KAŞIK

Koridordan yükselen ce ağır ağır ilerleyen ayak sesleri içeride bekleyenlerin korkularını daha da artırmış korkudan başlarını yerden kaldıramıyorlardı. 

Biraz önce koridorda duyulan ayak sesleri kapının önüne kadar gelmişti. Kapının gıcırdayan sesi ile beraber üniformada gmrünmüştü. Beklenenden farklı olarak gayet yavaşça içeri girdi başları yerde olan, giydikleri üniforma üzerlerine bol gelen sıska vücutlu, kepleri ellerinde, başları yerde olan askerleri yavaşça süzdü sonra biraz daha yaklaşıp nefeslerini duyacak kadar yakınlaştı. “Kaldırın başınızı lann! Diye bir nara koparınca yürekleri bir serçeden daha hafif hale gelmiş olan askerlerkorkuyla beraber hızlıca başlarını kaldırıp karşıdaki duvara doğru bakmaya başlasılar. 

Üniformanın kol kısmında çelenk olan komutan oda içinde yürümeye devam etti. Botlarının daha fazla ses çıkarması için özellikle adımlarını sertleştiriyordu. Askerler gelecek olan yeni dalganın korkusuyla yürekleri ağzında bekledikleri an da “Nerede lann?!” Cevap yok. “Size nerede dedim lan!?” “….” Bu sessizlik karşısında sinirleri iyice artan komutan sıradan askerlerin yakasını tutup bir ileri bir geri sallayarak aynı soruyu tekrarlamaya devam ediyordu. İncecik vücutları ve üzerlerinde düşecekmiş gibi duran üniformaları ile boş bir çuval gibi sallanıyorlardı. 

Bir süre devam eden bu hırpalamanın sonunda askerleri karşısına alan komutan “Çök!” Dedi. Sonra “Kalk!” Dedi. Bu çök, kalklar çocuklar artık kalkamayacak hale gelene kadar devam ettikten sonra komutanın tekrar aynı sorusuyla sona erdi “Nasıl kaybettiniz? Dört tane adam bir kaşığa sahip çıkarmadınız mı?!” Komutanın bir nebze yumuşayan sesini fursat bilen askerlerden birisi “Akif Yılmaz Samsun. Biz eksiksiz olarak yerine bırakmıştık komutanım” dedi. Bunun üzerine komutan “Ya demek siz eksiksiz yerine koydunuz biz çaldık size iftira atıyoruz myle mi?! Çıkın lan dışarı!” Hızlıca dışarı çıktılar günboyu devam eden yağmur atıştırmaya devam ediyordu. “Saf düzeninde toplan!” emriyle sıraya girdiler. Ardından başka bit emir “İstikamet geriniz marş marş!” Geriye doğru koşmaya başlayan askerler su birikintisi in olduğu noktaya geldiklerinde “Sürün!” emriyle kendilerini yere atıp sürünmeye başladılar. Au birikintisinin bittiği yerde “Kalk!” emriyle kalktılar sonra “İstikamet sağınız marş marş!” emriyle yeniden koşmaya başladılar. Adeta sıçana dönmüşlerdi. Çamurlu olan yere gelince uzaktan gelen tok ve sert ses yine “Yat, sürün!” emrini verince ıslak ve yorgun askerler şimdi de çanura bulanmışlardı. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.