Tefekkür (Düşünüş) Üzerine

Tefekkür(Düşünüş) Üzerine 

Düşünmek ve hatırlamak anlamındaki fikr kökünden türeyen tefekkür, düşünme demektir. Tefekkür, insanı diğer varlıklardan farklı kılan ayırıcı bir özelliktir. Kur’ân’-da bu kavram fiil şeklinde 18 âyette geçmiş, düşünülmesi teşvik edilmiş ve düşünenler övülmüştür. 

İki ayette şöyle buyrulmaktadır;

“Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden inceye düşünürler. ‘Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen (boş, manasız şeyler yaratmaktan) münezzehsin. Bizi Cehennem azabından koru’ derler.” (A. İmran 191). “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelişinde (uzayıp kısalmasında) akıl sahipleri için elbette ibret verici deliller var.” (A. İmran 190.)

İnsanoğlunun geçmişten gelen merak ve keşfetme arzusunun giderilmesinde düşünmek şüphesiz bir ışık mahiyetinde önem arz etmektedir. İnsanın varoluşunu anlamlandıran tefekkürün ilk basamağını, yüce dinimiz İslam’ın her daim yücelttiği ve gerçeği arama çabası olarak ifade edebileceğimiz bilgi oluşturmaktadır. Bunun için de öncelikle, kişinin kâinatla arasındaki bağlantıyı kurmasını sağlayan sağlam duyu organlarına ihtiyaç vardır. Tefekkürü en iyi yapacağımız duyu organımız şüphesiz gözdür. Nitekim bütün kainatta var olan her şeyi gösteren yüce Rabbimizdir, kendini en ziyade gösterecek de yine O’dur. Bize düşen her varlıkta her zerrede verdikleriyle vermedikleriyle ince manaları görmek, düşünmek, akıl potasında eritmek ve kalben tasdik edip anlamaktır. İnsanın unutan bir varlık olması münasebetiyle imanını her zaman inkişaf ettirmesi gerekir. Bu bakımda kainatla her zaman haşır neşir olmalıdır. Hadisi şerifte; “Bir saat tefekkür bir sene nâfile ibadetten hayırlıdır.” denilmiştir. Düşünmek fiili birçok filozofun da ilgi alanına girmiştir bunlardan biri de Renè Descartes’tir. Renè Descartes’in “Ben’im, varım. Bu kesin ama ne kadar süre için: Ancak düşündüğüm sürece, zira ola ki düşünmeye son verseydim, olmaya ya da var olmaya da son verirdim.”

cümlelerine dayanarak, onun temel argümanı olan “Cogito ergo sum (Düşünüyorum, o halde varım).” argümanına ulaşmak mümkündür. Bu cümlelerden düşünmenin, var olmanın ön koşulu olduğu sonucu çıkarılabilmektedir. 

“Bir şeyin anlamını kaçırmak her şeyi kaçırmak demektir”. Bunun da en büyük nedeni o şey üzerinde gerektiği düşünme hakkının verilmemesidir. Bir gün bir sarı çiçek kendisini sulayan bahçıvana dedi ki; “Günlerdir baktın, budadın, suladın, besledin beni. Ama bir gün olsun Rabbimden sana mektup olduğumu anlamadın, bilmedin, okumadın.” Yüce Rabbimizin her baharda ve bazı sair vakitlerde, tekrardan, rengarenk, yeniden, aynı tazelikte, sonsuz kudretiyle yarattığı nice çiçekleri mektup bilip manasını düşünmek okumak ve anlamak gerek. Yazımı Epikharmos’un şu sözüyle bitirmek istiyorum: ‘İnsan düşünce ile görür ve duyar. Her şeyden yararlanan her şeyi düzene sokan başa geçip yöneten düşüncedir. Geri kalan her şey kör sağır ve cansızdır.’

okur

Yazar: Onur-Yildiz

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum