13.11.20

Yazmaktan hiç hazetmeyen bir insanın, yazmaktan başka hiç bir şey yapamadığı ve şu an tek ihtiyaç duyduğu şeyin yazmak olduğunu o ana şahitlik ediyorsunuz. Aslında bakarsanız yolunu kaybetmiş birisinden farkım kalmıyor, yazmaya başladığım anda. Bir yere gideceğimi biliyorum ama nereye gideceğim bilgisi belleğimde mevcut değil. Düşüncelerim tıpkı gerçekten de yolunu kaybetmiş birisinin adımları gibi hızlı ve kontrolsüz.. Tıpkı onu tanımaya başladıkça kalbimin ritimleri gibi.. Sıkılmaya başladım bile yazmaktan. Bunun sebebini anlayabiliyorum sanırım. Ben kelimeleri elimden değil dilimden serbest bırakmayı seven birisiyim. Anlaşılmak isteyen insanın başvurduğu yol bu değil midir zaten? Konuşmak.. Bazen oldukça fazla konuşmak.. Anlaşılmak gibi bir kaygısı olmayan insanların yazıya sığındığına inanıyorum ben. Öyleyse bu yaptığım anlaşılmak isteyen bir insanın, anlaşılacağına dair inancının buharlaşmaya başladığı o nokta sanırım.. Çünkü aslında kimse kimseyi tam mahiyetiyle anlayamaz, bilirsiniz.. Mesela o.. O bu noktada benden çok farklıydı. Daha ilk hikayeme dahil olduğu o zamanı düşünüyorum da anlaşılmaktan ziyade, kamufle olmak istiyor gibiydi.. Her neyse düşüncelerden sıkıldım.

Duygular karmaşası sardı gecemi şu an. Onun bana sonradan bıraktığı duygular karmaşası. O’nun ilk gelişi gibiyim uzun zamandır. Dengesiz ve dağınık.. Bazen gözlerimin dolmasına engel olmayacak derecede özlüyor, yanında olmayı diliyorum.. Bazen kızıyorum. Nedenleri değişiyor. Ama sanırım en çok varlığından haberdar ettiği için.. Bazen sadece bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum. Arada sırada kontrol etmekten alıkoyamıyorum kendimi. Bazen gerçek anlamda, bazen zihnimle, çok nadir kalbimle.. O hep var.. Ama aslında hiç olmadı..

okur

Yazar: Pia

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.