Büyük Taarruz'un Onurlu Kahramanı: Albay Reşat Çiğiltepe

Büyük Taarruz’un Onurlu Kahramanı: Albay Reşat Çiğiltepe

Albay Reşat Çiğiltepe, Türk milletinin simgesi, onuru ve gururudur. Verdiği sözü yerine getiremediği için intihar edecek kadar vatanına ve görevine bağlı bir Türk askeridir.

“Reşat Bey, büyük bir vatanseverdir.” 

Büyük Taarruz'un Onurlu Kahramanı: Albay Reşat Çiğiltepe

Albay Reşat Çiğiltepe Kimdir?

1879 yılında İstanbul’da doğdu. Herkesin bildiği bir yazar olan Ziya Paşa’nın oğludur. 

1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde üstün kahramanlıklarıyla dikkat çekmiştir. Muş ve Bitlis’in düşman işgalinden kurtuluşunda çok büyük rol oynayan Albay Reşat Çiğiltepe, Atatürk’ün takdiriyle madalyalar kazanmıştır. , 1.-2. İnönü ve Sakarya Muharebesi’ne Yarbay rütbesi ile katılmıştır ve sonrasında ise 57. Tümen Komutanlığına atanmıştır.

Çiğiltepe’de Olanlar

Mustafa Kemal Paşa, 57. Tümen Komutanlığı’na atanan Albay Reşat Çiğiltepe’ye, Büyük Taarruz‘un ikinci günü (27.08.1922), muharebenin ve vatanın kaderini belirleyecek çok önemli bir mevkide bulunan Çiğitepe’yi düşmandan temizlemesini emretmiştir. Çiğiltepe, Sincanlı Ovası’ndan Dumlupınar’a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engeldir.

Bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis ise en güçlü ve zinde askerlerini bu tepeye toplamış, Türk askerini olabildiğine zorlamıştır.

Saat: 10.30

27 Ağustos 1922 sabahı 57 Tümen Komutanlığı bu tepeyi kuşatmıştır. Saat 10.30’da Mustafa Kemal telefonda Albay Reşat Çiğiltepeye;

Reşat Bey, bu mühim tepeyi ne zaman kontrol altına alacaksınız?”

Çiğiltepe: “Komutanım, yarım saat sonra alacağız.”

Atatürk, “Başarılar diliyorum.” der ve telefon kapanır.

Saat 10.45

Mustafa Kemal saat 10.45’te Çiğiltepe’yi tekrar arar: 

“Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.”

Reşat Bey: “Komutanım, düşman tepeye bir tümen yığmış direniyor. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.”

Saat 11.00

Mustafa Kemal, 10.30’dan yarım saat sonra, saat 11.00’da tekrar arar Çiğiltepe’yi.

Reşat Bey’i istiyorum.”

Soğuk ve boğuk bir ses şöyle der:

“Komutanım, Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, ‘Komutanım, yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.’

İki taraftan da ses kesilmişti. Duyulan ses, top sesleri ve mermi sesleriydi. Ses yoktu, Mustafa Kemal konuşamıyordu, sebebi ise gözlerinden dökülen yaşlardı. Derin, anlamlı ve gururlu bir sessizlikten sonra Mustafa Kemal;

“Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.”

Saat 11.45

Mustafa Kemal‘in telefonu çalar.

“Komutanım, Çiğiltepe alınmıştır. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovasına doğru kaçmaktadır, arz ederim.”

Albay Reşat Çiğiltepe, Atatürk’ten de önce ulusuna karşı verdiği sözü yerine getiremediği için canına kıymıştır. Hatırlanmayan ve ismi dahi milletimizce bilinmeyen Çiğiltepe, Türk milleti için bir sembol halindedir. Bu önemli görevin sözünü tutamayışı, 45 dakikalık bir gecikmeyle hayatına mal etmiştir. 

Vefatından sonra TBMM tarafından kendisi adına ailesine Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası takdim edilmiştir. Soyadı Kanunu çıktığı zamanda da Mustafa Kemal Atatürk tarafından ailesine “Çiğiltepe” soyadı verilmiştir.

Görev aşkından, sorumluluğundan, saygısından ve millet sevgisinden dolayı hayata gözlerini yuman Albay Reşat Çiğiltepe‘nin naaşı bugün Ankara Devlet Mezarlığı’ndadır. İlk olarak Sandıklı kabristanında yatsa da 1988 yılında buraya getirilmiştir.

okur

Yazar: Berkay Soydan

Bir insanı tanımanın en iyi yollarından birisi de onun otobiyografisini okumak değil, zihninden ve kalbinden geçen sözlere tanık olmaktır. Hakkımda yazacağım iki veya üç cümle beni yüzeysel olarak tanıtır. Oysa düşüncelerime daldığı zaman düşünceleriniz, siz bir nebze bensiniz.

Velhasılıkelam, yüzeysel olarak tanıtayım kendimi. Bir öğretici adayıyım. Uzun yıllardır deneme, makale ve şiir yazıyorum. Okumaktan, yazmaktan, okuduğumu ve yazdığımı tahlil yapmaktan ve bunları paylaşmaktan son derece zevk duyan birisiyim.

Yüzeysel olarak yeterli oldu sanırım. Hakkımda öğrenecekleriniz, düşüncelerimiz birbirine karışınca ortaya çıksın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.