in ,

Hayatın Oyunu: Satranç

Öncelikle bu yazıyı satrançla hiçbir alakası olmayan değil de 2.5 yıllık satranç deneyimi ve satrançta 3 birincilik madalyası olan birisi olarak yazıyorum. Bu notu bu yazıya olan inancınızı arttırmak için yazdım. Egoist olarak anlaşılmak istemem.

Satrancın nasıl ortaya çıktığı hakkında birçok rivayet vardır. Ama satranç oyununun tarihi hakkında kabul edilen görüş Çin temelli olduğudur. Çin oyunu olan çaturanga adlı bir oyundan geliştirildiği düşünülmektedir.  Hindistan’da ortaya çıktığı düşünülen satranç oyunu 6. yüzyıla dayandırılmaktadır. Satranç taşlarının bir orduyu temsil ettiğini ve taşlar içinde fillerin bulunduğunu düşünürsek bu görüş mantığa uygundur. Hindistan’da ilk halini alan satranç oyunu, Hindistan’dan Çin, Kore ve oradan da Japonya’ya geçer. Hindistan’ın batısında ise İran’da Çaturanga olarak oynanmaya başlar.

İslamiyet’in yayılmaya başladığı dönemde Araplar, bu oyunu alarak “satranj” adı ile oynamaya başlar. Araplar bu oyunun üzerinde incelemeler yapar ve hakkında yazılar yazarlar. Satranç oyunu, İslam Devleti’nin yaptığı fetihler ile birlikte İspanya üzerinden Avrupa topraklarına hızlı bir şekilde yayılır. Bir dönem kilise tarafından kumar olarak görüldüğü için Avrupa’da yasaklanır. Ancak satranç Rönesans ile daha çok ilgi görmeye başlar. Satranç oyunu, artık kralların, devlet adamlarının, düşünürlerin ve sanatçıların oyunu olur. Zaman içinde satranç oyunu yayılmasına devam ederek halk zümresine kadar iner.

Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8’lik kare bir alan üzerinde 32 adet satranç taşıyla oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur.

Hayatın Oyunu: Satranç

Santranç oynamanızı gerçekten tavsiye ediyorum. Çünkü satranç insana birçok özellik katar. Bunlardan birisi kendimde fark ettiğim problem çözme kabiliyeti. Satrançta durmadan bir problemin olur. (Mesela taşlarının konumu iyi değildir, iyi bir saldırı yapman lazım olabilir ya da saldırıya karşı iyi koruman lazımdır askerlerini vs.) Bu problemler karşısında hep bir çözüm arıyorsun, olabilecek bütün olasılıkları düşünmeye başlıyorsun. Bu durumu her oyunda uygulayınca artık beyin kendi kendine hayata yansıtıyor. Artık sorunlarımı kısa ve  doğru bir şekilde çözüyorum. Çünkü beyin alıştı. Bu bana o kadar çok fark ettirdi ki, satranca beni daha çok bağladı.

Daha fazla satrancın kazandırdıklarını saymak gerekirse örneğin satranç, muhakeme gücünü, zekayı, öz güveni artırır, analiz ve sentez yapmasını öğretir, yaratıcılık yönünü ortaya çıkarır, soğukkanlı olmayı öğretir; irade gücünü, hafızayı, mantıksal düşünmeyi geliştirir, hem artistik yaratıcılığa hem de rekabete dayalı başarılar için de zemin hazırlar. Vücudun en hayati organı olan beyne hitap eder; onun daha akılcı ve sağlıklı biçimde yaşamını sürdürmesinde önemli bir rol oynar. Satranç oyunu hayatın minyatür bir uygulamasıdır.

Son olarak illaki çok profesyonel oynamanıza gerek yok satrancı bir eğlence niyetine bile oynanmalı. Göreceksiniz satrancı biraz oynamaya başlayınca bırakamayacaksınız. Eğer kiminle oynarım diye bir probleminiz varsa “lichess” sitesine girip ücretsiz bir şekilde üye olup dünyanın her yerinden farklı insanlarla oynayabilirsiniz. Hatta sohbet edip ingilizcenizi bile geliştirebilirsiniz.

Zaten lichess’de oynayan varsa da yorumlara kullanıcı adını bırakabilir. Beraber birkaç el atarız. Şunu bilmelisiniz ki satranç öğrenmek çok kolay. 11. Dünya satranç şampiyonu Bobby Fischer satrancın hayata ne kadar yakın olduğunu göstermek için “Satranç hayattır” sözünü sık sık söylemiştir. İyi Günler Dostlar

yazar

Yazar: Mosbir

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.