Haberin Var Mı?

     Her insan dünyada bir iz bırakmak ister. Bu ilk çağlardan bu yana böyledir. Kendi varlığını ispatlamak, yaptıklarını anlatmak ya da yapılanlardan haberdar olmak… 

     Mesela yazı bulunmadan önce insanlar duvara resim çizerek anlatırdı anlatmak istediklerini. Duvar resimleri bize o dönemler hakkında bilgi verir. O duvara resim çizmek yani anlatmak bir ihtiyaçtır, o duvarın anlattıklarını anlamak istemek daha büyük bir ihtiyaçtır. İnsanlar iletişim halinde olduğu sürece birbirlerinden haberdar olmak ister, bu sadece isteğe dayalı bir şey değil, aynı zamanda zaruri bir ihtiyaçtır. İlk çağlardan bu yana süregelen bu ihtiyacı karşılamak için insanlar çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Marco Polo’ya göre, Moğol İmparatorluğu haber ulaştırma işinde iki yüz bin attan yararlanmıştır.  Yunanlıların, Persleri yenilgiye uğrattığı haberlerini kırk iki kilometrelik bir koşudan sonra Atina’ya ulaştıran bir yaya habercidir.  Çünkü insanlar, kazandıkları zaferi veya yaptığı güzel bir işi duyurup kendini var etme ihtiyacı duymaktadır. Haberleşebilmek için insanlar, dönem dönem duman, tamtam, güvercin ,ulak ve elçiler kullanmıştır. Ve bu haber verme ve haber alma ihtiyacı gazeteciliğin doğuşunun başlangıcıdır. İlk gazeteler olarak kabul edilen duvar gazetelerinden, İsrail tarihçisi Flavius Josephus şöyle bahseder; Babilonya‘da kamu ile ilgili olayları günü gününe yazan vakanüvislerden ve bunları duvar gazetesi halinde şehrin çeşitli yerlerine asan görevlilerden söz etmektedir. Flavius’a göre bu duvar gazeteleri sonradan fırınlanmış çamur tabletler olup bu tabletlere doğal ve sosyal olaylar kaydedilmiştir. Bu şekilde bir başlangıç yapan gazetecilik çağ atladıkça gelişmiş ve günümüzdeki halini almıştır. 

Her insan dünyada bir iz bırakmak ister. Bu ilk çağlardan bu yana böyledir. Kendi varlığını ispatlamak, yaptıklarını anlatmak ya da yapılanlardan haberdar olmak… 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.