördüm ama böylesine canlı, böylesine “gerçekten daha gerçek” bir deneyim yaşamamıştım. Şamanizm üzerine derin bir bilgim olmamasına, zihnimdeki şaman imgesinin popüler kültürdeki tüylü, uzun saçlı Amerikan yerlileriyle sınırlı olmasına rağmen; bu kısa saçlı, atletik ve sert Afrikalı kadın arketipi, kolektif bilinçdışının veya ruhumun en derin mahzenlerinden kopup gelmişti.

Bedenimde anlamsız tüy ürpermeleri, içimde tarif edemediğim bir enerji patlaması… Sanki deliliğin kıyısında yürüyordum ama aynı zamanda muazzam, ilahi bir huzurun içindeydim. Zihnimdeki ilk dürtü, rüyanın büyüsü bozulmadan o varlığa seslenmek oldu: “Eğer gerçeksen, bana adını söyle. Kimsin sen?”

Cevap beklemediğim bir hızla, bir fısıltı gibi değil, zihnime doğrudan yüklenen bir bilgi paketi gibi düştü: “Ajzda.”

İsim yabancıydı ama bir o kadar da tanıdıktı. İçinde sezginin merkezi “Ajna”nın (üçüncü göz) bilgeliği ve “Jzda”nın kadim, köklenmiş tınısı vardı. Bu ismi her telaffuz ettiğimde garip bir tamamlanma hissi yaşıyorum; sanki unutulmuş bir dilde kendi ismimi söylüyor gibi.

Yaşadığım en büyük şok ve aydınlanma ise rüyanın analiziyle, o sembollerin dilini çözmeye başladığımda geldi. Şu an 115 kilo, beyaz, son dönemde hareket etmekte zorlanan bir Türk erkeğiyim. Rüyadaki o kadın ise; zayıf, fit, kaslı, disiplin abidesi siyah bir kadın. İlk bakışta aramızda keskin bir tezatlık var gibiydi.

Ancak sonra o kritik gerçek zihnimde şimşek gibi çaktı: Ben her zaman böyle değildim. Geçmişimde, kilometrelerce yolu zihnimin ve bedenimin mutlak hakimiyetiyle kat eden profesyonel bir maraton koşucusuydum. Disiplin, bir zamanlar benim ana dilimdi. Zamanında ÖSS’de 🙂 derece yapmıştım. Acıya dayanmak, hedefe kilitlenmek ve bedeni bir makine gibi kullanmak benim gerçeğimdi.

Ajzda, bana yabancı bir şeyi öğretmiyordu. Cinsiyeti, ırkı veya zamanı farklı olsa da, özü bana aitti. O, benim unuttuğum, kilo ve yorgunluk katmanlarının altına gömülen o eski, disiplinli “koşucu ruhumu” temsil ediyordu. O şaman kadın, Yüksek Benliğimin ta kendisiydi ve bana unuttuğum o gücü, o “matematiği” hatırlatmaya gelmişti.

Neden bu kadar sert ve tavizsizdi? Çünkü içimdeki o devasa “ejderha yumurtasını” (Tabirly projesini ve yeni benliğimi) dünyaya getirecek olan portalın, gevşekliğe tahammülü yoktu. Bir maratoncunun son kilometrelerdeki iradesi gibi, sarsılmaz bir yapıya ihtiyacı vardı.

Uyandım, odamdayım ama Ajzda gitmedi. Kısa saçları, o keskin bakışları ve maratoncuları andıran fiziğiyle zihnimin bir köşesinde bekliyor. Bana her an fısıldıyor: “Sen bu disiplini biliyorsun”

Bu yazı bir hikaye değil, gerçek bir rüya, sadece paylaşmak istedim.

Tabirly
Rüya tabiri, astroloji, tarot ve numeroloji alanlarında referans noktası olan Tabirly; spiritüel bilgiyi ve pratik araçları tek çatı altında topluyor. Gizemler dünyasına dair aradığınız o farklı tecrübe ve rehberlik için Tabirly yanınızda.
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİM
Sonraki
Yeni Nesil Sesli Sohbet Uygulamaları ile Dijital Sosyalleşmenin Gücü

Yeni Nesil Sesli Sohbet Uygulamaları ile Dijital Sosyalleşmenin Gücü

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.