Film İncelemesi: Sightless

Film İncelemesi: Sightless

IMDB: 5,4 / 2020

SIGHTLESS

Uzun bir aradan sonra merhabalar, umarım herkesin sağlığı yerindedir.

Geçtiğimiz günlerde bir film izledim. Gerilim filmlerini sevmeme rağmen bir türlü elim gitmiyordu izlemeye. Cesaretimi toplayıp sevdiğim oyuncunun başrolde olması etkisiyle izleme kararı aldım. IMDB puanına bakılmaksızın izlenmesini tavsiye ediyorum. Gerilimin fazlaca biraz da korkunun barındığı ve başrolde Madelaine Petsch’in bulunduğu bu film aslında bize iç dünyamız ile dış dünyamızın ne kadar da farklı olduğunu anlatmaktadır. Kişinin içi ve karşı tarafa yani dış dünyaya sunduğu mücadeledir aslında. İç dünyamızda yaşadığımız sorunları, kafamızın içindeki derine inen psikolojik düşüncelerin gerçeği ne kadar yansıttığı ya da gerçeklik algısı dediğimiz kavramın kime göre ve neye göre gerçek olduğunu gösteren bir film.

Cooper Karl’ın yönetmenliğinde ustaca işlenmiş bu filmin konusuna baktığımızda Ellen (Madelaine Petsch) adında eski bir kemancının biber gazı saldırısı nedeniyle görme yetisini kaybeden ve yaşadığı travma sonucu psikolojik stres bozukluğu yaşayan, hayatta kalma mücadelesi veren bir kızın hayat hikayesini gözler önüne seriyor.

Film İncelemesi: Sightless

Clayton (Alexander Koch) ‘ın rehberliğinde görmeden hayata alışmaya başlayan Ellen ona verilen evde dışarıdan gelen gürültüyü duymadığı pencere ve her sabah saat 11:02’de araba alarmının tekrar etmesi gibi bir sürü tuhaf olaylara dikkat çekmeye başlar. Clayton, her şeyin normal olduğuna güvence verir ve hatta Ellen’a kafese kapatılmış evcil bir kuş getirir. Yeşil olarak algılansa da bu kuş aslında açık mavi rengindedir.

Ellen bir gece, bir kadının sıkıntılı sesini duyar. Başlangıçta kadının evinde olduğunu düşünür, ancak gürültünün havalandırma deliğinden geldiğini fark eder. Sanki kocası kadına işkence ediyormuş gibi algılar. Ertesi gün yan komşusunu çaya davet etmeye karar verir ve komşusunun kapısına yapışkan bir not bırakır. Komşu ortaya çıkar ve kendini Lana olarak gösterir. Ellen, Lana ve kocasından şüphelenmeye başlar. Ellen, Lana’nın yüzüne dokunduğunda dikişlerle bir yara hisseder ve alarma geçer. Lana, kimseye güvenmemesi konusunda onu uyararak tepki verir ve istismarcı kocasının asansöre gelmesi üzerine Ellen’ın evinden dışarı çıkar. Ellen komşusunu kontrol etmesi için Memur Neiman’ı gönderen Dedektif Bryce ile iletişime geçer. Bryce, Lana’nın bir hastalık geçmişi olduğunu, dikişleri olmadığını ve gerçek yaşının 48 olduğunu bildirir.

Ellen, algılarını ve şüphelerini Ellen’a romantik bir ilgi göstermeye başlayan Clayton’a sonunda açıklar. Clayton, Ellen’ı rahatlatmak için her yolu dener ve aynı zamanda duygularını Ellen’a itiraf eder. Ellen, erkek arkadaşa değil, güvenebileceği bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu söyleyerek onu geri çevirir. Clayton ayrıldıktan sonra bir kişi dairesine girer. Ellen onun Clayton olduğuna inansa bile dairesine giren kişi ona saldırır ve o geceden itibaren kendisine saldıran kişi hatırlatılır. Bir telefon kapıp 911’i aramayı başarır, aniden saldırgan ona koşar ve Ellen bayılır. Boynunda yara olmadığını iddia eden bir sağlık görevlisi tarafından uyandırılır. Dedektif Bryce ortaya çıkar ve Clayton evinden ayrıldıktan sonra kimsenin girmediğine dair güvence verir.

Kendi algılarına güvenemeyeceğini ve dış dünyadaki kimseye ulaşamayacağını hisseden Ellen, intihar etmeye karar verir. Kardeşine, Clayton ve Sasha’ya bir mektup yazar, ardından ona verilen evin balkonundan atlar. Ellen, ses geçirmez bir odanın zemininde uyanır. Araba alarmlarının ve dış seslerin hepsinin bir hoparlör sisteminden geldiğini ve kaldığına inandığı yüksek apartmanın sahte olduğunu sonunda fark eder. Kaçamayacağını anlayınca çözüm yolu bulmaya çalışır.

Görmeyen birini nasıl inandırabilirsiniz? Ya da inandırmak için nasıl bir algı yaratırsınız?

yazar

Yazar: Bilgesu Özkazman

İsmim Bilgesu. İzmir’de doğdum. Ankara’da yaşıyorum. Başkent İşletme 4. Sınıf öğrencisiyim. Film izlemeyi, müzik dinlemeyi, kitap okumayı severim. Bir tane ikizim var. Piyano çalıyorum, aynı zamanda fotoğrafçıyım. Yazmaya küçüklükten beri meraklıydım. Hep bir şeyler yazarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Hatta çıkacak olan bir kitabım var. Yeni şeyler denemeyi, keşfetmeyi severim. Takım çalışmasını çok severim. En sevdiğim renk mavi. Uğurlu sayım 13, başak burcuyum.

Kişilik özelliklerim ise: Aşırı hassas ve duygusal, insanlara gereğinden fazla değer veren ve çabuk bağlanan, biraz inatçı, alıngan, sabırsız, dürüst, titiz biriyim.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.