Hayat Bir Ağaç Olsaydı

Selam blog okurları! Bu hafta bahsetmek istediğim konu psikolojide, öyküsel terapi anlatımında rastladığım, aynı zamanda çevremde fazlasıyla karşılaştığım geçmişten günümüze de çeşitli mit ve efsanelerini duyduğum hayat ağacı sembolüydü. Yalnızca sembol olarak bilmenin yetersiz kalacağı ve çok daha fazlasını yazarken öğrenme ve sizlerle paylaşma isteğiyle bu satırlara yer vermekteyim.

 Hayat ağacı nedir sizce hiç düşündünüz mü?

Etrafımızda bu kadar sık karşılaşıyorken anlamını bilmek istedik mi hiç?

Kendi hayatınızla bir ağacı ilişkilendirmeyi düşündünüz mü peki?

Günümüzde kesip yakarak ya da sadece bir varlık, nesne gözüyle baktığımız bu ağaca ne gibi anlamlar yüklenilmiştir?  Ve sizce Türk ve Dünya mitolojisinde nasıl bir anlam kazanmıştır? Gelin beraber öğrenelim düşünelim.

 Öyküsel terapide kendi öykümüzü yazsak nasıl olurdu diye düşünürken ardından kendi hayat ağacımızı oluştursak köklerinde, gövdesinde, dallarında ve meyvelerinde neler olduğunu hayal etsek, çizsek ne çıkardı sorularına yanıt aramaya başladığımda aslında hayatı bir ağaçla tasvir etmenin ne kadar güzel ve anlamlı olabileceğini hem keşfetmiş hem de bu sorunun bir ağaç tasviri ile oluşmasındaki ilişkinin nedenlerini düşündüm, hayat ağacını araştırma isteği duydum, sizlere de hayatınız bir ağaç olsa bu nasıl olurdu diye sormaya geldim sevgili okurlar!

İnsanlık tarihinde çoğu dönemde sıklıkla adına rastladığımız, mimaride, edebiyatta, tarihte, sanatta ve hatta kullandığımız takılardan motif motif   halı ve kilimlere kadar işlenen hayat ağacı sembolü, farklı farklı kültürlerde tanrıyı, yaratılışı, doğumu, üretkenliği, ölümsüzlük, iyi-kötüyü bilme, güç ve iktidar gibi önemli anlamlarda ve önceki zamanlarda yaşayanlar için günümüzdeki kadar bilinmeyecek boyutta ve normal bir ağaç motifi, bilinen bir bitki türü gibi algılanmamıştır diyebiliriz. İnsanların ağaca bu kadar değer vermelerinin sebeplerini düşünecek olursak belki bizim için oksijen kaynağı olup hayat verişi, belki de kendilerine benzetişiydi. Bir ağaç bir insana nasıl benzer peki? Üzerine düşünecek olursak köklerinin toprakta olması bir şeylere bağlılığımızın, bir yere ya da bir duruma belki de görünen aynı zamanda ahiret inancımız varsa görünmeyen hayatımıza bağlı oluşumuzu anlatabilir; dallarının gökyüzüne uzanışının insan gibi büyümesi sürekli zaman ve akıp giden hayatımız gibi ilerlemesi, yaprakları ve meyveleri de bizim kendimize kattıklarımız, ürettiklerimiz olabilir miydi? Toprağın altı, toprak ve gökyüzüyle üç ayrı anlam ve hayat mıydı? Kesin olarak bu yüzden değer verilmiştir diyemesem de insana anlam kattığı, değer haline gelerek farklı anlamlara büründüğü sonucunu çıkarabiliriz.

  İlk insan kadar geçmişi olan HZ. Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yediği zamanda bir ağacın da olduğu varlığı ve tarihteki uygarlıklarda da yer edinen, kutsal kitaplarda adı geçen, kutsal olan bu sembol bazı dinlerde Tanrı’nın yeryüzünde somutlaşmış hali görülmekte, İslam dininde mutluluk ağacı kavramı olan Tuba ağacı adıyla da isimlendirilmekte ve hatta batıl inançlar da bulunup bezler bağlanıp dilekler dilenmektedir. Farklı mevsimlerde farklı hallere bürünmesiyle de örneğin yaprak dökmesi ölümü, çiçeklenip yeşillenerek meyveler vermesi doğum ve üretkenliği, aslında insanın hem fiziksel hem psikolojik bir tasviri olarak görülmüş olabilir ve bu yanlarıyla ilgi odağı olmuş daha çok kavranarak fark edilmiş olabilir düşüncesi uyandırmaktadır.  Eski Türk kültürümüzde doğadaki varlıkların kutsal kabul edildiği inancıyla farklı anlamlar edinmiş, yer ve gök arasında kutsal bir değnek ve ruhların bir geçiş yolu olduğu düşüncesi hakim olmuştur. Türklerin türeyişinin de ağaçla ilişkilendirildiği, ayrıca şaman dininde hayat ağacından şamanların doğduğu inancı vardır. Edebiyatta ve yine tarihte destanlara konu olan bu ağaç Türklerde Oğuz Kağan’ın ağaç kovuğundan çıkan bir kızla evlenerek soyunu türettiği geçmektedir. Günümüzde ağaç kovuğundan çıkmak deyimi de buradan mı gelmiştir acaba?

Her alanda ve insanın olduğu her yerde, sanat dallarında karşılaşmakla beraber psikolojide de Freud’un rüyaya önem verdiği bilinçaltı unsurlarındaki sembollerde ağaç figürü sabit fikirlilik anlamına ve gövdesini erkeğe, dallarını kadına benzetmesinin sebebi ne olabilir sizce? Tarihteki anlamlarıyla mı ilişkili yoksa Freud ayrı ve bilinçdışında farklı bir kavram olarak mı bizlere sunmuştur? Gibi sorular zihnimizde birbirini kovalayıp cevap bulmak için araştırma, öğrenme ve düşünerek yorum yapmamıza vesile olmaktadır. Kendimce de bir yorum yapmak bana düşmez ama buradan çıkaracağımız sonuç her şeyin sadece göründüğü kadar basit bir anlamda değil her nesnenin, canlının insan sayısı kadar farklı anlamı ve değeri olabileceğidir.   Daha birçok kaynaktan edinebileceğimiz bilgilerle bunları destekleyebilir öğrenebilir ve umarım kendi hayat ağacımızı dallarımız, gövdemiz ve köklerimizi sevgi, umut, mutlulukla besler günümüzdeki gibi yıkılmasına yakılmasına, kesilmesine izin vermeden yaşatmamıza korumamıza fırsat buluruz.

MERVE CAN

kaynak:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/253501

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.