Adım adım özgürlüklerimiz yok edilirken!

Sigara içme yasağı tatsız bir şaka olmaktan çıkıp özgürlüğümüze yönelen açık bir saldırıya dönüşüyor. Yakında sokaklarda da sigara içmenin yasaklandığını görebiliriz, neden olmasın? Bu aslında daha da vahim bir olayın belirtisi: Yaşamın bütün zevklerinin sağlık ya da ekonomi gerekçesiyle mahkûm edilmesine doğru gidiliyor. Zar zor elde edilmiş onca özgürlükten sonra iğrenç ahlakçılık halkasını yeniden mi boynumuza geçireceğiz? Zevk ilkesi mutlaka savunulmalıdır (Sigara İçiyorum, Ne Olmuş Yani? / 1993, Jean Jacques Brochier)

Yasaklar hayatımızın vazgeçilmezi. 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana, çeşitli yasaklar hayatımızda yer aldı. Kanun marifeti ile olmasa da ekonomik anlamda getirilen, yanağı okşayan nur yüzlü amca misali hayatımıza girdi. Empatik, sempatik meşrulaştırmalar ile…

Problem mi? Problem! 

Hayatımıza getirilen her kısıtlama, totalirizmin otoritesini daha fazla hissetmemize neden oluyor. “Seni seviyorum” kelimesini dahi totaliter bir tutum gören zihnim, anlamlandıramadığım nedenlerle gelen yasakları bir türlü anlamıyor. Demokrasilerde seçim ile iş başına gelen hükümetlerin, sanki bize yasak koymaları, baskı kurmaları amacıyla seçtiğimiz sonucuna varıyorum? Verdikleri vaatler, yaşam kalitemizi yükselteceklerine dair ütopyalarla bize kurdukları distopik gelecek, hiçbir zaman gerçekleşmemişken; üstüne üstlük gelen yasaklamalar da işin noel hediyesi durumuna geliyor!

Problem mi? Problem!

Sigara İçiyorum, Ne Olmuş Yani? / 1993, Jean Jacques Brochier’ ın bundan yaklaşık 30 yıl önce yazdığı kitap, bugün yaşadığımız yıllardaki olaylara oldukça fütürist bir yaklaşımdı o yıllar için. Fakat, gölgelerde saklanan o ayak seslerini bir müzisyenin notaları duyması gibi duyabilmiş olan Brochier’ in yanıldığı söylemek mümkün değil…

Kitabın tamamını okuduğunuzda, aslında mevzuun sigara değil, özgürlüklerimize doğru yapılan yasaklamaların evrimleşmesini, meşrulaşmasını görebileceksiniz. Çünkü özgürlükler; bir gecede değil, tuğlaların üst üste konularak çevremizde oluşturulan duvarlar ile yok edildiğini; sağlık, ahlak ve ekonomik nedenlerle, yıllar içerisinde alın teri ve kan ile edilmiş özgürlüklerin saçma sapanlıklara heba edildiğini göreceğiz.

Problem mi? Problem!

Binakondularda; hipergerçeklik içindeki dünyamızda, dijital platformlarla büyülenirken, yarına kalmamış özgürlüklerimizi dizi filmlerde seyretmeye devam ederek, ne kadar özgür ve ekonomik kalkınmışlığımızı alkışlayacağız. Akciğer sağlığı yerinde ama beyni gitmiş, psikolojisi bozuk sağlıklı insanlar olarak.

Oysa mesele sağlıksa; psikoloji sağlığın neresinde? Ruh hali, geçer… İşte çözüm için bulunan mükemmel sonuç: Ruh hali, dönemseldir…

Ankara, 15 Kasım 2020

 

Bu linki de okumakta fayda var:

http://www.aysesenyer.com/zevk-ilkesi-mutlaka-savunulmalidir/

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. Bir de bu konudaki yasakların üstüste gelmesiyle toplum zihninde garip şekilde 2.sınıfa düşmeye başlıyorsunuz. Sigara içiciliği bir uyuşturu bağımlığısı gibi “düşkün” insan olarak muamele görmüyor. Yasaklara karşı gelen “çıkıntı, aykırı” olarak görülüp dışlanmaya başlıyorsunuz. Buna baktığımızda konunun toplum sağlığı ile hiçbir alakası olmadığını düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.