Müziğin Sesini Duymayanlar Dans Edenleri Deli Sanırmış

Daha önce hiç kelimelerin rengi olabileceğini, sayıları tadıp, sesleri koklayabileceğinizi düşündünüz mü? Muhtemelen çoğunuz bu soruları garip buldunuz ve kelimelerin renginin olmadığını, sayıların tadılmadığını, seslerin koklanmadığını yalnızca işitildiğini düşünerek baştaki sorulara “hayır” yanıtını verdiniz. Soruların doğru cevabına gelecek olursak tek bir cevabın olmadığını söylemek mümkün. Nasıl mı? Şöyle ki, baştaki soruları okuyup “evet, tüm bunların birer rengi vardır” gibi cevaplar verebilecek bireyler mevcut. Bu bireyler “sinestet” olarak adlandırılmaktadır. Yaşadıkları bu durum ise “sinestezi” olarak bilinen bir durumdur.

Sinestezi Yunancadaki syn (birleşik) ve aesthesis (algı) sözcüklerinin birleşmesiyle birleşik algı, birleşik duyum şeklinde adlandırılmıştır. Bir duyu organının başka bir duyu organını uyararak bir algı ortaya çıkarması durumudur (Öçal, 2010). Duyuların aynı anda birlikte hissedilmesi olarak da düşünebiliriz. Şöyle örnek verelim, gözünüz aktif halde ve gökkuşağını görme eylemini gerçekleştiriyorsunuz. Tam bu noktada gökkuşağının tadını ya da kokusunu da algılayabildiğinizi söylesek ne dersiniz? Ya en sevdiğiniz şarkıyı dinlerken birden en sevdiğiniz tatlıyı yediğinizi hissetseniz? Bu ve bu gibi birçok durum sinestetler için bizim yediğimiz yemeğin kokusunu alabilmemiz kadar doğal bir olay.

Sinestezinin birçok çeşidinin olduğu bilinmektedir. Bazı bireyler harflerin renginin olduğunu belirtirken bazıları aldıkları bir kokunun renginin olduğunu belirtmektedir. En çok rastlanan sinestezi çeşidi, işitme duyusunun renkler ile birleştiği durumdur. Bu durumdaki bireyler bir renk gördüklerinde bu renk ile ilişkilendirdikleri bazı ses ve müzikleri algıladıklarını belirtmişlerdir. Bir başka sinestezi türünde ise bireyler kelimelerin renklerinin olduğunu belirtmiştir. Bu sinestezi durumunu yaşayan bireyler için her harfin ve dolayısıyla her kelimenin bir renginin olduğu bilinmektedir. Hangi kelimenin hangi rengin algılanmasına yol açtığı ise sinestet bireyler arasında değişiklik göstermektedir (Elibol ve Boerescu, 2020).

Bu kişiler dünyayı birbirinden farklı algılarlar. Bazıları “A” harfini siyah görürken bir başka sinestet birey beyaz görebilir. Sinesteziye sahip bu insanlar kelimelere kişileştirmeler de yapabilir. Çarşamba dürüst, 5 sinirli, c mutsuz olabilir. Duygularının tadını alanlar, acılarının derecesine göre rengini duyumsayanlar ve daha birçok ilginç sinestezi türü mevcuttur.

Bazı türleri:

Kromestezi: Renkler ve seslerin beraber algılanabilmesi durumudur. Dinlediğiniz bir şarkıda aynı anda mavi rengi algılamak gibi.

Grafem-renk sinestezisi: Her kelimenin ya da sayının renginin olmasıdır. D harfinin lacivert,  5 sayısının mor olması gibi.

Sözcüksel-tat sinestezisi: Herhangi bir kelimeyi algıladığımızda tadını da algıladığımız durumdur. Bir arkadaşınızın adını duyduğunuz anda çikolata tadını almak gibi.

Ayna dokunuşu sinestezi: Belki de en ilginç görülen türlerden biri olan bu sinestezi türünde birey dışarıdan birine dokunulduğunu gördüğünde kendine de dokunulduğunu hissedebilir. Bu deneyim kişinin düşünmesiyle değil otomatik olarak oluşmaktadır. Şiddet içerikli bir film seyrederken kişide oluşan tüm acıyı algılamanız gibi. Bu sinesteziye sahip olan bireylere dokunulan kişiyle kendi arasında bariyer olduğunu hayal etme yoluyla başa çıkmaları önerilmektedir.

Tabii ki bunlarla kalmayıp çeşit çeşit sinestezi türleri mevcut olup, her geçen gün farklı bireylerden farklı sinestezi türleri ortaya çıkmaktadır.

Sinestezinin görülme sıklığı 1/25.000 oranında olup, cinsiyet açısından ele alındığında kadınlarda bu durumun daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Aynı zamanda sinestlerin çoğunun solak ve matematik işlemlerinde yetersiz kaldığı fakat sanat, yaratıcılık gibi işlevlerde oldukça başarılı olduğu tespit edilmiştir (Cytowic, 1989, 1993). Sinestetlerin bizlerden farkları aslında tam da bu noktada önemlidir: dünyayı algılayış biçimleri derin, yoğun ve sıradışı. Müziğin sesini duyamayanlar dans edenleri deli sanır demiş Nietzsche. Biz o müziğin sesini duyamayan gruptayken sinestetler dans edenler…

Sinestet bireylerin duyuları algılayışı sinestet olmayan bireylere kıyasla daha derin olduğu için sinestezi sanat ile ilişkilendirilen bir kavramdır. Sinestet bireylerin algılarındaki o farklılık ve derinlik onların sanata farklı bir bakış açısı ile yaklaşmasını sağlamaktadır. Bu durum sanatçının çok daha güçlü bir estetik deneyim yaratmasına ve bağlam kurmasına yardım etmektedir. Sinestezi kavramı her ne kadar bir hastalık olarak ele alınsa da bireylerin geneli tarafından bu durumun bir yetenek olduğu düşünülmektedir (Elibol ve Boerescu, 2020).

Sinestezi durumunu yaşayan bazı ünlü sanatçılar:

Ressam: Wassily Kandinsky,

Müzisyenler: Franz Liszt, Nikolai Rimsky-Korsakov, Olivier Messiaen, Alexander Scriabin

Şairler: Matsuo Basho, Arthur Rimbaud, Charles Baudelaire

Yazarlar: Vladimir Nabokov, Joris-Karl Huysmans

Kaynakça

Cytowic, RE (1995). Sinestezi: Fenomenoloji ve nöropsikoloji. Ruh , 2 (10), 2-10.

Öçal, S. (2010). Sinestezi ve iletişim tasarımı (Doctoral dissertation, İstanbul Kültür Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/İletişim Tasarımı Anabilim Dalı).

Bakırcı, Ç.M. (2013). Gerçek ‘Kafa Karışıklığı’: Sinestezi ve evrim. Evrim ağacı. Retrieved from https://evrimagaci.org/gercek-kafa-karisikligi-sinestezi-ve-evrim-361

Elibol, G. C. ve Boerescu, Z. (2020). Sanat ve tasarımda sinestezi etkisi: Çoklu algı yaratmak. Sanat Yazıları, 1(42), 119-140.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın
  1. ne kadar bilgilendirici, böyle adayları görmek çok hoş! başarılarınızın devamını diler sevgiler sunarım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.