Ait olma duygusu; bir grubun, kültürün ya da çevrenin parçası gibi hissetmek ve temelde kabul görmekle ilgilidir. Bazı insanlar için bu güçlü bir ihtiyaçtır. Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren bakım verenimizle bağ kurarız; yani bağ kurma eğilimi insan yaşamının en temel parçalarından biridir. Peki, büyüdükçe neden bağ kurmakta zorlanırız?
Bunun birçok nedeni olabilir. Yaşadığımız deneyimler, karşımıza çıkan güvensiz veya samimiyetsiz insanlar, gördüğümüz kırgınlıklar ve uğradığımız zararlar bizde mesafe yaratabilir. Kendimizi korumak için duvar örebiliriz. Bazen de gerçekten bizi anlayan, bizimle benzer frekansta olan insanlarla henüz karşılaşmamış olabiliriz.
Bu durumda sorunu kimi zaman kendimizde, kimi zaman çevremizde ararız. Ancak çoğu zaman mesele, bağ kurma ve ait hissetme ihtiyacına geri döner. Bunun temelinde bilişsel çarpıtmalar da olabilir. Örneğin aşırı genelleme yaparak “Ben hiçbir yere ait olamam”, “Beni kimse sevmez”, “Kimse beni anlamaz” diye düşünebiliriz. Oysa geleceği kesin olarak bilemeyiz. Böyle devam edeceğini varsaymak ne kadar gerçekçi?
Belki de yalnızca henüz kendimizle aynı kulvarda yürüyen insanlarla karşılaşmadık. Bu, hiçbir zaman karşılaşmayacağımız anlamına gelmez. Geçmiş deneyimler değerlidir; fakat olumsuz ilişkilerimizi herkese yansıtıyor olabiliriz. Ön yargılarımız olabilir ya da başkalarının bize karşı ön yargıları olabilir.
Toplum sık sık “yerini bulmalısın” mesajı verir. Ancak herkesin yaşam yolu aynı değildir. Bazıları için hayat, sabit bir liman bulmaktan çok, kendi içinde güvenli bir ev kurmaktır.
Aidiyet hissetmiyor olmak tek başına bir eksiklik ya da sorun değildir. Bazen bu, yalnızca nasıl ve nerede bağ kurduğunu henüz keşfetmemiş olmak anlamına gelir. Başkalarının sizi kabul etmesini beklemeden önce, kendinizi artılarınız ve eksilerinizle kabul etmeniz gerekir. Kendine ait hissedemeyen biri, başkasına da ait hissetmekte zorlanabilir. Öz şefkat ise aidiyet duygusunun temel taşlarından biridir.
Bir yere ait hissetmek zorunda mıyız? Bu soru sende daha çok özgürlük hissi mi uyandırıyor, yoksa yalnızlık mı? Yorumlarda buluşalım.
