Dostluğa Dahil mi?

Yazmak.Yazıya dökmek.Düşünceler, hisler uçup gitmeden yakasından tutup yazıya dökmek.Günler, haftalar ,aylar hatta yıllar sonra bile eskimiş bir fotoğrafla , kalemden kağıda dökülmüş hisleri ellerinizin arasına alıp dokunabilirsiniz.İnsan bazen nefretini dökmek için bazen de sevgisinin uçup gitmemesi biryerlerde yazılı kalması için yazıya döker.Yazıya dökülmezse elbette uçup gitmez duygular ama bazı insanlar duygularına karşı daha romantik davranır ve kalbindeki hisleriyle düşüncelerini kalemden kağıda geçirip somut şekile getirir .Bazende insan hayatında iz bırakmış kişiye hissettiği duyguları telefon açıp söyleyemezde biyerlere yazmak ister.Kalıcı olsun hiçbir zaman kaybolmasın ister.

Yaklaşık 9 sene önce ailemden ayrıldığım ilk gün bir bavulumla girdiğim odada karşımda yatağın üstünde oturan renkli gözleriyle bana bakan uzun ince (herzamanda öyle kalan) bir kızdı.Dik duruşuyla, konuşmasıyla,özgüveniyle başın ne zaman sıkıntıya girse yardımını esirgemiyceğini bildiğin, beraber yaşadığın bir odada yeri geldi ekmeğini paylaştığın ,yeri geldi bir yatağın üstünde saatlerce oturup sohbet ettiğin,ailenden kilometrelerce uzakta bir kardeş sıcaklığını paylaştığın bir insanı  4 senenin sonunda  ayrı şehirlere düşsende unutabilir misin?O insanı hiç tanımamış sayabilir misin kendini?

Günlerce,aylarca hatta yıllarca konuşmasanda görüşmesende  aklının bir köşesinde duran dostum dediğin kişinin ses tonu,gülüşü halâ ilk gün ki gibi hatıralarında kalır.İnsanın gözünün önüne gelen minik anılar sebepsiz yere gülümsetirken içini de ısıtmaz mı?Bir yurt odasında hediye gelen ayıcığın  sağını solunu incelerken gülmekten yerlere yatmak, yurt yemekhanesinde sürekli aynı yemekleri yemekten bıkmış halde çiğköfte partileri vermek, gecenin bir yarısında nescafe abur cubur atıştırmaları eşliğinde en koyu sohbetlere dalmak, yemekhane de birbirimizin yerine sıra beklemek,onun beni okuldan erken çıktığım günlerde kahvaltıya beklemesi,benim akşam yemeklerine beklemem,her yıl dönem başı “ne zaman geliceksin” diye sürekli mesaj atarak bunaltmam, yine birgün ansızın kaldığımız odanın fiziki şartlarından dolayı başka bir odaya gitmeyi düşündüğünü öğrendiğimde başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissedip çok üzülmem sonra tabiki gitmemesine her nekadar belli etmesemde çok sevinmem öyle böyle geçen 4yılın sonunda ayrı şehirlere ayrı hayatlara savrulsakda birgün iş yerinde içtiğin sallama çay markasıyla 4yıl boyunca nerdeyse sürekli beraber yediğin içtiğin kişiyi hatırlayıp gülümsemek de dostluğa dahil mi?

İnsanın 20yaşında tanıdığı ve geçen yıllar içinde dost olduğu kişiyle ayrı şehirlerde yaşasada anılarda beraber olduğu, unutmadığı 50 yaşına gelince de hala aklında kalacağı,bir telefon görüşmesinde sanki karşılıklı oturup kahve içiyormuşçasına keyif aldığımız saatler geçirmek dileğiyle…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.