Korona Günlerinde “Memento Mori”

Korona Günlerinde “Memento Mori”

Dünya çıldırmış durumda! Senden ne haber?

İnsanlar panik halinde! Sen nasılsın?

Her gün bir yerlerde insanlar ölüyor? Sen sağ mısın?

Karantina günlerinde neler neler oluyor? Sen nerdesin?

İngilterede 19 yaşında bir kızcağız korona korkusundan intihar etti.

Sen iyi misin?

İyi ol!

İyi olmak zorundasın!

Evet, bir gün, vakti geldiğinde hepimiz öleceğiz. Ama adı üstünde; vakti var! Sebepleri farklı olsa da, ölüm herkes için aynı şekilde geliyor. Hem de tam zamanında. Birgün öleceğimizi, unutmamamız gerekiyor ki; boşu boşuna harcamayalım hayatımızı, yine boş işlerle. Dünyevi değil, manevi anlamda dolduralım ruhumuzu ve bedenimizi.

Stresle, gereksiz korkuyla, endişeyle zindan etmeyelim kendimize yaşantımızı.

“Fani olduğunu hatırla”, “Öleceğini hatırla”, “Bir gün öleceksin, bunu hatırla”, “Şimdi yaşa” ve “Ölümünü hatırla” gibi manalara gelen Latince bir deyiş; “Memento Mori”.

Roma imparatoru Marcus Aurelius, bu sözün aralıklarla kulağına fısıldanması için birini görevlendirmiş.

*Memento mori

Fani olduğunu hatırla.

*Memento te hominem esse

Sadece bir insan olduğunu hatırla.

*Respice post te! Hominem te esse memento!

Arkana bak! Sadece bir insansın, hatırla!

İnsan beşer, kuldur şaşar.” diye düşündü ellaham.  Tabii, hayat çok uzun ömür boyu ama aynı zamanda çok kısa bir nefeslik sonu. Bunu bile bile hata yapıyor insanevladı. “Krizi fırsata çevireyim” deyip, insanı sinir küpüne çeviriyor. İki kağıt parçası daha fazla kazanacak diye, insanlığını kaybediyor. Bir gün ölüp gideceğini, maddiyatla doldurduğu kesesini bereberinde götüremeyeceğini unutuyor.

Ancak konumuz ölüm değil; “yaşam”!..

Carpe Diem (günü yaşa) diyoruz hep. Elbette anı yaşayacaksın ama bu “gününü gün et, savurganlık et, yarınını hiç düşünme” demek değil ki? Bulunduğun anı yaşa, doyasıya çıkart tadını, o an aldığın nefesin kıymetini bil, yarınları düşün ama bu yüzden kendini harap etme, an’da kal ki keyif alabilesin.” demek değil mi?

Yaşam da ölüme dair…

Her yeni gün, yani yarın da, yine 25 bin insan açlıktan veya açlığa bağlı  diğer faktörlerden ötürü hayatını kaybedecek, biliyorsun değil mi? Bilmiyorduysan da öğrenmiş oldun. Ben demiyorum, istatistikler diyor. Her gün birçok insan trafik kazalarında ölüyor. Her gün yeni bir şehit haberi alıyoruz. Depremler, tsunamiler, türlü türlü felaketler oluyor. Ama bir virüs geliyor, bütün gündemi allak bullak ediyor. Neden? Çünkü insan ayırt etmiyor ve tüm dünyada kol geziyor. Herkese illaki uğradı ya da uğrayacak. Giderken de kimini yanında götürüyor. Bu yüzden de herkesi bir “ölüm” korkusu sarıyor. Çünkü sadece başkasına, ötekine değil; kendine de uğrayacağını biliyor bu illetin. Belki geçip gidecek bağışıklık kazandığı için farkında olmadan, belki onu da alıp gidecek onunla barışamadığı için fakat illaki uğramış olacak. Bunu duyuyor, görüyor her gün haberlerde. Kabulleniyor ve fakat kalıcı olmaması için çabalıyor, önlemler almaya çalışıyor.

