DANSLARA VE ŞARKILARA NE OLDU?

Unuttuk değil mi? Artık ne dans edebilen var, ne de keyifle şarkı söyleyenler.  Acaba çingeneler yine ‘dünya yansa umurlarında olmayan’ tutumlarıyla, neşeyle dans edip eğlenebiliyorlar mı?

Kaçımız iş yaparken şarkı mırıldanıyor? Kaçımız evin içinde mutluluktan dans edebiliyor?  Tangoları, valsleri hepten unuttuk zaten. Kim sevincinden, mutluluktan dans ediyor? Dans okulları iş yapabiliyor mu acaba?  Konservatuarlar halen ilgi görüyor mu? Kısa yoldan internetten yetenek sergileyip de popüler olduğu için sanatçı zannedilen isimler çoğaldığından beri eğitimli sanatçı olmayı umursayan kalmadı galiba?

Bazen eşimin bugünleri görmediğine seviniyorum.  Geçen sene kanserden kaybetmemiş olsaydım yine, hayattayken dediğini söylerdi eminim. “ ben sanatın değer gördüğü, iyi zamanlarda, usta sanatçılarla çalıştığım için şanslıyım. Bu zamanda dans ediyor olmak istemezdim”  Sahnelere kazandırdığı bale sanatçıları, dans edebiliyorlar mı? Kırk beş sene emek verdiği ve titizlikle sahne sanatlarını anlatıp, bale öğrettiği isimler; yeni öğrenciler yetiştirebiliyor mu?

Bu yazıyı yazarken saat gecenin on ikisi olmak üzere. Bugün kapımızın önünden geçen kaçıncı ambulans bu? Onun ardından arabasından bangır bangır, gürültülü sesler çıkan arabalar geldi geçti.  Müzik diyemediğim gürültülerini, cadde sakinlerine dinletmekle eğlendiklerini zannediyorlardı sanırım. İtfaiye de geçti bugün. Ve yine müziğini, ritmini anlamadığım başka gürültü saçan araçlar.  Kimilerinin canı acıyor, hastası var, yaralı birileri var. Birileri hastaneye yetişme derdinde. Birileri alevlerle boğuşuyor.  Birileri de sözde eğlence amaçlı, gürültü yapmayı mutluluk sanıyor.

Eskilerin kibar dansları, valsleri, saygılı insanları yok artık. Mutluluktan şarkılar söyleyenler de kalmadı. Sanat müziğinin güzelliğini fark eden, olgun insanlar her gün daha da azalıyor.  Nasıl bir çılgınlığın içine sürükleniyoruz? Kalite yok. Sanat yok. Eğitim yok. Mutluluk yok. Popüler olmak ve her halinin fotoğraflarını paylaşmak var. Böyle mi mutlu olmalı insan? 

Her şey sahte.  Sesler, yüzler, müzikler…. Her şey teknolojinin ve programların marifetiyle güzelleştirilirken; gerçek ve emek gerektiren, asıl güzellikler unutuluyor.  Değerli olanın değerini bilen insanları, yaşadıkları üzüyor. Dans da müzik de unutuluyor.

Aman Tanrım! Dışarıda adamın biri, kavga eder gibi bağırıyor. İçimiz hop ediyor. Aman sakın birileri yine bıçak çekmesin birilerine! Kavgalar olmasın.  Güzel sesler duyup, mutlu olabilmek, uzaklarda kalan bir hayal olmasın! Lütfen. Lütfen.

 Yoksa bir daha hiç mutluluktan dans edip, şarkılar söyleyip; bu işin eğitimini alarak, sanata dönüştürenler olmayacak mı? Öyle mi? Çok mu umutsuzuz?  Hayal de kurmamalı mıyım?Peki

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.