Hayat kişiseldir?

Başlıkla dikkati özellikle bir noktaya çekmek istiyorum. Önceki yazılarımda da değindiğim bir ifade bu. “Hayat kişiseldir”

Bu ifadeye nereden ve neden vardığımı uzun uzun düşündüm önceleri. Toplumumuzu inceledim, kültürleri karşılaştırdım ve okuduğum bazı romanlarla birlikte iyice anlamaya çalıştım. Geniş ailelerde büyümedik mi biz, mahalle kültürünü yaşamadık mı, akraba ziyaretleri, onlarca kuzen bunların hepsi bize ait değil miydi? Nasıl oluyor da şimdi “hayat kişiseldir” diyebiliyorum-ruz.

Ve farkına vardım ki mesele ta Cumhuriyet zamanlarında başlıyor. Bu kanıya Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabından ulaşıyorum. O kitapta sembolist bir şekilde yeni ve eski; Osmanlı’dan Türkiye’ye değişen mekanlarda karşı karşıya geliyor. Yeni, yani Batı. Eski, yani Doğu.

Batı’nın neredeyse her şeyini alıyoruz bu karşılaşmada. Hatta diyebilirim ki Batı oluyoruz. Felsefesiyle, psikolojisiyle, adetleri, gelenekleri, kuralları, özgürlükleri ve yaşayışıyla Batı oluyoruz.                                                     Özerk aile kavramını alıyoruz, fedakarlığın aptallık olduğu algısını alıyoruz, gitgide yalnızlaşıyoruz.

İfadelerimi Türk şairlerden bolca örneklerle de süslemek isterdim, ama yazıyı uzun tutup sizi sıkmak da istemem. Zaten bu konuya ileriki yazılarda ara ara değinirim, bolca konuşuruz.

Ama yine de İsmet Özel’in “Ölüm Cantabile”* şiirinden bahsetmezsem olmaz. Şair orada bize şehrin insanı”ndan bahseder. Lütfen okuyunuz o şiiri. (Youtube Deus ex machina kanalından da dinleyebilirsiniz)

Sizce de “şehrin insanı” “Batı”nın insanı değil midir ?

* 3 Firenk Havası şiirinin 2. kısmıdır.

●Yorumlarınızı eksik etmeyin 🙂

okur

Yazar: Fudua

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.