Türkiye’de Neden Seks ve İlişki Anlatıyorum?

Tüm o değerli yayınların ve başlıkların içinde bu yazıdaki bir kelime dikkatini çekti biliyorum. Cinsellik desem bu kadar ilgini çekmezdi muhtemelen. Yalnız değilsin. Peki sorum şu: İnternetin %80’inin cinsellik  içeriklerinden oluştuğu bir dünyada, Youtube kanalında seks anlatmak her zaman satar mı? 

Her Şey Bir Araştırmayla Başladı

Şu anda az paylaşılan ama nispeten izlenen bir Youtube kanalım var. İsmi İnce İşler.Şimdi konulara bakınca insanda şu his oluşuyor: “Merak ediyorum ama tıklarsam acaba çok meraklıymış gibi mi görünürüm? Paylaşırsam yanlış anlaşılır mı? Komik ve bilgilendirici de ama. Neyse bir tanesine bakayım. Başlığı normal olan bir tanesi olsun bari.” Düşün ki sen daha başlıkları gördüğünde izleyip izlememe konusunda kararsız kalıyorsun ben bir de çıkıp anlatıyorum. İki üniversite bitirmiş bir iletişimci olarak o kadar konu varken sapık damgası yemeyi göze alarak neden cinsellik ve ilişkiler konusunu seçtim? Bir siyasal mezunu olarak siyaset anlatabilirdim. Makyaj yapabilirdim mesela. (Oldukça da ilginç olurdu kabul edin. Yumurta gibi çocuk neticede.) Arkadaşlarıma eşek şakaları yapabilir, stres çarkı test edebilirdim. Arabamı modifiye ettirebilir, burnuma cips sokarak gülmeme “challenge” da yapabilirdim. Yapmadım. Ben anlatmaya en temel konudan başladım. Politikadan, arabadan, cipsten önce, en başa, insanlığın ilk temel motivasyonuna yöneldim. Bunun nedeni de annemin bir ilaç firmasıyla birlikte Anadolu’da Cinsel Tatmin araştırması yapması. O zaman 12 yaşındayım. Ergenlik tavan. Zaten 2 ay anne sütü almışım. Annem geri zekalı olacağım diye yumurtaları, balları, polenleri dayamış çocukluğum boyunca. Düz duvara tırmanıyorum. Arzular şelale ama seks hayatı diye bir şey yok tabii. Yaşım çok küçük o ayrı ama bir yandan da kilom 60, boyum 55. Ayakkabımı bağlamak için yan yatıyorum tespih böceği gibi. Bu yüzden hep bilgisayar başındayım. Klavyem 11 parmak tabii yalnızlıktan. Annemler de verdiler bana elle tutulmuş notları. Dediler, “Sen bunları soft ortama geçirirsin.” Ortam soft ama konular sert abi. 90’ların başında gitmişler Hatay’a, Ağrı’ya soruyorlar, “Hiç orgazm oldunuz mu?” diye. Ne cevaplar olduğunu buraya yazmayıp hayal gücüne bırakıyorum. Sen anla. Ben de dedim ki “İnsanların bu konuda hiçbir fikri yok. Bırak o kadar uzaklara gitmeyi, şehirde bile bu konular o kadar tabu ki kimse konuşmuyor, dolayısıyla gelişmiyor, sorunlarını da çözmüyor. Biraz düşündüm, meraklandım, okudum. Aslında dünyadaki tüm ayrımcılığın, seks ırkçılığının, şiddetin, törenin, tacizin bundan dolayı olduğuna karar verdim. Yani sapkınlık bunları konuşmamakta değil, konuşmaktan utanıp içerilere gömmekten kaynaklanıyordu. Ben de başladım yazmaya. Önce kendi kendime, sonra Cosmopolitan’da. Şimdi de ülkemde okuma yazma alışkanlığı olmadığı için çıkıp videoda anlatıyorum. Peki, amacıma ulaşıyor muyum?

Tüm hikayeyi canlısından dinlemek ister misin?

https://www.youtube.com/watch?v=rmi_iE6dTVc

YouTube Ben Sapık Değilim!

Bu kadar ilgi çekici olmasına rağmen bir türlü yayılamadım ilk yılında. Bunun nedeni YouTube’un beni insanların önüne çıkarmamasıydı. Benim içeriğimi başlıklardan dolayı “Yetişkin İçeriği, Şok Edici İçerik” gibi kategorilere sokuyor ve reklam vermeme de izin vermiyordu. “Şok edici içerik” diye reddedildi.

Gerçekten. Videonun adı, “Herkes dünyaya birinci olarak gelir.” İçeriğinde de spermin sosyal ve anatomik özelliklerini anlatıyorum. Kaç kilometreyle çıkar, insan hayatı boyunca ne kadar üretir filan. “Yahu neden bu kadar şok oluyorsun Youtube? Sonuçta bu dünya üzerinde yaşayan herkes bir zamanlar spermdi. Böyle söyleyince irite oluyorsun değil mi? Olma. Asıl bunları tabu yapıp ayıplayan gizli sapkınlardan rahatsız ol. Benim içim dışım bir” diyesim geliyor. Diyemiyorum. O beni insanların önüne çıkarmayınca ben izlenmiyorum, izlenmeyince o beni insanların önüne çıkarmıyor filan böyle bir ilişkimiz vardı. Çok önemli reklam verebilmek. Sonuçta adwords ve adsense kullanmayı bilmiyorsan, reklamlama, hedefleme gibi şeylerden haberin yoksa ben YouTuber’ım deme. Üşeniyorsan da baştan kalkışma bu işe. Kolay değil, emek ve vakit istiyor. Takibe takiple olmuyor peşinen söyleyeyim. Algoritmaya giremezsen devasa video çöplüğü içinde kaybolursun. Ben de uğraştım, telefonlar açtım. Eğlence kadar bir bilinçlendirme programı da olduğumu, sabah programlarında daha çok yetişkin içeriği olduğunu filan anlattım. İkna ettim neticede. 1 yılda aldığım yolu, 1 ayda aldım. YouTube’a da kızmıyorum, sonuçta babam bile videolarımı paylaşamıyorken YouTube ne yapsın? Velhasıl YouTube kısmını hallettim ama hala yüzbinlerce kişi izlemiyor. Neden?

Bir İş Yapıyorsan “Neden?” Sorusunun Cevabı Olmalı

Mottosu şu kanalın. Bi’ arkadaşınıza kadın erkek ilişkileri ve cinsellik hakkında ilginç, komik faydalı bilgiler. Bir örnek vereyim, “Argonot Ahtapotu çiftleşme dönemi geldiğinde cinsel organını suya salar. Cinsel organ dişisini bulur ve içine yerleşir. Çiftleşme bitince de bir bumerang gibi geri döner.”

Cinsel organını evde bırak (Argonot Ahtapotu):

https://www.youtube.com/watch?v=tslRCwCbm-U

Kafayı yiyeceğim. Neden izlenmiyor diye dönüp duruyorum. Çağımızın hastalığına kapılmıştım. Like ve takipçi müptezelliği. Hani 7’den 70’e herkes şimdi fotoğraf koyuyor ya Instagrama. Herkes video yapıyor evinde filan. Takibe takip, like for like, havalı cümleler, 70 tane hashtag altında filan. Biliyorsun işte. Yeni medyanın bize sattığı son uyuşturucu. Üstelik yasal. Yalnızlaştığımız dünyada o kadar muhtacız ki ilgi görmeye, beğenilmeye ve sevilmeye, hepimiz havaya kalkmış parmak kovalıyoruz elimizdeki akıllı telefonlardan. Ben de aynı durumdayım. Sonra ABD’den bir gazeteci arkadaşım tek bir cümlesiyle benim kafamı pırıl pırıl yaptı. “Özgür her şeyi herkes izlemek zorunda değil. Bazı şeyler de bazı kişilerin izlemesi için butik kalmalı. Nicelik değil, nitelik önemlidir bazen.” Ben bir rahatladım. Dedim ki kalan sağlar bizimdir.” Bozmadan, ne tutuyorsa onu yapayım ucuzluğuna kaymadan, insanlara eğlenirken faydalanabilecekleri içerikler yapmaya devam ettim. Edeceğim de. Henüz 1 yılı doldu. Konular hep değişti ama “Neden?” sorusunun cevabı hiç değişmedi: “İnsanların kendilerini ve karşısındakileri sevmesini sağlayacak, farkındalık yaratacak, konuşulmayan en temel konulara değinecek cesur bir akım oluşturmak.” Neticede cinsellik ve ilişkiler kaba inşaat değildir. Bu işler İnce İşler. Sevgiler.

Takip etmeyi unutma 😉

https://www.youtube.com/inceisler

Instagram:

@inceislerTV

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir