HZ.EBUBEKİR'E MEKTUP (kısım 2)

Ben yamuk giden yollara adanmış sen yolundan şaşmayan 

Yanlış duymadın ya Ebubekir hiç bir işi rast gitmeyen kendi sessizliğinde kendinin katili bir adamım ben

Yakındığı gecelerde çokça şarap içmiş şaraptan boğulan serçeler le

Ben kendi serçelerimi boğdum sen Muhammed’inin yanından başka bir yere hicret ederken bile kalben onu düşündün 

Cahiliye döneminde bile mütevazıydın şaşmadın yolundan kararlarında nettin bu bendeki kararsızlık niye ?

Bu gece seni görmeyi isterdim ay ışığını hiçe sayıp yüzünün nuruyla aydınlanan gökyüzünde 

Sokaklarım karanlık yürüyemez oldum halime çok güleceksin tenha sokaklar da

Sokaklar öyle tenha ki kolla beni kınında kılıcınım vur inlesin kötülüklerin, acımasızların, düşüncesizlerin bedeni

Tarumar oldu çiçek bahçem duy sesim isim takamıyorum papatyalarıma 

İnce ince sen gülümseyince dillenir sesine sokak sokak dağılıverirler 

Ben mağrur kalmış köşemde elimi katsam aldırmazlar 

Ya Ebubekir inanki sana hasret, ışığa hasret, insanlığa hasret…

İçim bir yalnızlık şehri nereye gitsem kimsesiz ler sokağı boğum boğum her gece yüreğime dolsun dilimden düşmesin 

 

Her insan kendi masalının peşinden koşup duruyor ortalık tutunmaya çalışanlarla dolup taşmış

Allah diye zikreden insanda bile kalmamış merhamet bu hangi çağdır ya Ebubekir düşene bir tekme de onlar vurmuş. 

Bitmek için gelmedim bu gece Resulullah’ın evine giderken beni de al kolların altına.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.