RUHUN KEŞFEDİLMEMİŞ PARÇALARI: MÜZİK

Bir ses, seni geçmişinle yüzleştirip geleceğinin yön vericisi olabilir mi? Bir ses, en dibin bir parçasıyken, seni göğün sonsuz maviliğinde büyük bir gezintinin parçası yapabilir mi?
Müzik, heyecanlı kalplerin atış sesine kulak verir. Duygulardaki sesin gürültüyle bastırılmış ve huzura kavuşmuş bir tanımını anlatır müzik.

Yaşamın koca bir parçasında hükmünü sürdüren müziğin önemi nedir peki? Birçok şeyde olduğu gibi müzikte de zıtlıklar mevcuttur aslında. Ama her zıtlığın bir güzelliği vurgulandığı gibi müziğin de zıtlıkları biçimsiz güzellikleri meydana getirir.

Müzik, ruhun dağılmış duygu parçalarını bütünleştiren keşfedilmemiş bir uğultudur.
                                                          -A.K.

Şimdi bir umut edinin; o umudu en güzel yansıtan müziğin melodisidir. Bir acı düşünün yaşamınızda; o acının tarifini size müziğinizin tarifsiz kelimeleri verir. En güzel heyecanını düşün; kalbinin atış ritmi müziğin esiriyle yankılanır. Ya da mutluluğun onlarca adım gerisine git ve mutsuzluklarını getir gözlerinin önüne; sen mutsuzluklarında bile ruhundaki müziğin bir parçası haline gelirsin. Yani, müzik zıtlıkların parçasıdır. Pozitif ile negatifliklerin tek ortak yönü müziğindir.

Kari Kraus bunu etkileyici bir biçimde tek cümle ile özetlemiştir; “Dünya sahnesinde işler sarpa sarınca, orkestra devreye girer.”
İşte anlatmak istediğim tam da bu: Müzik, yaşamımızın bir bütününü oluşturur.
Ve bu bütünlük belki de olumluların ve olumsuzların dünyasının ortak tek güzel yani olabilir.

Onlarca insanın müzik üzerinde tonlarca başarısı vardır. Şimdiye bakıldığında müzik içerisinde yer alan birçok kategoriye ulaşmak mümkündür. Müziğin en genel tanımı aslında, “Sesin, biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış hali.” olarak geçer. Ama müziğin tek bir tanımla sınırlı kalması olanaksızdır. Müzik; sosyolojik, psikolojik, akustik, politik ve daha birçok farklı açıdan birden fazla tanımla yaygınlık kazanmıştır.

Mme De Stael’a göre bu tanım, ”seslerin mimarisi” olarak geçerken, Oscar Wilde’a göre ise tamamen değişerek, “hissin uğultusu” haline gelmiştir.
Peki senin için ne? Bu ses sihiri senin duygularını nasıl ifade ediyor?

Belki mutluluğunda açıp paylaşabileceğin bir melodinin büyüsüdür belki de acılarının kahredici üzüntüsüdür. Sana umutlarına sımsıkı tutunmayı, hissetmeyi öğretendir belki, belki de hayal kırıklıklarının parçalarına yansıtılan soluk ve kederli rengin bir gösterimidir.Belki heyecanlarında kalbinin atış sesinin ahenkle çarpışıdır belki de korkularının kaçınılmaz koca bir boşluğudur.

Müzik, senin doğandaki duyguların yansıtılmış görkemli bir gösterimidir.
                                                     -A.K.

Zıtlıklardan bahsetmiştim ve bu zıtlıkların biri de müziğin yararı ve zararı üzerinedir. Belki düşünüldüğünde kulağa sadece güzel bir melodinin gelişini anımsarsınız ama bazen bu durumun bir adım ötesine de geçebilmek mümkündür.
En basit örneğinden; müziğin anıları hatırlatmakta etkili bir yöntem olduğunu söyleyebilirim. Peki, yaşanılan her bir anının hepsi gerçekten hatırlanmaya değer midir?

Bazen ufacık bir ses seni geçmişin izleriyle buluştururken bir yandan da geleceğinin düğümleriyle oluşturulan bir hissin acı tarifi olur. Bu yüzden müzik ile hafızanın birbirine bağlılığı oldukça güçlüdür.

Bir başka örneğimden bahsedecek olursam eğer, sizden bir sanatçı ve bir çalışmasını düşünmenizi istiyorum. Sanatçı çalışmasında olumluyu yansıtmaya çalışırken bir melodi eşliğinde bunu olumsuzluğa dönüştürebilir. Çalışması kulaklarının esiri olarak ruhuna dokunduğunda kalemi onu pozitiflikten negatifliğe ya da negatiflikten pozitifliğe doğru uzun ve farklı bir yolculuğa çıkarabilir.Yola yararlarıyla birlikte çıkmışken zararlarıyla; zararlarıyla birlikte çıkmışken de yararlarıyla devam edebilir.

Yazım boyunca alıntılarımda bana yardımcı olan sevdiğim yazarın cümlesi bu durumu şu şekilde özetlemiştir;

Bir duygu senfonisinin ağırlığı ruhunu bilinmezliğe sürükleyerek sonsuzluğun anlatımlarına kucak açar.
                                                                    -A.K.

Sonuç olarak, müziğin sadece dindirici bir melodinin eşsiz huzuru olduğunu varsayıp derinliğinde yatan anlamı sonsuzluğa hükmetmemek gerekir. Yüce ve birçok farklı tanımların odağı olan müziğin, onlarca kulakta farklı sesleri duyumsatan ve ruhun gizli köşelerine hapsolan olumsuzluklarıyla karşılaşmak ne tuhaf, değil mi?

Ruhun keşfedilmemiş parçalarında sessizce akıp giden gürültünün hissine kulak verin, bir tutsaklığın ahenkle dans edişinin tınılarını duyacaksınız.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.