Düştüğümüz boşluklar.

Kimi zaman derin derin düşüncelere dalar, orada saatlerce sonu gelmeyen sorulara cevap ararız. Kimi zaman yaptığımız şeylerden kendimizi suçlar, kimi zaman da yapmadığımız şeylerin pişmanlığını düşünerek kendimizi amansız bir acının içine bırakırız. Hayatımızda düştüğümüz bazı boşluklar aslında bizi bazı parçaları birleştirmeye yöneltir. İnsanların bize yaptığı şeyleri derin bir süzgeçten geçirerek sonunda bir karara varırız. Genelde içine düştüğümüz  bu boşlukların derinliği bir obruk kadar büyüktür, içine düştüğümüzde ya boğuluruz, ya da boğuluruz. Bir kaçışı yok çünkü. Düşündükçe daha da düşünürüz, içinden çıkılmaz bir hal aldığında ise kendimizi bu boşluğun dibinde buluruz. İnsanlarla kurduğumuz ilişkiler, gelecek kaygımız, şu anki ruh halimiz bizi sürekli düşünmeye itmiyor mu sanki? Düşünmek istemedikçe zihnimiz bize alaycı bir tavırla bakmıyor mu? Ne kadar kaçarsak kaçalım boşluklar, belirsizlikler bizi yiyip bitirmiyor mu? Belirsizlik demişken, bazen içine düştüğümüz bu boşlukların nedeni belirsizliklerdir. Yaşanması mümkünken yaşanılmayan, bir girdabın içine düşüp oradan oraya savrulmamıza neden olan şey belirsizlik değil midir? İnsan ya vardır ya yoktur. Ya bir şeyi yapacaktır ya da yapmayacaktır. Belkide kötü bir seçim yapacağımızdan korktuğumuz için belirsizliğin içine düşüyoruz. Ya da sadece bazı şeyleri zamanın vicdanına bıraktığımız için belirsizliğe doğru savruluyoruz. Kendimizle her vakit çelişkiye düştüğümüz için belirsizliğin kucağına kendimizi bırakıyoruz. İçimizde dolmak bilmeyen bu boşluk, sanıyorum ki hayatımızın her anında peşimizde gölgemiz olarak dolanacak. Ne istediğimizi bilmeyen bir insan olduğumuz sürece boşluk ve belirsizlik yakamızdan düşmeyecek. Hayatın her anını ne istediğini bilen insanlarla geçirin, sizi oyalayan, önceliği siz olmayan insanlardan uzak durun. Bu tür insanlar sizin yaşam enerjinizi sinsi sinsi emerek, size negatif bir yaşam sürdürmeyi sağlar. İçine düştüğümüz boşlukların %80’i insanlar sayesinde diyebilirim. İnsanın payı emin olun çok büyüktür.

Zaman zaman insanlardan kaçma isteğiniz olur, bu normaldir. Bu tür zamanlarda yalnız kalmanız iyi olacaktır, sizi insanlardan daha mutlu eden şeylere yönelin. Zihninizi ne kadar iyi şeylerle meşgul ederseniz o kadar olumsuz düşüncelerden kurtulmuş olursunuz. Eğer ruhsal anlamda karşınızdaki kişiye kötü geleceğinize inanıyorsanız son verin. Çünkü sağlıklı insan ilişkilerinde en önemli şey zihin sağlığıdır. Kafanızda bitirmediğiniz, bir şeye karar veremediğiniz şeylerde karşınızdaki kişinin ne hissedeceğini düşünerek hareket ediniz. Zira karşınızdaki insan her daim sizin seçimlerinizi bekleyecek kadar sabırlı değildir. İçine düştüğünüz boşluk sizi boğmadan siz o boşluktan çıkın. Yapacağınız, yaşayacağınız birçok şeyin hayalini kurarak yaşayın. Hayatınıza daima kararlı adımlar atarak devam edin. Günlük hayatınızın bir parçası olmasına izin vermeyin, insanlarla sağlıksız ilişkiler yürütmenize neden olacak olumsuz şeyleri silin. İçinizdeki ses asla susmak bilmeyecek, evet. Bu doğru, ama bu sesin esiri olmamak da sizin elinizde. Bu hayatta ne istediğini bilenler 1-0 öndedir unutmayın. Yazımı güzel bir sözle bitirmek istiyorum;

“Belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericiydi.”Dostoyevski

Sağlıklı ve mutlu kalın :))

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.