Düşünüyorum Öyleyse Yaşadım!

Düşünüyorum Öyleyse Yaşadım!

Düşündüğünüz şeyi neden düşündüğünüzü daha önce hiç düşündünüz mü?

Uff, çok havalı bir soru oldu. Hmmm, demek sorunun havalı olduğunu düşündüm. Peki, neden havalı olduğunu düşündüm? Düşündüm işte… Hayır hayır, öyle kestirme bir cevap ile işimiz yok. Bu sorunun havalı olduğunu bana düşündüren şey ne?

Buraya kadar okuduysanız, biraz soluklanıp bu soruya cevap aramanızın faydalı olacağına inanıyorum.

Peki, bir cevap verme sırası geldi sanırım. O halde, size verdiğiniz cevabın her neyse doğru olduğunu söyleyeceğim. Ne mi saçmalıyorum ben? Hiçbir şey…

İçim mıncıklandı, hadi biraz bunu konuşalım!

Ben şu an var olduğum kişi her neyse o’yum. Peki, şimdi de geçmişte yaşadığım herhangi bir olayı yaşamadığımı varsayalım. Bu durumda şu an var olan ben ile o anı yaşamayan benin aynı kişi olduğunu iddia edebilir miyiz? Yani, bisiklet binmeyi öğrenmeyen ben ile öğrenen ben aynı mı? Okuma yazmayı öğrenmeyen ben ile öğrenen ben aynı mı? Shakespeare okuyan ben ile okumayan ben aynı mı? Sonsuz sayıda örnek verebiliriz bu duruma, sonsuz neyse artık… Her neyse konudan çok sapmadan buraya kadar bir şeyi fark ettiğimize inanıyorum: Bizi biz yapan şey sadece bir şey değil, yaşadığımız her şeyin toplamıdır. Bu durumda verdiğiniz cevaplara geri dönelim, sorunun cevabının hangi yaşadığım olaydan kaynaklı olduğunu söylediyseniz bunun doğru olduğunu kabul etmek dışında bir seçeneğim kalmıyor. Evet, doğrudan o olay yüzünden böyle düşünmemiş olabilirim ama o olay yüzünden başka bir şey düşündüm sonra başka bir şey derken bu böyle devam etti ve ben böyle düşünürken buldum kendimi.

Bu yazdıklarım size karmaşık gibi mi geldi bilmiyorum ama bazı şeyleri fark etmenizi istediğim için bu satırları yazdım. Çünkü biz insanlar, bazen bazı şeyleri yaşamamış olmayı çok derinden istiyor ve büyük bir ıstırap içinde olabiliyoruz. Hatta bazılarımız gittiği her yere bu ıstırabı götürüyor ve ölene kadar sırtında bir yük gibi taşıyor. Oysa ben bugün size; sırtınızda taşıdığınız her ne varsa, görmezden geldiğiniz hangi anınız varsa, sizin canınızı yakan ve keşke yaşamamış olsaydım dediğiniz her ne varsa onlar sayesinde şu anki kişi olduğunuzu söylüyorum. Bunu yüksekçe bir yerde keyif kahvemi içerken değil, sizin gibi defalarca kez canı yanmış ve her an yeniden yanabilecek olan biri olarak söylüyorum. Hayat yaşadıklarımızdan ibaret derler. Burada hayattan kasıt doğrudan biz insanlarız. Her birimiz yaşadıklarımızdan ibaretiz.

Peki, size soruyorum: Yaşadığınız bu geçmiş ile ne yapacaksınız?

Ne yapmak istiyorsanız onu…

İsterseniz acıları sırtlayın ve gittiğiniz her yere götürün. Hem böylece acılarınız da canı ne zaman isterse açığa çıkıp sizin canınızı tekrar tekrar acıtma gücüne sahip olur. Harika bir fikir değil mi (!)?

İsterseniz yok sayın. Görmeyiverin canım ne olacak yani! Sırtınızı döner bir güzel uyursunuz. He, siz uykudayken hazır da sırtınızı dönmüşken tepenize çıkarsa… İşte o zaman hapı yuttunuz!

Düşünüyorum Öyleyse Yaşadım!

Tamam tamam. Başka bir seçenek buldum, alın karşınıza ve sürekli karşınızda dursun. Gözünüzü sakın ha ayırmayın. Sağda solda her yerde bu acıdan söz edin. Dillere destan bir acınız olsun. Aman ha o acıyı sakın unutmayın, yanlışlıkla mutlu falan olursunuz sonra!

‘E huysuz psikolog sen de amma abarttın he! Bu dediklerini de yapacak değiliz ya!’ dediğinizi duyar gibiyim. Sahiden yapmaz mısınız? Canınızı yakan bir olay yüzünden işe, okula, arkadaşlarınızın yanına vs. nereye giderseniz gidin moraliniz bozulmadı mı yani? Ya da canınızı sıkan herhangi bir olayı görmezden gelip unutmayı tercih etmediniz veya defalarca kez birçok kişiye yaşadığınız o acı anı anlatmadınız… Ben de öyle düşünmüştüm.

Peki, o zaman yaşadığımız bu geçmiş ile ne yapacağız? Yaşadığınız şey her ne ise onu önce karşınıza almakta fayda var. Ardından bu anıdan alacağınız deneyim, çıkarım, güzel olan ne varsa onu alın. Daha sonra bu anıdan arta kalan kötü yanları da yaşadığınızı kabul edin ve içinde güzellik bırakmadığınız bu kötü yanları çöpe atın. Size çöpe atın derken anıyı silin demiyorum, size kötü olan her ne varsa fark edip kabul ettikten sonra artık işinize yaramadığı için çöpe atmanızı öneriyorum.

Umut ediyorum ki bu satırlarda, düşündüğümüz şeyi neden düşündüğümüzü düşünürken aslında yaşadığımız anlardan ibaret olduğumuzu ve duygularımızın, düşüncelerimizin, davranışlarımınız geçmiş deneyimlerimizle doğrudan ilişkili olduğunu fark etmişizdir. O halde hadi! Geçmişe bir göz atalım ve anılarımızın kötü yanlarını ayıklayalım, güzel yanları da yanımıza kâr kalsın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum