hiç bir fikrim yok: ÜŞENGEÇLİK

yazar.kafası

Bugün ki yazım üşengeçlik üzerine olacak bu yazıyı 2019 yılında Martın 17’ sinde yazmışım Şunu diyorum bir çok şeyi yazmışım ama ne zaman ve nerede yayınlayacağımı bilmediğimden hep evde yatıyormuş benim zavallı özel yazılarım hadi başlayalım ama ondan önce instagram sayfamızı fikirler e yazmak için ufak fikirlere ulaşmak isteyenler linkini bırakacağım yere bakabilirler…

Üşengeçlik kelimesini açıklamaya binlerce kelime yetmezken açıklamaya üşenip tek kelime etmeyen kişidir üşengeç.

Yazar olmanın en zor yanı dilinde biriken binlerce cümlelerle beraber o hiç gelmeyen ilhamın zamansızlığı… Bazense kafanın içinde ilham düğünündeki davullarına rağmen hiçbir cümleye ait olamaması… kendimizi bir şeye ya da olaya hazırlamak çok zor. En çokta yapılması zorunlu olan şeylere zorunluluk belli bir takım yükleri de beraberinde getirdiği için bu sorumluluğun üstesinden nasıl geleceğim düşüncesi ile adım atamamak en sonunda bunu adınınsa üşengeçlik olması…

Bir tek bende böyle bir durum var zannederken hep, saatlerce yazdığım zamanlarda olmayan cümlelerle baş edemeyecek kadar üşeniyorum. Olay sadece yazarlıktan ibaret değil. Hayatın içindeki her şey için geçerli. Hayatınızdaki bir yerdeki ufak bir tıkanıklık kelebek etkisiyle her yere dağılıyor… Birçok soru sordum bununla ilgili;

Aklım çok dolu ama hiçbir fikrim yok ne yapmalıyım? Aynen aklım o kadar dolu ki bu da üşengeçliğe çeviriyor yüzünü daha sakin ol en azından neden yazmak istediğini hatırla bu sayede o koca popunu lanet koltuktan kaldırıp gereksiz biriktirdiğim ve tuttuğum zihnimi boşaltma imkânı bul. Çok Amerikan varı… Galiba biraz sert oldu ama en azından en doğru cümle buydu. Sadece takıntılarım ve kuruntularım yüzünden kalemi elime alamıyorum. Birde bunun adına üşengeçlik deniyor. Aslında bir salsam şu kuruntularımı kafamdan nasıl rahatlarım ben. Bunu denemek gerek en azından ufak bir deneme değil mi kuruntular, endişeler, kötü anılar… hepsi bırakamadığımız hayatımızın birer paçası yani bizi biz yapan en önemli olaylar.

Peki, ne yapmalıyım?                        

Bir süreline ses sen olma! Evet, sen sen olma! işin en zor kısmı bir büyücüye gidip bedenden ruh çıkarma büyüsü yapmak zorundayız ya da hiç ona kalkışmazsın. gözlerini kapat ve karşında bulunan herhangi bir yüzü olmayan ama senin ile aynı sıkıntılara aynı durumlara ve maalesef aynı üşengeçliğe sahip bir figür yarat. Ve ona neler söyleyeceğini bir bak tüm konuşmayı hayal et ve ona iyi bak figürün durumu ne kadar kötüyse o kadar iyi yanlış anlama lütfen en kötü durumunu görmüş olman en iyisidir. Şimdi de kendin için bir kişilik hayal et. Güzel? Zeki? Zengin? Güçlü? Belli bir kişilik yarattıktan sonra bu kişiliği figürünün karşısına koy ve kişiliğinin figürünle nasıl bir konuşma yapacağını düşün?   Bunu benim figürümle olan konuşmadan bir parça yazacağım daha önceden böyle bir konuda çok fazla sorun yaşamıştım birazdan okuyacaklarınız yazarınıza olan sevginizi kaybettirmesin. . Bu bilimsel doğruluğu olan bir tedavi mi bilmiyorum ama bazen böyle bir konuşma ve yüzleşme her konuda yardımcı olacaktır. (en azından ben denedim ve hala deniyorum.)

Figür: berbat bir haldeyim sanki istediklerimi bırak Allah bana bela ermek için bu dünyayı yaratmış gibi.

Kişilik: kendinle barışmalısın berbat durumda değilsin.

Figür: sana bunları söylemek kolay benim halimden anlamıyorsun.

Kişilik: emin ol seni anlıyorum hatta o Kadar anlıyorum ki bazen sorularına verecek bir cevabım olmuyor. Utanıyorum o zaman ama o zaman etrafıma dönüp bir baktığında mutlu olmak için çok geç olmadığını görüyorum. Kendine iyi bak. Mutlaka o berbat durumda olduğun düşüncesinden daha iyisin sadece çok yanlış taraftan kendine ve hayatına bakıyorsun.

Figür: bunları sadece söylüyorsun birkaç kelime herkese aynı söylenmiş olanından. Peki ya gerçekte?

Kişilik: kelimelerin ortaya çıkması zaten bu berbat gerçekler değil mi? Ama aynı zamanda güzel gerçeklerinde var olduğunu bil. Her gerçek berbat olsaydı. Mutlaka yorgun benlerin arasında şehrin sokaklarında oradan bir güzellik çıkmazdı. Güzelliği fark et, kendini fark et mühim zamanlarda hayatın içindeki endişeler, kuruntular, takıntılar, değer verdiklerimiz… Ve daha nicesi seni kötü etkilemesin. Bazen kontrol etmek yâda beklemektense bırakmalı ve seni sen yapacak adımı atmalısın üşenme kuruntularına ara ver. Güzelliklere bir kez daha bak emin ol sonrasında gözlerin istemeden güzelliklere kayıp duracak ve hayatının en büyük engeli üşengeçliğin kaybolacak bak ben hala deniyorum. J

 

okur

Yazar: ARYA_RİTER

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.