Unuttuklarımızz ve unutamadıklarımız

Unutmak ne büyük nimet değil mi? Herkes hayatında en az bir kez çok büyük bir acı yaşamıştır. Ve o acıyı nedeniyle beraber iyi ki unuttum demiştir. 

Ya unutmak zorunda kaldıklarımız.

Mesela hayatımızın ilk bir yılında yaşadıklarımızdan geriye ne kaldı beyinlerimizde. Halbuki belki de en değerli anılarımız o zamanlarda. İlklerimiz. Şimdilerde yeni bir şeyler yapmak çok zor  geliyor ya. Sıfırdan başlamak, bir şeyleri ilk kez yapmak, öğrenmek. Hayatımızın ilk yılı her şeyi öğrenerek  geçiyor. İlk kez yaparak. Nefesi bile ilk kez alıyoruz. Kim bilir sudan çıkan vücudumuza ilk kez hava dolunca nasıl acımıştır. 

Siz hiç merak ettiniz mi?

İlk adımı atmak nasıl bir his. Sana aylardır bakan ve yürümeni dört gözle bekleyen insanlar için kesinlikle heyecan verici. Hayatın bu tarafında olmak ne kötü. Bir insanın ilklerine şahit oluyorsun ancak aynılarını ilk kez yapmanın o hissini hatırlamıyorsun. 

Biraz ileriye saralım. 

Maalesef hafızalarımız çok yetersiz. Zaman içinde hayatın ilk on yılından bile çok bir şeyler hatırlamıyorsun. Halbuki benim merak ettiğim, hatırlamak istediğim çok şey var. En basitinden yazmak ve okumak. Artık yazı gördüğümüz an istemesek bile okuyoruz. Ama ben çok merak ediyorum okuyamamak nasıl bir histi. 

Herkesin çocukluk hayatında yaşadığı sonrasında hissiyatını hatırlamayı çok istediği şeyler vardır.  

Benimki şöyle; ben küçükken alerjik astım hastalığına sahiptim. Hani astım hastaları nefesi daralınca bir hava çekiyor ve nefesleri açılıyor, rahatlıyorlar ya. O nefes darlığının arkasından nefesinin açılması nasıl bir histi çok merak ediyorum. 

Sizin ki ne? En çok hangi hissi hatırlamayı isterdiniz?

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.