AN'lar

Bir şehrin gri bulutlarından yağan yağmurun altında dans eden bir çocuğun sevinci, bizim yüzümüze kısa ve ani bir şekilde konan tatlı bir tebessümdür. O dans ederken biz yağmurdan kaçıp pencereden izleriz. Ne olur ki anı yaşayıp o çocuğa katılıp hep beraber dans edip kısa bir tebessümden fazlasını yaşasak; lakin büyük ihtimal bu toplum kültürü ile anca deli damgası yeriz. Genç yaşımızda bildiğimiz halde umursamadığımız şey ise hayata bir kez gelmiş olmamızdır, hata yapmaktan korkan gençleriz ki buda toplumun bize getirdiği diğer eksilerden. Toplumsallaştırılan şeyleri kabul etme  zorunda kalmamız, bunu uyup devam etmemiz ve bizi mutlu yapan o anları kaçırmamızı sağlayan toplumsal kurallar.. Kapat şimdi şemsiyeni kaldır başını aç ağzını koştur suyun üstünde kafası çatlak diyenleri aldırma içine sızmayacak ya!. Yaşa anı, kapıl zihnine bırak götürsün seni en kuytu yerlere. 

 Jorge Luis borges’in dediği gibi;

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,  
İkincisinde, daha çok hata yapardım.  
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.  
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,  
Çok az şeyi  
Ciddiyetle yapardım.  
Temizlik sorun bile olmazdı asla.  
Daha çok riske girerdim.  
Seyahat ederdim daha fazla.  
Daha çok güneş doğuşu izler,  
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.  
Görmediğim bir çok yere giderdim.  
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.  
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.  
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.  
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.  
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.  
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.  
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.  
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.  
Eğer yeniden başlayabilseydim,  
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.  
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.  
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,  
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.  
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum…  
ÖLÜYORUM…  

Islansan ne olur, bırak yağsın yağmur.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.