Ailede anne ve babanın rolleri

Bizim toplumumuzda da, diğer toplumlarda da birçok aile tipi mevcuttur.

Babanın otoriter ve geri planda, annenin çocukla ve diğer ev işleriyle uğraştığı bir aile tipi söz konusu olabilir. Babanın sadece bir şey alınacağı zaman devreye girmek dışında pek bir söz sahibi olmak istemediği ve bunun sonucunda otoritenin de annede kaldığı aile tipleri bulunabilir. Babanın tüm ev işlerini yaptığı ve annenin çalıştığı bir tip de olabilir. Anne, babanın çalıştığı ve çocuklarına ilgisiz kaldıkları bir aile ve daha birçok tipte aile toplumumuzda bulunur.

Öncelikle bir çift evlenip çocuk yaptıktan sonra, bir canın sorumluluğunu aldıklarını fark ederek hareket etmelidir. Artık o saatten sonra, senin ne yaşadığın değil; çocuğunun nasıl yaşayacağı kaygın başlamalıdır.

Bizim toplumumuzda birçok aile tipi barındırmasına karşın genelde annenin, evi diş kuş yapar tabiriyle tüm ev işlerini ve çocuğun parasal ihtiyacı dışında her şeyini temin ettiği bir rol biçilir. Baba ise genel olarak eve para getiren ve geri kalan zamanda belki aileye şoförlük yaptığı, belki bir yerlere götürdüğü bir görev dağılımı söz konusudur.

Peki, bu ayrımları kim yapmıştır? Ta… Eski çağlarda adamın avlandığı kadının yemek pişirdiği zamanlardan bu yana bir şeyleri değiştirmeden aynı rollerde mi devam etmişizdir hayata? Belki de sorgulamamışızdır bile neden kadın ev işi yapmalıdır, erkek çalışmalıdır anlayışını…

Öncelikle kimse hiçbir role adapte olmak, hayatın işleyişinde kukla gibi oradan oraya savrulup kimin belirlediğini anlamadığımız yaşlarda kariyer, evlilik veya çocuk yapmak zorunda lığı altında değildir. Bir çocuğun hayata ilk gözünü açışından sonraki süreçte, tüm sorumluluğu alabileceğiniz bilinciyle anne, baba olmanız ilk tavsiyemdir.

Bu bir zorunluluk süreci değildir ki otuzlarına ayak bastığında evlenip, sonrasında çocuk yapmaya çalışmak tek amacınız olsun. Sonrasında bu yüzyılın şartlarında yaşadığımızın ve eski çağlarda bulunmadığımızın bilinciyle evliliğin sen şunu yap ben bunu yapayımla gitmemesi gerektiğini de anlamak gerekir. Bir erkek de bulaşıkları makineye dizebilir, bir erkek de gayet yemek yapabilir, bir kadın da eve ekmek getirebilir. Bu sanki karşılıklı sen yapamazmışsın gibi ayrımlarla kaçabileceğimiz sorumluluklar olmamalı.

Ardından geçmişinizi unutarak, yeni bir sayfa açarak çocuğunuza anne ve baba olacağınızı unutmayın. Kimsenin anne, babası mükemmel olmaz. Siz de olamayacaksınız. Fakat siz aileniz de değilsiniz, ailenin olup olmaması da, iyi olup olmaması da sizin anne, babalığınızın nasıl olacağını etkilememeli. Siz, sizsiniz; bir başkası değil.

Bir başka konuda ailedeki otoriterin sadece bir kişi olması ve evin reisi denilen tabiriyle birine yüklenmesi… Ebeveynlerden birinin otoriter olması diğerinin sessiz kalması durumunda çocuk sessiz duranı, izin veren taraf olarak algılayarak ona karşı daha çok sempati duyacaktır, çocuk kaldığı süreç boyunca.

Peki, bir ebeveyni kötü polis, bir ebeveyni iyi polis yapmak ne kadar doğrudur?

Anne ve baba olarak ilginizi eksik etmemeniz gereken bir canın karşınızda olduğunu ve ayrıca bir birey olacağı gözüyle yetiştirmeniz gerektiğini elbet siz de biliyorsunuzdur. Çocuğunuz için neyin yanlış olduğunu ikiniz de bilmeli ve eşit bir şekilde üstünde otorite kurmalısınız ki çocuğunuzun aranızda kimi en çok seviyor adlı bir yarışmadan ibaret olmadığını anlayın.

Ayrıca bir olaya kayıtsız kalmanın ilgisizlik olduğunu bilmeyen bir çocuk, bunu er ya da geç anlayacaktır ki bu genelde ergenliğin başladığı sıralarda olur ve çoğunlukla çocuk, cevap olarak büyüyünce anlarsın beni şeklinde cevap alır. O zaman, çocuğu kırmaktan başka bir şey yapmazsınız.

Bu yüzden, hastaneye gitmesi gerekiyorsa birlikte yapın. Aşı yapılacaksa, ağlıyorsa bile ikinizde onun yanında olun. Bütün zorlu işleri kendinize veya eşinize bırakmayın.

Sevgi göstermek zor değildir ve erkek veya kadın olmanız da bu söylemleri zorlaştırmaz. Her yaşta sevginizi ondan esirgemeyin. Önce sevmeyi öğretin ki nefreti kendine uzak bulsun. Önce sevilmeyi öğretin ki büyüyünce yanlış insan nedir bilsin. Şımartın demiyorum, sevin diyorum. Yanlış anlaşılmasın.

Çünkü en çok çocuklar unutmaz. Belki küçükken fark etmez ama büyüyünce hafızasında elbet kalır. Onları üzmeyin ki, onlar da kimseyi üzmesin. Teşekkürler.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.