Ölüm de bir gün uğrayacak amma ve lakin onu yok sayıyor. Virüsün etkilerini gözüyle görüp kulağıyla duyuyor çünkü. Halbuki ölüm de göz kırpıyor ama yamacına uğramaz sanıyor. “Ateş düştüğü yeri yakar” sözü daha farklı şeyler ifade ediyor artık onun için. Ama kimi bunun, bünyesine derinlemesine nüfuz edip farkındalık yaratmasına izin veriyor; kimi bencil benliğiyle duyarsız hayatına devam ediyor. Lakin bu tavır virüsten önce de böyleydi, şu an da böyle, sonrasında da maalesef böyle olmaya devam edecek. Acının, tehlikenin, sorunun, felaketin, vs.nin adı farklı farklı ancak insanevladı her durumda aynı kalmaya devam ediyor. Yani; iyi olan yine iyi, kötü olan yine kötü. Hatta daha fazlasıyla. Ve bir fasit daire dönüp duruyor, gittikçe büyüyerek. Bir panik havası hakim ve insanlar panik yaptıkça değişik değişik önlemler alınıyor. Önlemler alındıkça; “Demek ki durum gerçekten kötü” diyerek tekrar panik oluyorlar.

2019 ‘da bildiğimiz gripten ölen kişi sayısı 650 bin. Ama Amerika’da koronadan 20/30 kişi öldüğünde acil önlemler alınmaya başlandı. Yine istatistiklere göre, her gün çeşitli sebeplerden ölen insan sayısı yaklaşık 400 bin. Koronavirüsten ötürü ise, yarım milyona yakın insan enfekte oldu, 21 bin 308 kişi de öldü şu ana kadar ki; bu da 3 aydan fazla bir süre değil. Ülkemize de mart ayı başlarında geldi.

Ay, şiştim… Seni de şişirdim güzel okur, kusura bakma. Dertleşiyoruz işte, ne yapalım? Anca birbirimize anlatıyoruz işte habire, yoksa içine atsan her dakka, maazallah patlarsın.

Velhasıl virüs derdi, hepimizi gerdi. Herkes kendince önlem almaya çalıştı. Kimi hasta olduğu için, kimi hasta olmamak için karantinaya aldı kendini. Biri küvette köpük banyosuyla oyalıyor kendini, diğeri sinirden köpürüyor. Birileri sevişiyor, birileri dövüşüyor. Zorunlu birliktelikler, bir araya gelmeler insanları ya dost ya düşman ediyor. Ne de olsa bir çeşit travma yaşanıyor, virüs korkusu her bünyeyi illaki sarıyor. Önemli olan iyi ve güzel birer insan olarak kalabilmek, duruma alışmak ama panik yapmadan çözümler bulmaya çalışmak, sadece kendimizi değil başkalarını da düşünerek bilinçli bir şekilde hareket etmek ve evde kaldığımız zamanları “kıymetli vakitler”e çevirebilmek.

Örneğin; Çin Medya Grubu Türkiye muhabiri Ma Yuyao, biz Türklere uyarılar yapmış; “Şu aşamada kalabalığa çıkmayın, evde ailenizle çay için. Bu karantina bana ailemle güzel bir süre sağlarken, bazı çiftlerde boşanma patlaması yaşanıyormuş. Bir ay boyunca baş başa kalınca belki çiftler arasında anlaşmazlıklara yol açabilir, özellikle uzun zamandır karantina altında kalırken stres ile beraber endişe duygusu da artar. Bu halle anlaşmazlıkları çözmek zor oluyor. Ancak şunu da belirteyim, boşanma oranı yükselirken evlenme oranı da yükseldi.” demiş.

Çay bölümü bana uyar. Bergamotlu olursa da, değme keyfine.

Sonuç olarak cancağızım;

Yaşıyoruz değil mi? Yaşamak zorundayız, yaşamak zorundasın!

