BİR ADAM İKİ KADIN BİRKAÇ KİŞİ…

          O gün o kaldırımda bir kadın ağlıyordu. İki elini başına koymuş kafasını yere doğru eğmiş sessiz sessiz ağlıyordu, hem de ne için değer verdiği, sevdiği, hayatını paylaştığı, canına can olduğu adamdan yol ortasında yediği tokat yüzünden.

         O tokadı ne için yemişti? Yada hak etmiş miydi? Hangi kadın yol ortasında tokat yemeyi hak ederdi? Daha doğrusu bir kadın tokat yemeyi hak ediyor muydu? Oturmuş ağlayan kadını gördüğümde ne hissettiğimi tam olarak anlatmam mümkün mü bilmiyorum? Sanırım en belirgin duygum öfkeydi, o kadını ağlatanlara karşı hissettiğim. Bir kadın kaldırımda oturup ağlayacak kadar çaresiz kalmışsa, ağlatana karşı tabi ki öfke hissederim. Çaresizlik, o kadının hissettiği çaresizliğin yanında ,ona gerçekten yardım edememenin, duygularını tam anlamıyla paylaşamamanın verdiği benim hissettiğim çaresizlik. Ne yapabilirdim ki; gidip ”iyi misin?” desem. Yada çantamdan bir mendil çıkarıp versem derdine derman olur muydum? derman olamasam da ortak olurdum belki. Peki beni durduran neydi? Terslenme duygusu belki de, çünkü öyle bir hal aldık ki, acımızı başkasından çıkarmak için fırsat kollar haldeyiz. Ne ara birine destek olmaktan, acısını paylaşmaktan korkar halde geldik? Ne ara insanlığımızı kaybettik. Belki de onu utandırmak ta istememiş olabilirim, kendi çaresizliğini yaşarken bir de yaşadıklarını gördüm seni izliyordum der gibi yanına gidip canının acısına acı katmak istememişte olabilirim. Ne acı ki; ben bu duygular içindeysem o hangi duygular içindeydin acaba…

       Sanırım böyle düşünen sadece ben değildim etrafımızda onu gören en az 10 kişi vardı ama kimse yanına gidemiyordu… Sadece izliyorduk hepimiz, bir tiyatro izler gibi izliyorduk. Bir süre sonra adam geri gelmişti, ama belliydi gelişinden öfkeliydi hala, kadına komutlar yağdırmaya başladı, kalk, yürü, hadi, sana diyorum… Ama öyle bir şey söyledi ki vay dedim, ”seninle evde görüşeceğiz.” işte şimdi müdahale etmem lazımdı. Tedirginlikle beklediğim köşeden hızlı adımlarla kadının yanına gittim, adam orda yokmuş gibi davranıyor, onu ciddiye almadığımı göstermeye çalışıyordum. ”İyi Misin?” diyebildim sadece yanına otururken, kafasını bile döndürmeden göz ucuyla bir bakış attı ve yalvarır gözlerle ”iyiyim” diyebildi. Aslında iyi değildi ve bu her halinden belliydi, korkuyordu, yuvasından atılmış bir kuş gibi içi dışı titriyordu. Adın ne? dediğimde kısık bir sesle, hatta kimse duymasın der gibi DÖNDÜ dedi.

       Benim orada olmam adamı daha da sinirlendirdi sanki çünkü; Döndü de artık o orada yokmuş gibi davranıyordu, bana bakıyor öylesine sorduğum sorulara ürkek cevaplar veriyordu, adam sesini yükselttiğinde bir ürperiyor, o ürperdikçe bende ürperiyordum ama sanki birbirimizden güç alıyorduk. Adam bu durumdan çok rahatsız olmuştu ve bunu hareketleriyle, gittikçe artan ses tonuyla belli ediyordu. 

       Sanki artık Döndü’ye değil bana öfke duymaya başlamıştı, öfkesini bana yöneltti ve ”Sen kim oluyorsun?” diye bağırmaya başladı, hala o orada yokmuş gibi davranıyordum ama korkuyordum da, yanında ki kadını yol ortasında tokatlayan adam bana ne yapmazdı ki?… Benim yaptığımdan cesaretlenen iki kişi daha yaklaştı yanımıza, adam biraz sessizleşti. Sonra bir polis arabası gözüktü ileriden adamın sesi gitgide kısılıyordu, polisler yanımıza yaklaştıkça adam kendini savunmaya geçmeye başladı. ” Bu bana ne yaptı?, Siz onu tanımazsınız?” gibi cümleler kurmaya başladı…şimdi de sanki o korkuyordu. Polis arabasına binip karakola gidene kadar Döndü elimi hiç bırakmadı, ifademi verip de karakoldan çıkarken dönüp göz ucuyla Döndü’ye baktım, O da bana bakıyordu… gülümsedik birbirimize gülüşünün çok güzel olduğunu fark ettim ve ben ona iyi ol der gibi göz kırptım, hep iyi kalmasını dileyerek çıktım gittim. 

        Umarım hep iyi olursun güzel gülüşlü kadın…Diyeceğim o ki; birlikten güç doğarmış…

okur

Yazar: Dolis

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.