Dünyaca Ünlü Tablolar Üzerine

Dünyaca Ünlü Tablolar Üzerine

 Dünyaca ünlü tabloları eminim hepimiz biliyoruz, peki ya daha fazlasını? Hadi gelin birlikte öğrenelim!

  • Mona Lisa

   Mona Lisa (La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinir), İtalya’nın Floransa şehrindeki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine Sfumato tekniği ile resmedilmiş, Mona Lisa’nın özellikle göz çevresindeki gölgeleme işlemi, bu resimde sfumato tekniğinin kullanıldığını göstermektedir. 16. yüzyıl yağlı boya portresidir. Resim halen Paris’teki Louvre Müzesi’nde Francesco del Giocondo’nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumaktadır.

  • Belleğin Azmi

  Belleğin Azmi ya da Eriyen Saatler (Katalanca: La persistència de la memòria), İspanyol sanatçı Salvador Dalí tarafından 1931 yılında yapılan ve en bilinen eserlerinden biri olan tablo. 1932 yılında 250 Amerikan doları karşılığında satılan tablo, 1934 yılından bu yana New York’taki National Museum of Art’ta sergilenmeketdir. Gerçeküstücü tablo eriyen cep saatlerini konu almaktadır. Bu, Dalí’nin o yıllardaki ‘yumuşaklık’ ve ‘sertlik’ anlayışına ışık tutmaktadır. Tablonun ortasında “canavar” biçiminde bir insan figürü gözlenebilmektedir. Dalí’nin birçok yapıtında kullandığı bu nesne, sanatçının kendini betimlemesi olarak da algılanmaktadır. Resmin sol alt köşesindeki turuncu saat karıncalarla kaplanmıştır. Dalí; karınca görüngesini, ölümü ve kadın üreme organlarını simgelemek amacıyla da kullanmıştır. Bir başka kaynağa göre, karınca çalışkanlığı,sinek ölümü ve yumurta ise kadın üreme organlarını temsil etmektedir. Yapıtın tamamlandıktan kısa süre sonra kırmızı şarapla ıslatıldığı söylenmektedir.

  • İnci Küpeli Kız

İnci Küpeli Kız (Felemenkçe: Meisje met de parel), Hollandalı ressam Johannes Vermeer‘in başyapıtlarından biri olan tablodur. Adından anlaşılacağı gibi odak noktası bir inci küpedir. Lahey’de, Mauritshuis’de sergilenmektedir. Kimi zaman “kuzeyin Mona Lisa‘sı” ya da “Hollandalı Mona Lisa” olarak adlandırılır. Genel olarak Vermeer ve tabloları hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Tablo “IVMeer” şeklinde imzalanmıştır, ancak tarih atılmamıştır. Tabloda resmedilen kızın hayal ürünü değil de gerçek bir model olduğu ve kızı ya da bir yakını olduğu düşünülmektedir. Tablodan esinlenerek kitap yazılmış sonra da beyaz perdeye uyarlanmıştır. Tablo yağlı boya ile yapıldığı ve uzun süre korunamadığından zamanla boyada çatlamalar meydana gelmiş ve bu da tabloya farklı bir göz zenginliği sağlamıştır.

  • Son Akşam Yemeği

  Son Akşam Yemeği ya da Son Yemek (İtalyanca: IlCenacolo or L’Ultima Cena), 15. yüzyılda Milano’da Leonardo da Vinci tarafından Duke Lodovico Sforza’nın isteği üzerine yapılmış fresktir. Hıristiyan inanışına göre, İsa Mesih’in Romalı askerlerce tutuklanmasından bir gün önce (Pesah Günüöncesi) havarileriyle yediği son akşam yemeğini ifade eder. Bu yemek sırasında yaptığı konuşmanın uzunca anlatıldığı Yuhanna Kitabı’nda İsa Mesih onlara, kendisi aralarından ayrıldıktan sonra gelecek olan Paraklit’le teselli bulmalarını söyler. Son Akşam Yemeği, Rönesans ressamlarınca çokça işlenen bir konu olmuştur. Bu eserlerin içinde en bilineni Leonardo da Vinci’nin yaptığı resimdir. Resim, Milano yakınlarındaki Santa Maria Dele Grazie’nin duvarına yapılmış ve bu gün oldukça yıpranmıştır. Leonardo’nun Mona Lisa’dan sonra en ünlü eseridir.

Son Akşam Yemeği’inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase’den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı. Ancak resimde kâse ve şaraplı ekmek görülmemesi Hristiyan dünyasında yıllardır tartışma konusu olmuştur. Resmin kurgusu büyük bir anakronizm sorununu içinde barındırır. Yaşadığı tarih itibarı ile İsa Peygamber ve havarilerinin masada oturarak yemek yemeleri mümkün değildir. Masa etrafına konulan sandalyeler ve bu düzenekte yemek yeme çok sonraki zamanlarda yerleşmiş bir gelenektir. Da Vinci’nin şifresi kitabına göre İsa’nın solundaki kadın Magdalalı Meryemdir ve kalça kısımlarından birleşmişlerdir ikisinin arasında kocaman bir V yani paganların kadın sembolü bulunmaktadır ve giysileri de birbirlerinin simetrisidir. Ayrıca oluşan v şekli kutsal kaseyi tanımlamaktadır yani kutsal kase V şeklindeydi. Kitaba göre İsa’nın Magdalalı Meryem’den çocuğu olmuştur. Yine kitaba göre Magdalalı Meryem, İsa’nın sağ diğer tarafına geçtiğinde kocaman bir ters V yani paganların erkek sembolü ortaya çıkmaktadır.