İyi olacağız!

İyi olacaksın!

Ölüm’e rağmen “Dirim”!..

Endişe, korku, hayal kırıklığı, yalnızlık, çaresizlik, umutsuzluk, karamsarlık, kaygılanmak… Bunların hepsi çok normal. Bunların farkına var ve dozunda yaşa.

Elinden geleni yap, önlemini al, bilinçli ol ki; kendini güçlü ve güvende hissedebilesin.

Her saati haber dinlemekle, okumakla geçirme.

Şu günlerde izinlisin, sosyal medyayı rahatça kullan. Ama tabii keyif almak için, öğrenmek için, bilgilenmek ve kendini geliştirmek için, sevdiklerinle haberleşmek için, eğlenmek için. Saçma sapan felaket tellallarını takip etme mesela.

Uzun zamandır ertelediğin, yapamadığın, özlediğin şeyleri yap. Yeni hobiler edin.

Kitap oku, film izle, bilgisayar oyunu oyna, ev işi yap.

Sevdiceklerinle birlikte karşılıklı çayını kahveni yudumla, uzun sohbetli sofralarda otur gülümseyerek.

Kendinin ve evinin bilinmeyenlerini keşfet. Çünkü başını sokabileceğin bir evin var, kıymetini anla.

Beynini kullan artık, zaten 1.400gr. bir şey, ağır da değil öyle. Duruyor kafanda ne zamandır, çalıştırma vakti gelmedi mi?

Birkaç link bırakacağım bak buraya… İnsanlar güzel paylaşımlar yapmışlar sen evde sıkılma, oturduğun yerden gez, gör, eğlen diye:

Red Bull Türkiye’den #EvdeÇal Konserleri

https://www.instagram.com/redbulltr/

NTV Seyahat, online olarak gezilebilen müzeleri ve turistik alanları listesi

www.360degree.org/?panorama=hagia-sophia

www.britishmuseum.org/collection

www.louvre.fr/en/visites-en-ligne

www.musee-orsay.fr/en/collections/overview.html

360stories.com/amsterdam/story/rijksmuseum

360stories.com/amsterdam/story/van-gogh-museum

www.salvador-dali.org/en/museums/dali-theatre-museum-in-figueres/visita-virtual/

www.smb.museum/en/museums-institutions/pergamonmuseum/home.html

www.museivaticani.va/content/museivaticani/en/collezioni/musei/tour-virtuali-elenco.html

www.metmuseum.org/art/online-features/met-360-project

www.guggenheim.org/collection-online

www.nga.gov/collection.html

artsandculture.google.com/partner/the-j-paul-getty-museum?hl=en

http://mmca.go.kr/eng/

www.mna.inah.gob.mx/

masp.org.br/en/collections

www.florence.net/virtual-tour-uffizi-gallery.asp

www.airpano.com/360photo/Italy-Rome-Colosseum/

www.youvisit.com/tour/machupicchu?pl=f

www.google.com/maps/about/behind-the-scenes/streetview/treks/pyramids-of-giza/

Bak, evde durdukça kafalar nasıl güzelleşiyor, çalışıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=UklFHMSlnuU

 

Ben de Diyorum Ki;

Sığınabileceğin Bir Evin Varken;

#EvindeKalTürkiye

#EvsizlerİçinDuaEt

 #EvdeHayatVar 

#HayatEveSığar

#SosyalMesafeniKoru

#Eliniyıka

#BirlikteBasaracagiz 

İklim´in Dora´n

kooplogger

Yazar: iklim dora

Yazıyorum, Paylaşıyorum. Hayatın Sevmek, Inanmak Ve Paylaşmak Olduğunu Düşünüyorum. Az Öz Dostum, Ruh Ikizim Ve Kitaplarım Olduğu Sürece Benden Mutlusu Yok. Dünyalıyım. İçi Dışı, Özü Sözü Bir Olmak; Istediğim. Hadi O Zaman, Okuyalım Güzelleşelim. ツ

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum