Aşk

Aşk

İçimdeki dünyalarda arardım hep seni. İnsanlara susar kağıtlara konuşurdum ve çokça severdim içimden geldiği gibi. Yalnızlığı var edeni yar ederdim kendime, dualarıma sığdırırdım hayallerime sığmayan seni. Hayalimde yaşardın, bir bunu başardın aslında. İnsanın aklının alamadıklarını alabiliyorum kalbi ve her şeye rağmen sevebiliyormuş inatla şu yirmi birinci yüzyıla. Sakladım ya, tüm acılarına merhem olup seni kalbime sakladım ya! Saklandığın diyara bir gönül penceremden bakmadın yar! İçimdeki cehenneme atardım hep seni. Yan diye değil de nasıl yandığımı anla diye. Geldiğin gibi git de diyemem gittiğin gibi gel de. Ne bir an geldin kavuştum sana ne de izleyebildim gidişini. Ey gizemi sevilesi yar, yokluğun bile güzel seveyim sevişini! Bir gün tüm yollar haykırır gelişini, çoktan ölmüş adımlarıma can verişinim. Elbet temizlenir yüreğimiz, düşlediğimiz her şeye erişiriz. Dünkü gibi olur arayışım, günü dün eder gelişin. Günü gün ederken insanoğlu… Yine ‘Kün’ der yaratıcı, yolumuz düşer geldiğimiz diyara. Aslında aşk duaya, şükre, rızaya… Sıkışıp üç günlük dünyaya aramak da beklemek de nafile seni, boşuna. Aşk ki Peygamberin aşkı gibi Hira’ya!

Rapor Et

blogger

Yazar: Siyah

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları