Hayatı Ortalarda Yaşamak

Denge üzerine kurulu bir dünya terazisini sabit tutmaya çalışarak var olmaya çabalıyoruz. Herkesin kefesi eşit ölçüde ağırlıklar ile dengede durmuyor. Ağırlıkların niceliği değişiyor, kefeler kişiliğimize uygun miktarlara göre dönüşüyor. Bir kefeye daha fazla önem atfettiğimizde ise; kaybettiklerimiz kazandıklarımızdan ağır geliyor. 

Bizler sadece sorumluluklarımızdan ibaret olmuyoruz bu hayatta, dünyanın güzelliklerini de göz ardı edemeyiz. Yarın yokmuşçasına veya ölümsüzlük formülünü bulmuşçasına davranamayız, orta yolu bulmalı ve kendi dünyamızın gri alanını oluşturmalıyız. Ne siyah kadar hüzünlü, karamsar ve mateme bürünmüş ne de beyaz kadar mutlu, temiz ve saflık sarmalının içinde olamayız. Çünkü, dünya sorumluluklar içerisinde boğulamayacak kadar kısa ve eğlenceli; hayatı boş veremeyecek kadar da vakur ve inatçı. Yakasına yapışmalı hayatın ve ne istediğine karar vermesini sağlamalıyız ama dünyanın döndüğünü ve bizim de bu ivme içerisinde değişerek dönüştüğümüzü unutmamalıyız. 

Hayat bizim elimize kaşıkta tutmamız gereken iki damla yağ ve aynı zamanda da gezecek, görecek, öğrenecek birçok güzellik vermiş. Kaşıktaki yağ oranları değişse de, kaşık hep elimizde yaşıyoruz. Onu ne kadar yağla dolduracağımız, hayatımızı nasıl şekillendireceğimiz bizim elimizde. Kısacası; ne kaşıktaki yağdan olmalı ne de kaşığa odaklanmalıyız. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.