  • Yıldızlı Gece

  Yıldızlı Gece (Felemenkçe: Desterrennacht), Hollandalı art izlenimci ressam Vincent Van Gogh tarafından yapılan yağlı boya tablo.Haziran 1889’da yaptığı tabloda ressam, sanatoryumdaki odasının doğuya bakan pencereden görünen Saint-Rémy-de-Provence köyünün gün doğuşundan hemen önceki görünüşünü resmetmiştir. Tablo,1941 yılından beri New York’taki Museum of Modern Art müzesinin kalıcı koleksiyonunda bulunmaktadır. Van Gogh’un en ünlü eserleriden biri olan Yıldızlı Gece, aynı zamanda Batı kültürünün en ünlü tablolarından biridir.

  • Venüs’ün Doğuşu

   Venüs’ün Doğuşu İtalyan ressam Sandro Botticelli‘nin 1482–1486 yılları arasında tuval üzerine tempera (Orta Çağ’da tutkallı suile boyanın, çoğu zaman yumurtanın akıyla karıştırılması suretiyle elde edilen boya türü.) ile çizdiği tablodur. Tabloda, Venüs’ün ergen bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışı betimlenir. Dünyanın en bilinen resimlerinden biri olan tablo, Floransa’daki Uffizi’de sergilenmektedir. Yunan mitolojisinde Kronos, babası Uranüs’ü hadım edip cinsel organını denize atar. Sonuçta deniz döllenmiş olur ve Venüs denizden doğar. Venüs bu tabloda, bir deniz kabuğu üzerinde denizden yükselip,sol taraftaki iki rüzgâr tarafından kıyıya doğru sürüklenmiş şekilde betimlenir. Tabloya ilham veren antik dönem eserlerinde deniz kabuğu, vulvayı simgeler, Çıplak olarak betimlenen Venüs’ün yanında, mevsim tanrıçaları olan Horae’den biri bulunur ve elindeki çiçekli pelerin ile tanrıçanın üzerini örtmeye çalışır.Ayrıca rüzgârlar Venüs’ün üzerine, ortası altın renginde güller dökmektedir.

  • Öpücük

Öpücük (Almanca, Der Kuss) Avusturyalı Sembolist ressam Gustav Klimt tarafından altın varak, gümüş ve platin içeren bir tuval üzerine yapılmış bir yağlı boya eseridir.  1907 ve 1908 yıllarında, akademisyenlerin “Altın Dönem” dediği dönemde yapılmış ve 1908’de Liebespaar (sevgili) başlığı altında sergilenmiş. Resimde birbirlerini kucaklayan bir çift tasvir ediliyor, vücutları çağdaş Art Nouveau tarzından ve erken Artsand Crafts akımının organik formlarından etkilenen bir tarzda dekore edilmiş ayrıntılı güzel elbiselerle iç içe. Resim şimdi Viyana Belvedere’deki Österreichische Galerie Belvedere müzesinde bulunmakta ve Viyana Secession’ın (Art Nouveau’nun yerel varyasyonu) ve Klimt’in en popüler eserinin bir şaheseri olarak kabul ediliyor.

  • Atina Okulu

 

  Atina Okulu (ya da İtalyanca Scuola di Atene), İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından 1509-1511 yılları arasında yapılmış fresk. Atina Okulunda ana konu felsefe ve astrolojiyi ilahiyat ile bağdaştırmaktır. Fresk Vatikan’da Stanza della Segnatura’da bulunmaktadır. Raffaello, ilk çağın anıtsal mimarisi içinde bir yanda idealist Platon’u öte yanda realist Aristo’yu resimlemiştir. Felsefi inançlarına paralel olarak Platon göğü, Aristo yeri gösterir. Ayrıca resimde Öklid’den, Diyojen’e kadar pek çok ilk çağ filozofu ve matematikçisi de yer almıştır. Mekâna yerleştirilen ana figürlerden olan Platon ve Aristo’nun etrafında bulunan diğer filozof ve bilim adamlarıyla kalabalık bir görünüm izlenmektedir. Platon figürü için uzun sakallarıyla Leonardo da Vinci, ön plandaki basamaklardan birinde kolunu mermer bir bloğa dayayarak oturmuş matematikçi Heraklitos için ise Michelangelo modellik yapmıştır. Raffaello’nun kendisi ise basamakların altında en sağda resmin dışına bakmaktadır.

  • İzlenim: Gün Doğumu

  İzlenim: Gün Doğumu, (Fransızca: Impression, soleil levant) Claude Monet‘nin izlenimcilik akımına adını veren resmidir. İzlenim: Gün Doğumu, ilk kez 1874 yılında, Paris’teki La Salon Galerisi’nde düzenlenen ilk izlenimcilik sergisinde sergilendi. Tabloda resmedilen manzaranın genel havası sislidir. Sislerin arasından güneş ışığı etrafı aydınlatıyor. Monet bu temayı sonralar başka tablolarında da kullanmıştır. Tablo Paris’te, Marmottan Monet Müzesi’nde sergilenmektedir. İzlenim: Gün Doğumu’nda, sabah saatlerinde, üzerinde güneş doğan mavi-yeşil tonlarında bir deniz limanı tasvir edilmiştir. Bu Le Havre limanıdır. Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor. Tablodaki güneş küçüktür ve bu izleyiciye mesafenin uzak olduğu hissini verir. Limanda iki küçük tekne gözüküyor. Resmin sol tarafındaki arka planda uzun direkleri ile gemiler ortada ise, balıkçı tekneleri var.

  • Adamın Oğlu

Adamın Oğlu, Belçikalı ressam René Magritte‘in 1946 tarihli sürrealist tablosu. İzleycilerin karşısına çeşitli kitaplarda, filmlerde değişik şekillerde çıkan ikonik bir tablodur. Eser, bir otoportredir. Ressam kendisini klasik bir takım elbise giymiş ve melon şapkalı olarak çizmiştir. Yüzü, havada asılı duran büyük bir yeşil elma ile kapanmıştır; ancak sol gözü kısmen almanın yanlarından görünür. Melon şapkalı adam alçak bir duvar önündedir; arkasında deniz ve bulutlu gökyüzü görünür. Sol kolu ters dönmüş vaziyettedir, ceketinin üçüncü düğmesi iliklenmemiştir ve gövde sonsuza doğru aşağıya uzanır gibi görünmektedir. Tablo, sanatçının arkadaşı Harry Torczyner’in 1963 yazında verdiği sipariş üzerine yapıldı. Torczyner, her zaman melon şapka giyen Magritte’ten Belçikalı ressamlar Rubens ve Ensor gibi şapkalı bir otoportre yapmasını istemişti ancak Magritte, kendi portresini yapmayı çok güç buldu ve tabloyu tamamladığında ortaya çıkan melon şapkalı, yüzü bir elmanın arkasında gizlenmiş anonim birinin resmi olmuştu ve esere Adamın Oğlu adı verildi.

  • Kanagawa Oki Nami Ura

 Kanagawa Oki Nami Ura (神奈川沖浪裏 “Kanagawa açıklarında dalga arkası”), Japon ukiyo-e ustası Katsushika Hokusai‘nin tanınmış tahta baskı eseridir. Eser ilk olarak Edo döneminde 1832’de ukiyo-e serisi 36 Fuji Dağı Manzarası ‘nın bir parçası olarak basıldı ve aynı serinin en çok tanınan eserlerinden biri oldu. Eserde Japonya’da Kanagawa (bugünkü Kanagawa iline bağlı Yokohama şehrinin bir semti) açıklarında büyük dalgalardan tehdit edilen tekneler çizilmektedir. Serinin diğer eserlerinde olduğu gibi arka planda Fuji Dağı görülmektedir. Eserdeki dalga bazen tsunami olarak aktarılmasına rağmen Katsushika Hokusai’nin orijinalinde “okinami” (açık deniz dalgası) olarak geçmektedir. Eserin kopyaları, Metropolitan Museum of Art (New York), British Museum (Londra) ve Claude Monet’nin evi (Giverny, Fransa) başta olmak üzere batılı ülkelerdeki çeşitli koleksyonlarda yer almaktadır. Eser günümüzde Japan Rail Pass’ta kullanılmaktadır. Quiksilver’in logosu da bu eserden esinlenmiştir.

  • Çocuklarını Yiyen Satürn 

  Çocuklarını Yiyen Satürn ya da kısaca Satürn (İspanyolca Saturno devorando a un hijo), İspanyol ressam Goya‘nın, Sağırın Beşi (Quinta del Sordo) adıyla bilinen evinin iki katındaki duvar sıvasına, dekorasyon amacıyla yağlı boya ile çizdiği 14 tablodan oluşan ve Kara Resimler olarak adlandırılan duvar resmi serisine ait bir tablodur. Serinin geri kalanıyla birlikte 1819 – 1823 yılları arasında çizilmiştir. Resimde Yunan tanrısı Kronos’un (başlıkta Roma karşılığı olan Satürn ismi kullanılmıştır), kendi yerine geçmelerinden korktuğu çocuklarını doğumlarının hemen ardından yiyerek öldürmesi anlatılır. Goya’nın ölümünden sonra tuvale aktarılan resim, Madrid’deki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

Sanatla kalmanız dileğiyle… 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.