Veganlık Mevcut Düzene Bir Başkaldırıdır: Veggy

Veganlık Mevcut Düzene Bir Başkaldırıdır: Veggy

Veganlık Mevcut Düzene Bir Başkaldırıdır: Veggy

Bu yazı kooplog Akademi okurları için Veggy tarafından özel olarak hazırlanmıştır.


“Sahip olduğumuz şefkat bize gerçeklerle yüzleşme cesaretini verir.”

Veganlık Nedir?

Bir vegan kendini burada ortaya çıkartır. Vegan olmak, sadece bir beslenme şekli seçimi değildir. Karşınızdaki canlı varlıklar için kalbinizde ve vicdanınızda hissettiğiniz o empatiyi, aktif hayatınızda uygulamaya koymaya başladığınız an vegan olmuşsunuzdur artık.

Veganlık Mevcut Düzene Bir Başkaldırıdır: Veggy

O zaman tüm hayvanlarla ilişkiniz farklı bir boyuta geçer.  Evinizde beslediğiniz kedi ile kırsal alanda karşılaştığınız ineğin aynı can olduğunu ve yerdeki böceğin yaşam hakkına sahip olduğunu görürüsünüz. Marketten alınan basit bir yumurtanın arkasındaki devasa endüstriyel çiftçiliğin sebep olduğu eziyet, esaret ve işkenceyi hissedersiniz. Her nasılsa sütün, ineğin kendi yavrusunun hakkı değil, insanlığın hakkı olduğu öğretilmiş ya bize,  bu sütü almak için her yolun mübah görüldüğünü dehşetle izlersiniz. Sadece et, süt, yumurta değil, bir hayvanın hücrelerine kadar sömürüldüğünü ve bunun gıda dışında her sektörde olduğunu fark edersiniz. Deri ayakkabı ile ipek gömleğin, yüzde yüz lambswool kazak ve kuş tüyü yastıkların, kalitenin değil işkencenin sembolü olduğunu anlarsınız.  Bu etik bakışı sadece hayvanlar için değil tüm hayatınıza alırsınız. Kadın hakları için çaba sarfedip, LGBT ‘ye destek olursunuz. Coğrafi sınırsızlık, küresel şiddetsizlik, tüm insanoğlunun eşit haklarda yaşam hakkını, ütopik de olsa, benimsersiniz. Bizim çocuklarımızın doğal olarak sahip olduğu yaşam ve oyun hakkının, uzak diyarlarda çalıştırılan çocuk işçilerin hakkı olduğunu bilip, buna da karşı durursunuz.

Veganlık Mevcut Düzene Bir Başkaldırıdır: Veggy

Bir Veganın Sürdürülebilir Doğal Yaşama ve İklime Kazandırdığı Pozitif Katkılar

Bir veganın sürdürülebilir doğal yaşama ve iklime kazandırdığı pozitif katkılarını da hatırlatalım. Beslenme alışkanlıkları, sağlımızı etkilediği gibi, sürdürülebilir yaşamı ve iklim değişikliğini de direkt olarak tetikler. Günümüzde hayvan besiciliği için, dünyada işlenebilecek toprağının 1/3’ü, temiz suyun yaklaşık %16’sı kullanılıyor. Çiftlik hayvanlarını beslemek için ise dünyadaki tahılların 1/3’ü harcanıyor. Ayrıca sadece bir inek yılda 70 ile 120 kg arasında metan gazı üretiyor. 2050 yılında nüfus artışının yaklaşık 10 milyar olacağı bu doğrultuda da et ve süt ürünleri tüketiminin % 64 ile %76 arasında artacağı ön görülüyor. Azalan temiz su, artan karbon ayak izi, kaybolan verimsiz topraklar ve talebi karşılayamayan üretim… Bir de GDO’lu yemle beslenen hayvanları ve balıklarda keşfedilen mikroplastik kalıntıları düşününce… Bu gidişatın sonunda belki otuz, belki elli yıl sonra veganlık bir seçim olmaktan çıkacak, kaçınılmazımız olacak.

Vegan olmak nedir diyorsanız hala; vegan olmak bir felsefe, politik dünya görüşüdür. Mevcut düzene başkaldırıdır.

Veggy tam burada: Veggy


Sizin için çok faydalı olacağını düşündüğümüz tüm Akademi içerikleri için buraya tıklayın.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir