Renkli Düşler Dükkânı 2. Bölüm

Renkli Düşler Dükkânı

Küçük yerlerde yeni bir mağazanın açılması önemli bir olay sayılır. Renkli Düşler Dükkânının önünde duran Bayan Merve Solmaz, herkesin aksine bu duruma pek önem vermiyordu. Nişanlısı Taner kadar mesela… O yeni açılan yerleri severdi. Kasabaya yeni bir nefes kattığına inanırdı. Hele açılan bu yer yemekle ilgiliyse oraya olan ilgisi daha da artardı.

İçerisi karanlık sayılırdı. Loş ışıklar pencerelerden dışarı taşıyordu. Camlara tutunan yağmur tanecikleri bu loş ışıkları odakladığı için Bayan Solmaz ilgiyle dükkânın içerisine baktı. ‘Renkli Düşler Dükkânı. Saçma bir ismi var.’ Burada onu çeken bir şey vardı. Tavana takılı lambalar, yanan projektörler içerisine sihirli bir hava katıyordu.

Yerde eski ve tüylü bir halı serilmişti. Duvarlar koyu maviye boyalıydı.

Bayan Solmaz, sanırım açık değil, diye düşündü. Ama ‘’Açık’’ yazılı levha asılıydı. Belki de yanılıyorum. Daha sonra bir uğrarım. Bir İki adım attı ve kaldı.

Öylece içeri girmeden gitmek gelmiyordu içinden. Sonuçta kasabada her gün yeni bir dükkân açılmıyordu. Furkan’ı biraz bekletse ne olurdu sanki! O böyle şeyleri dert etmezdi. Zaten vitrinde gördüğü şeyler net olarak görünmüyordu. Bu durum ona içeriye girme isteği uyandırıyordu.

Geri döndü ve kapının önünde beklemeye başladı. Hala bir kararsızlık vardı üzerinde. Diğer taraftan içeri girme arzusu.  Kapıyı araladı. ‘’Merhaba, kimse var mı?’’ diye sordu.

‘Merhaba, buyurun. Hoş geldiniz.’ Ses içeriden derinlerden geliyordu.

İçeride kısa boylu bir adam vardı. İnanılmayacak kadar kısa. Loş ışıkların ardında duruyordu. Merve bir anlık şaşkınlık yaşadı. Bu kadar kısa boylu birini beklemiyordu sanırım. Adam kapıya doğru birkaç adım atınca normal boyutlarda biri olduğunu gördü. Sanırım karanlık yüzünden, diye geçirdi içinden.

Adam oldukça gençti. Kadına şefkatle ve sevinçle baktı.

Kadın, ‘Bir an kapalı sandım.’’ Diye başladı cümleye. ‘Ben tam gidiyordum.

‘Yo yo açığız. Siz benim en yeni müşterimsiniz. İçeriye bir göz atmak ister misiniz?’

Adamın sesinin tatlı bir tınısı vardı. İnsanın içerisine huzur ve güven katıyordu.

Kadın içeriye girip girmeme konusunda yine kararsız kaldı. Bu defa kararsızlığı başkaydı. Başını çevirdi ve birilerinin caddede olup olmadığını kontrol etti. Saat öğlene yakındı, etraf gayet sakindi. Bundan yararlanmak ister gibi aralık kapıdan içeri hızlıca girdi.

‘Tekrar merhaba. Burada içinizi ısıtacak bir şeyler olduğundan eminim. Bende herkesin içini ısıtacak şeyler bulunur. Bu benim sihrim diyebilirim.’

Kadın samimi ve içten bir ‘merhaba’ ile karşılık veridi.

‘Burası şey değil miydi? Kapanmıştı sonra.’

‘Ya evet. Eski ve döküntü bir yer devraldık. Fark ettiniz mi bilmem Renkli Düşler Dükkânını açmadan önce içeride bayağı bir tadilat işlerim oldu.’

Merve Solmaz tadilata dair bir şey hatırlamıyordu. Meraklı bakışlarla dükkânı incelemeye başladı. İçinde bir yerlerde eksik olan bir parçanın burada olabileceği hissi uyanmıştı. Hani bazen kaybolan ve uzun zamandır unutulan bir eşyanızın ‘Hah kesin şuradadır.’ Dediğiniz ve gerçekten de orada bulduğunuz gibi bir histi içinden geçen.

 Yavaş yavaş adımlarla gezinmeye başladı. Sağ eli çenesinde vitrindeki eski eşyaları incelemeye koyuldu. Sağ elini çenesine koymak gibi bir alışkanlığı vardı. Aslında bu alışkanlık çenesindeki mercimek kadar olan ben yüzündendi.

Dükkânın içerisindeki bir mıknatıs sanki onu kendine çekiyordu. Adamın ardı sıra gelmemesi çok hoşuna gitmişti. Bir şeyler alırken mağaza çalışanlarının peşinden dolaşmasını sevmezdi. Bay Baki bunu bilmiş gibiydi. Yürüdü yürüdü… Ve ‘Aman Allah’ım.’ Bu… Bu.. Harika. İnanamıyorum. Küçük bir çocukken kırdığım vazonun aynısı. Annem o vazoyu çok severdi.’ İçinden geçen düşüncelerin sadece en son kısmı ağzından dökülmüştü.

Dükkânın sahibi Bay Baki Kalır güldü. Uzaktaydı ama dişlerinin ip gibi dizili olduğu ve beyazlığı belli oluyordu. Adamın dişlerinden ışıklar saçıldığına yemin edebilirdi ama vazonun büyüsü daha tesirliydi ve tüm dikkati o vazo üzerindeydi.  Merve Solmaz adamın gülüşüne karşılık verdi. Bay Baki ‘Size demiştim. Herkesin içini ısıtacak bir şeylerim vardır.’

Kadın başını ‘Haklıymışsınız’ der gibi salladı. Bay Baki kadına doğru yürüdü ve vazoyu yumuşak bir el hareketiyle ışıklı vitrinden aldı ve Merve Solmaz’ın kucağına bıraktı. Kadın büyülenmiş gibi vazoya bakıyor onu bir şampiyonluk kupası gibi ellerinin arasında kaldırıp inceliyordu. Bu vazo onu geçmişine küçük bir gezintiye çıkarmıştı. Boş gözlerle vazoya bakındı bir müddet.

‘Anneniz yaşasaydı ve bu vazoyu görseydi eminim çok mutlu olurdu.’ Merve Hanım, Bay Baki’nin bu sözleri üzerine şimdiye döndü. İçinden ‘Annemin ölmüş olduğunu nereden bildi?’ diye geçirdi. Sonra ‘Herhalde tahmin etmiştir.’ Diye düşündü.

Baki Kalır, ‘Onu size hiç tahmin edemeyeceğiniz bir ücrete vereceğim. Öyle ya siz benim en yeni müşterilerimden birisiniz. Bu iyiliği size yapmam gerekir. Sonra küçük bir kahkaha attı ve ‘Her şey para değildir.’ Dedi. ‘Sonuçta siz de bana başka şanslı müşteriler getirirsiniz. Bir çeşit ödeşme yapmış oluruz.’

Kadın çocukluğundan kalma vazoyu hala büyük bir hayretle ellerinin arasında tutuyordu. Diğer taraftan bir an önce Nişanlısıyla buluşacağı SevenPizza’ya gitmek istiyordu.  Aslında şu an istediği tek şey o vazoya evinde güzelce bir yer bulmaktı.

‘Peki bu vazo için ne kadar istiyorsunuz?’ Merve Solmaz büyülenmiş gibiydi. Gözünü vazodan almak istemiyordu. Kaçamak bakışlarla adamdan gelecek cevabı bekliyordu. ‘Haydi, Bay Baki Kalır. Güzel bir rakam ver.’ İçinden böyle geçirirken adam ‘Bu vazo için sizden sadece 20 TL istiyorum ve küçük bir iyilik isteyeceğim.’ Sesi tılsımlı gibiydi. Merve, daha fazla para isteseydi dahi verecekti. Bu fiyat gerçekten gayet uygundu. ‘Küçük bir iyilikten ne olur? Bunu yapabilirim.’

