NEOLİBERAL MEYDAN OKUMA VE EŞİTSİZLİK

   Kısaca ilk başta Neo Liberalizmi açıklayacak olursak bu ekonomik sistemde özel sektörün hakim olması diyebiliriz. Neo Liberallerin karşı olduğu mevzu eşitlik arayışıyla devletin ekonomiye müdahale etmesidir. Zaten Neo Liberallere göre ekonomiye müdahale eden bir devlet ya totaliterdir ya da otoriter bir rejime büründüğünü söylerler.

 Gelelim Neo Liberallere , Neo Liberalizmin felsefi temellerinin savunucusu olan Friedrich A. Hayek’in de şu an ki bulunduğumuz koşullar neticesinde kapitazmin son derece dinamik bir sistem olduğundan bahseder. Aslında bu konuda benim fikrimde bu şekilde yani kapitalizmin durağan olmayışı ve içinde sürekli toplumsal eşitsizliği barındırması. Piyasanın sürekli yarışma ve rekabet içinde olması eşitsizliği meşrulaştırmıştır. Ben de tıpkı yapısal işlevselciler gibi düşünmekteyim herkesi eşit tutamayız illaki bu rekabet ortamında eşitsizlikler olmalıdır. Yani eşitsizlik ve tabakalaşma arasında güçlü bir bağ olduğunu da söyleyebiliriz. 

  Nozick’e göre nüfusun küçük bir kesiminin ülke varlığının büyük bir bölümüne sahip olması ve bu olayda haksız ve adaletsiz bir durumun olmadığını zaten bu kesimlerden alınan vergiler sosyal kalemlerden yapılan harcamalarla nüfusu yeniden kalkındırmaktadır. Zengin kesime neden zenginsin bu haksızlık demek bana biraz saçma geliyor açıkçası. Günümüz koşulunda zaten bu kesim devlete ciddi vergiler vermektedir aslında bir yandan da hem devleti hem de piyasayı kalkındırmaktadır. Önemli olan kazanılan paranın meşru mu yoksa gayrimeşru yollarla mı kazanıldığıdır.

  Gelgelelim Neo Liberalizmin iktisat politikalarını savunan Milton Friedman’a. Friedman’ın söylemek istediği mevzu kısacası refah devleti ‘gençlerin yaşlıları’ , ‘sağlamların hastaları’ , ‘ çalışanların aylakları’ sırtında taşıdığı bir sistem olduğunu söylemektedir. Bu olaya da günümüzden örnek vererek kısaca açıklamak istiyorum. Genel olarak hepimiz faturalarımızı (su, elektrik ve doğalgaz vb. ) ödüyoruz. Fakat kaçak kullanan ve ödemeyenlere karşı tavrımız olduğu apaçık bellidir. Çünkü onların yerine bizim faturalarımıza yansıtmaktadırlar ve bunu da gönülsüz bir şekilde ödüyoruz. Peki bu durum ne kadar adil? Bizim bu konuda söz söyleme hakkımız bile yok. Aynı soruyu bir daha soruyorum haksız bir kazancın neresi adil.

Eşitliği savunan bir düşünce akımımız var bu da Fabiancı düşünce akımıdır. Bu akımı savunan ise Richard Hanry Tawney’dir. Tawney iktisadi liberalizmi ahlaki bakımdan eleştirirken siyasi liberalizmi savunmuştur. İktisadi liberalizmden kastımız şu serbest piyasa ekonomisidir. Devlet kesinlikle ekonomik alana girmemeli devletin müdahale etmesi gereken şeyler zaten belli devlet savunma, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi alanlar dışında kesinlikle müdahale etmemesi gerektiğini savunmaktadır. Hanry’de bu duruma karşıdır. Ne yani devlet piyasaya karışmayıp eşitsizlik arasındaki fark daha da mı derinleşecek demektedir. Kısacası Hanry devletin piyasaya müdahale etmesi gerektiğini ve bu eşitsizliklerin bir nebzede olsa azalacağını söylemekte. Kısacası yukarıda yaptığım savunuyu Fabiancı düşünce akımının ve Richard Henry Tawney’nin, tezleriyle çürütecek olursak. Neo Liberal sistem ve kapitalist bir toplum anlayışı sadece burjuvazi kesimini korumakta olduğunu söyler Hanry. Bu yüzden toplumsal eşitsizliğin derinleşmemesi için devletin müdahale etmesi gerektiğini söylemektedir. Eğer devlet müdahale etmezse alt kesimin daha da ezileceğini dile getirmektedir. Kısacası Neo liberal sistemde ve kapitalist toplum anlayışı içerisinde herkesin eşit olması gerektiğini söylüyor . Bu durum nasıl olacaksa.

yazar

Yazar: Saadet B.

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.