oltacılar

bir keresinde abimle aç parantez ağabey kelimesini sevmiyorum kapa parantez ( bu aç parantez kapa parantez Ferhan Şensoyun kitabında gördüğüm ve çok sevdiğim ve bir kerelik kullanmak istediğim bir şey : ) balık tutmaya gitmiştik. bir saati aşkın bir süre elimizde olta bekledik neyse biz iki kişi olduğumuz için sıkılmadık ama etrafta tek gelen bir sürü oltacı vardı. boş boş denize bakıp bekleşiyorlardı kimi bir şey içiyordu kimi telefonuyla oynuyordu ama hepimizin ortak yaptığı şey beklemekti . hep birlikte denizden gelecek olan o küçük yaratığı bekliyorduk , balık. oltacıların neredeyse tamamı aynı şeyi söylüyordu “balık bahane kafa dağıtıyorum , düşünüyorum rahatlıyorum ” mümkün denize bakarak düşünebilirsin ama benlik değil ben yapamam. deniz düşünmemi engelliyor. yosunlu taşların dalgalarla dansı büyüleyici o dans sayesinde düşünemiyorum ve tabi dansa eşlik eden martıların şarkısı. hiçbir düşüncenin bu şaheseri bozmasını istemem. o zaman kafa dağıtma noktası kalıyor orada da balıkçılık bana göre değil. bu defa da bu nokta da ayrışıyoruz. neyse o güne dönelim biz çok uzun bir beklemeden sonra bir balık yakaladık . ama ne balık zavallı enine boyuna kürdanla yarışıyordu. oltadan çıkarınca balığa bir an baktım ve sonra geri denize attım, çok ufaktı. o gün boyu abim benimle dalga geçti benden balıkçı olmazmış. olmasın .

yazar

Yazar: düşsezar

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.