Osmanlı’da Salgın Hastalıklara Karşı Karantina Uygulamaları Nasıl Başlamıştı

İnsanoğlunun yerleşik yaşama geçmesiyle birlikte salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Ülkeler arasında yapılan ticaretler, seyahatler ve savaşlar da hastalıkların yayılma hızını artırmıştır. Osmanlı kıtalararası geçiş güzergâhında olması nedeniyle Veba başta olmak üzere; kolera, tifüs, çiçek ve sıtma gibi hastalıklarla sık sık mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Osmanlı devleti bu hastalıklarla mücadele etmek için ilk önlem olarak Dünya’nın her yerinde salgınlara karşı uygulanan karantina yöntemini uygulamaya karar vermiştir.

Peki, Karantina kelimesi nereden geliyor ?

Veba salgını zamanında Venedikliler, limanlarına gelen gemileri ve içindekileri kırk gün boyunca ayrı bir yerde tutarlardı. Bu ifade dillerinde kırk anlamına gelen cuaranta kelimesinden türettikleri cuarantina ismini vermeleriyle ortaya çıkmıştır. Osmanlı, veba zamanı özellikle Güney Avrupa ve Çin’den gelen tüccarların Bursa’ya girişlerini engellemişti.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden yaklaşık iki sene sonra veba salgınının İstanbul’da da görülmesi üzerine askerlerini ve devlet adamlarını yanına alarak şehirden uzaklaşmıştı. O dönemde Avrupa’dan gelen doktorlar neredeyse tüm şehri karantinaya almışlardı.

2.Bayezid babasının aksine karantina yönteminin ” Caiz olmadığını ve kadere karşı gelmek” olduğunu düşünmekteydi. Bu düşüncesi yüzünden önlem almayı gereksiz görmüş ve binlerce insanın ölmesine neden olmuştur. Babasının bu tavrına karşı o dönem şehzade olan Yavuz Sultan Selim de büyük bir tepki göstermişti.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde veba salgınına karşı önlem olarak saraya giriş ve çıkışlar yasaklanmış, Yeniçeri Ocağına da bir süre asker alımı yapılamamıştı. İnsanların kalabalık bir şekilde bir araya gelmesi engellenmiş ve devlet tarafından kireç dağıtımı yapılarak evlerini temiz tutmaları emredilmişti. Şayet, tüm bu önlemlere rağmen hastalığa yakalananlar olursa derhal toplumdan tecrit edilmiş ve tedavisine başlanmıştı.

Ancak halk 2.Bayezid gibi düşündüğü için hastalıktan ölenlerin eşyalarını ihtiyaç sahiplerine dağıtmaya devam ederek salgının yayılmasına tabiri caizse yardım etmişlerdir.

Devlet, halkın bu tepkisini önleme ve bilinçlenmesini sağlamak amacıyla 2. Abdülhamid döneminde ”Karantinanın caiz olduğu” ibaresinin yer aldığı bir fetva almış ve bu konuda risaleler yazdırmıştır. Yazılan risalelerden biri de Hekimbaşı Mustafa Behçet’in risalesidir. Bu risaleler ayrıca Takvim-i Vekayi‘de yayımlanmıştır.

O yıllarda Rusya’da müthiş bir hızla yayılan ve İstanbul’a gelmesi an meselesi olan kolera salgınına tedbir almak amacıyla şehre gelen tüm gemiler beş gün boyunca bekletilmişti. Halka zorunlu haller dışında dışarı çıkmaması gerektiği söylenmiş, pazarların kurulması yasaklanmış ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için birçok kişi görevlendirilmişti.

Osmanlı’da karantina kelimesinin yerine ‘’usûl-i tehaffuz’’ tabiri kullanılmıştı. Tehaffuz barınma korunma anlamlarına gelmektedir. Karantina bölgesi (tehaffuzhâne) olarak Galata kulesi ve Maltepe hastanesi kullanılmıştır. Hastalar burada ölüme terk edildiklerini düşünmekteydiler sırf bu yüzden şehir halkı ailelerinden hastalananları itina ile saklamaktaydı.

KARANTİNA ADASI

İzmir Urla’da bulunan ve karantina amacıyla kullanılan bu adaya Avrupalı uzmanlar getirilmiş, adanın ilaç, yatak ve malzeme ihtiyaçları giderilmişti. Bütün gemiler önce bu adaya yönlendiriliyor ve yolcular kontrol ediliyordu.

Ölüm nedeni her ne olursa olsun ölen kişilerin devlete bildirilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Doktorlar cesedi inceledikten sonra nereye ve nasıl gömülmesi gerektiği hakkında bilgi veriyorlardı. Avrupa yaptığı bu yardımların karşılığında gönderdiği ilaç ve doktorlar için yüksek miktarda paralar istemişti ayrıca karantina bölgelerinde de Türk hekimlerin söz hakkı bulunmamaktaydı. Lozan Konferansında bu imtiyazlar ve Avrupalı devletlerin tutumu da ayrıca ele alınmıştı. Mustafa Kemal kesin bir dille imtiyazların sona ereceğini ve her konuda Türk hekimlerine söz hakkı verileceğini beyan etmiştir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

9 Yorum