in

Hayata açılan küçük bir pencere gibi…

Merhabalar uzun zaman sonra ilk defa bir şeyleri yazıya döküyorum. Bugün sizin için bir alıntı paylaşacağım. Beni çok etkileyen ve hayatımda her okuyuşum da hem aynı şeyleri hem de kat be kat fazlasını hissedeceğim bir alıntı, yazı bu. Çok uzatmadan geçelim mi yazıya?

ESKİ BİR TAPINAK YAZITI

   “Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

   Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayaller başlatmış olacaksın. 

   Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir. 

   Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında yemyeşil bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

   Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür

   Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğine yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.

   Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenleri rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol. 

   Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülümsüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.”

İşte bu kadar. Her şey kadar bu yazı da bu kadar. Kısa ama bir o kadar anlamlı. Ömrünüzde bu yazı gibi olsun. Bir kelimesinden bir çok şey çıkartılabilir olsun. Bir anınıza bir çok şey sığdırılabilir olun. Kin tutmayın. Sevin ve sevdirin. Mutlu olmak için o kadar çok şey var ki, görün bunları. Ne diyordu yazı da, “çevrene önerilerde bulun ama hükmetme”. Bende size kısa önerilerde bulundum kendimce. Hükmetmek mi estağfurullah efendim

Benim yazı da en çok hoşuma son paragraf gitti. Her şeyin son olduğu -ki bence asıl hayatın başladığı- noktada mutlulukla gülümsemek.

Sizin yazı hakkında düşünceleriniz nedir? En çok neresi etkiledi sizi? Lütfen paylaşın benimle. Umarım hayatınıza bir dokunuşum olmuştur. Sağlıkla kalın …

okur

Yazar: A.E.

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. “İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayaller başlatmış olacaksın. ”
    Harika ! Devam etmelisin mutlaka ✨

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.