‘Peki, anlaştık o zaman.’

Bay Baki Kalır müşterisinin istediği vazoyu koruyucu hava kabarcıkları olan bir poşetle sarmak için uzaklaştı. ‘Benden güzel bir parça aldınız.’ Adamın yine derinlerden gelmeye başlamıştı. ‘Hiç aklımda olmayan bir şeydi o vazo. Ta ki burada görene kadar. ’Merve Solmaz uzun bir süredir mağazada olduğu hissine kapıldı. Telefonunu çıkardı ve daha birkaç dakika geçtiğini gördü.

Bay Baki Kalır loş ışıklı vitrinin arkasında paketi yaparken yalnızca camın arkasında kalan sırtı görünüyordu. Merve Solmaz adamın bu haliyle Renkli Düşler Dükkânına girdiği ilk anda gördüğü o cüce adam sandı. ‘Vitrin camlarından ve ışıklardan böyle göründüğünü düşündü.

Bay Baki paketlemeyi bitirince kadına doğru gülümseyen bir ifadeyle yaklaştı. Merve Solmaz, adamın her adımda irileştiğini ve yanına geldiğinde normal bir adam boyuna geldiğine yemin edebilirdi. Şimdi bunu düşünmek istemiyordu. Aklı vazosundaydı. Küçük bir ücrete ve bir iyiliğe karşılık almıştı. Bu müthiş bir alış verişti.

Merve Solmaz Renkli Düşler Dükkânından çıkarken Bay Baki Kalır ona kapıya kadar eşlik etti. ‘Yine bekleriz.’ Hafif bir baş selamıyla kadını uğurladı. Sesi yine derinlerden gelmişti.

Merve Solmaz hızlı adımlarla Furkan’la buluşacağı SevenPizza’ya yürümeye başladı. Vazo elindeki paketteydi. Çocuksu bir mutluluk kapsülü onu sarmalamıştı.

Yemekler konusunda çok fazla fikri olmayan Merve de beğenmişti SevenPizza’yı. Bu Ana caddedeki tek gerçek lokantaydı ve tenteleri oraya özel bir hava katıyordu. Merve Solmazın lezzet konusunda özel bir arayışı yoktu ama Furkan Taner için bu durum çok farklıydı. Yedikavak Kasabasında SevenPizza’ya benzer başka bir lokanta yoktu. Yolun karşısındaki Hanımın Evi Lokantası ancak taşraya yakışır bir yerdi.

Vay vay vay! İnanamıyorum.

Furkan şaşırdığı durumlarda ya da aşırı sinirliyken bu sözü söylerdi. Eğer siniri fazlaysa Vay vay sesi sonsuza kadar gidecek gibi olurdu. Merve, nişanlısının kızmış olmasından korkarak sandalyesine yaslandı. ‘Geç kaldığım için böyle yapmadığını düşünüyorum.’ Yo! yo! Ben. Ben sadece vazoyu çok beğendim. Beni çocukluğuma götürdü. Ba. Bak. Sana. ‘Gözleri vazoya kilitlenmişti.’ Sana yemin ederim bir an, sadece bir an, sanki zaman makinesine binmiş gibi çocukluğuma gittim geldim.

Merve Solmaz koyduğu paketin nişanlısı tarafından açıldığının ve kalite kontrolden geçtiğinin farkına yeni varıyordu. ‘Ben montumu çıkarırken aldı her halde.’ Diye geçirdi içinden.

Yeni açılan Renkli Düşler Dükkânı adında bir yerden aldım. Bayağı garip bir yer. Seni biraz bekletmemin sorun olmayacağını düşündüm. Adam masanın üzerinde duran vazoya uzandı. Vazo gerçekten enerji saçan bir nesne gibiydi.

Sonra yemeğe geçildi ve düğünle ilgili konular yemek boyunca konuşuldu.

okur

Yazar: Timur KOHEN

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.