Bavulunu Hazırla, Ruhunu Bulmaya Gidiyoruz!

Bavulunu Hazırla, Ruhunu Bulmaya Gidiyoruz!

Bavulunu Hazırla, Ruhunu Bulmaya Gidiyoruz!

Yaşıyoruz! Fiziksel olarak hepimiz aynı anlamıyla yaşıyoruz. Nefes alıp, verince yaşadığımızı varsayarak bir döngünün içinde gidip geliyoruz. Oysa gezegendeki bir çok canlı nefes alıp veriyor ama hiç birimiz bir sineğe bakıp ne hayat yaşadı yahu demiyoruz.

Yaşamak lazım hayatı. Böyle sırf güneşin batışını göreceğim diye ayaklarınızı kaba etinize vura vura o tepeye çıkacak kadar yaşamak. Sonra o son kadehi içip en detone hâlde herkesi o şarkıdan soğutacak kadar yaşamak. Kim ne der demeden en çok içim ne der diyerek yaşamak. Ben yapabiliyor muyum? Mesele şarkıdan soğutmaksa evet ama yaşamak konusunda tereddütlerim var. Lakin başarmanın yarısındayım.

Bu hayatta en çok kendimi seviyorum. Bu belki çok mâkul karşılanmıyor çoğu tarafından. Ama ben kendimi sevmeden sevemeyen, mutlu olmadan mutlu edemeyen, ağlarken asla güldüremeyen biriyim. Kendimden sonra gezegeni seviyorum. Çünkü en az kendim kadar sevmediğim bir yerde nasıl mutlu olabilirim. Üstelik içinde bunca çürümüş beden varken. Sonra tabiki gezegenle bir olup yarattıklarım. Çocuklarım… hatta evlatlarım diyeyim de duruma iyice bir olgunluk gelsin. Böyle söyleyince eskimiş hissediyorum ama sonra güneşe dönüyorum yüzümü o hala aynı şekilde parlıyor ve dünyaya rağmen yaşlanmıyorsa ben de bana rağmen şu içinde dönüp durduğum bedene rağmen parlamaya devam etmeliyim diyorum.

Yaşayın, yarın ölmeyecek gibi korkusuz, doğada kaybolacak kadar doğal, bir ağaç kadar köklü, bir at kadar asil, güneş kadar parlak, ay kadar gizemli ve bir kadeh şarap kadar lezzetli. 

okur

Yazar: Birdünyamelodi

Gezegeni gezip keşfetmeyi ve her durakta farklı etkileşimler, birikimlerle evime dönmeyi seviyorum. Bu yüzden oğlumun adı Dünya, kızımın adı ise Melodi. Eşsiz bir dünyada kendi melodimle yaşamak ve evrene minnet duymak ruhumu besleyen en etkili gerçek.Yürümeyi öğrenmeden koşmak isteyenlerden olmam her zaman başıma büyük dertler açsa da heybemde hep sayısız tecrübe ile dolaştım. Tabi ki hepsi olumlu değildi ama ölümlü de olmadı. Öyleyse devam etmeliyim dedim bildiğim şekliyle yaşamaya. Çünkü bana akıl verenler, en çok elestirenler mutsuzdu hep. Bense tüm kaşınan yaralarıma rağmen mutluydum. Hâlâ da öyleyim. Babam ölmeden önce ona daha uçağa bile binmedin nereye gidiyorsun demiştim. Ben ise daha dünyayı gezmedim nereye gideceğim. Elimde bir makine içine sayısız anı doldurma arsızlığındayım. Kimseler görsün diye değil, anlarım kalıcı anı olsun diye. Çocuklarıma bırakabileceğim en büyük miras tüm bu anılardaki arsız gülüşlerim olacak. Belki çoğu kimse yaralarıma bakacak ama onlar hep gülüşlerimle ısınacak. Biliyorum...

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.