Mobbing terimi , İngilizce “to mob” fiilinden türemiştir ve “bir grup halinde kuşatmak, saldırmak” anlamına gelir. Bu nedenle etimoloji, bu dinamiğin tipik olan sinir bozucu davranışını mükemmel bir şekilde yansıtır: aslında, bir çalışma bağlamında bir kişiyi etkilemeyi amaçlayan, tekrarlanan, kasıtlı bir dizi eylemdir.
Kavramı ilk kez 80’li yıllarda ortaya atan İsveçli psikolog Heinz Leymann, mobbingi “bir kişinin meslektaşları veya üstleri tarafından sistematik olarak saldırıya uğramasıyla iş yerindeki çatışmaların tırmanması” olarak tanımlamıştır.
Mobbing: Görünmeyen Yaralar ve Taşınan Yükler
İş yerinde maruz kalınan sistematik baskı, dışlama, küçümseme, aşağılayıcı davranışlar ya da hedef gösterilme gibi davranışlar mobbing olarak tanımlanır. Bu davranışlar çoğu zaman görünür olmayabilir, alttan alta işler, sessizce yayılır ve zamanla bireyin ruhsal dünyasını derinden etkiler. Mobbing sadece bir iş ortamı sorunu değildir; bireyin benlik algısını, duygusal dayanıklılığını ve sosyal yaşamını doğrudan etkileyen ciddi bir psikolojik süreçtir.
Mobbing’e maruz kalan birey zamanla kendisinde bir eksiklik olduğu yanılgısına kapılır. Sürekli eleştirilen ya da yok sayılan kişi, kendini yetersiz, değersiz ve görünmez hissetmeye başlar. Bu hisler yalnızca iş yerinde kalmaz; birey bu duygusal yükü sırtlanarak evine, ilişkilerine ve sosyal çevresine taşır. Artık sadece işini değil, kendini de sorgulayan bir ruh haline bürünür.
Zihinsel olarak “bitse de gitsem” dediğimiz günler, sadece iş saatleriyle sınırlı kalmaz. İş yerinde yaşanan bir aşağılanma, eve döndüğümüzde ilişkilerimizi sabırsız, huzursuz veya içe kapanık hale getirebilir. Sevdiklerimizle paylaşmakta zorlandığımız bu duygular zamanla içimizde büyür ve biz fark etmeden günlük yaşamımızı şekillendirmeye başlar.
Çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek vardır: Kişisel alanımız bedenimizle sınırlı değildir.
Bizler sadece fiziksel sınırlarımızla değil, etrafımızdaki alanla, dokunduğumuz her şeyle bir bütünüz. İş yerindeki masamız, kullandığımız bilgisayar, giydiğimiz kıyafet, kahvemizi koyduğumuz kupa… Bunların hepsi bizim uzantımızdır. Birisi yaptığımız işi küçümsediğinde, sadece o işi değil bizi de küçümsüyormuş gibi hissederiz. Çünkü biz, o işin içine emeğimizi, benliğimizi, değerimizi koymuşuzdur. Bu yüzden bu tür sözlü saldırılar ya da dışlayıcı tavırlar sadece kulağımızda değil, içimizde yankılanır.
Peki, bu duygularla nasıl baş edilir?
İlk olarak bilinmelidir ki bu yaşananlar bireyin suçu değildir. Mobbing, maruz kalan kişiden değil, uygulayan kişiden kaynaklanan bir güç istismarıdır. Bu yüzden kişinin kendisini sorgulaması değil, sınırlarını koruyabilmesi önemlidir.
Duygularınızı tanımak ve adlandırmak bu sürecin ilk adımıdır. Hissettiğiniz şeyin yetersizlik yada değersizlik olduğunu anlamak ve adlandırmak önemlidir. İkinci adımsa şunu kavramaktır; sırf biri size böyle hissettiriyor diye yada siz böyle hissediyorsunuz diye değersiz yada yetersiz değilsiniz. Bu noktada kendi elinizdeki kanıtlara bakın, siz gerçekten değersiz ve yetersiz olduğunuza inanıyor musunuz yoksa bunlar başkalarının düşünceleri ve inançları, siz de bunlara maruz kaldıkça bunlara inanmaya mı başlıyorsunuz ?
İş yerinde yaşananları eve ve özel alanınıza taşımamayı öğrenmek de zamanla geliştirilebilecek bir beceridir. Günün sonunda işten çıktığınızda zihinsel olarak da o alandan çıkabilmeyi, örneğin eve giderken kısa bir yürüyüşle veya küçük bir ritüelle (müzik dinlemek, nefes egzersizi, duş almak gibi) kendinize hatırlatabilirsiniz: “Burası artık benim alanım.”
Ayrıca, bedenimizin dışında kalan ama psikolojik alanımızın bir parçası olan nesnelerimizi, alanlarımızı ve zamanımızı korumak da bir direnç biçimidir. Kendi sınırlarımızı bilmek ve bu sınırları görünür kılmak, uzun vadede yıpranmış özsaygımızı yeniden inşa etmeye yardımcı olur.
Unutmayın, iş yerindeki mobbing sizi tanımlamaz. Sizin değerinizi belirlemez. Ama onunla nasıl başa çıktığınız, kendinize olan inancınızı ve yaşamınıza kattığınız gücü şekillendirebilir.
Merhabalar, ben Psikolog Merve Basut. Burada instagram hesabım olan @psk.mervebasut’ a bağlı olarak psikolojiyle alakalı blog yazıları paylaşıyor olacağım.